"VAADCİNİN, VAADLERİNİ YERİNE GETİRMEK İÇİN ŞARTLARI.
   
  Senaryolarını yazdıkları oyunlarında, o çok güvendikleri ve son umutları olan VAAD'cilerine, çamurdan yaratılmışları "kefarret olarak" kurban etmek.
   
   
   
  BAŞLARKEN:

Tanrı kelimesi, Tevhid inancından uzakta gelişme sağlayan, "ALLAH", dışında kendilerine bir takım hayali olgular oluşturanların, KUTSAL olarak benimsediklerine verdikleri genel bir addır. Bu benimsemeler, taş-sopa, dağ-tepe olabileceği gibi, şeytani varlıklar, insanlar ve cinlerden edinilmiş "kutsal ilanlılarda" olabilir. Meleklerin onların ibadetine izin vermiyeceği, böyle bir şeyin imkansız olduğu Kur'an'ı Kerim'de bizlere bildiriliyor.

Melek sandıklarının da kesinlikle CİNLER olduğu, bu tür "ilahi varlıklar sanılanların" kesinlikle CİN olduğu, Kur'an'ı Kerim'de, BİZLERİ UYARMAK İÇİN bildiriliyor.Yanlış hayallere kapılmamız ve bilinmezlerin arkasına takılmamız için İKAZ EDİLİYORUZ.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar CİNLERE İBADET EDİYORLARDI . Onların çoğu CİNLERE İNANIYORDU.”

Bu nedenle yazı boyunca, Tanrı kelimesi onların anlayışını belirtmek için kullanılıyor. Pagan ve putpers dinlerde de, Tanrı kelimesi kullanılıyor. Asla ve asla Tanrı hitabının "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'la" bir ilgisi yoktur. "ALLAH", sadece kendisine özel olan isimlerle anılır.

ALLAH BU DURUMU BİZE ŞU AYETLE BİLDİRİYOR.
19 - MERYEM.....65. (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun ADIYLA ANILAN birini biliyor musun?

Aynı durum Peygamberler ve Cebrail içinde geçerlidir. Onların ismini verdikleri, peygamberi olarak ilan ettikler isimler, tamamen kendi oluşturdukları hatta kendilerine yakıştırdıkları, inanç sistemlerine uygun buldukları hayali karekterler. Bu uygulama ile kitaplarında bu isimlerin geçiyor olması nedeniyle de isimlerinin önüne, "Hz." gibi unvanlar koyulmamıştır.

Konu bizim inancımızda olan, bizlerin bildiği Peygamberlerden bahsetmeye geldiğinde, Önlerine Hz. unvanı koyulmuştur. Hz. Muhammed, HZ. İsa, Hz.Musa, Hz. Meryem..gibi..

Onlar peygamber dediklerinin, karılarını satmış olmasını, kardeşleri ile evlenmesini, kızlarının babalarından çocuk edinmesini, hille yapmasını, put imal etmesini, Putlara tapmasını, peygambere torunun tecavüz etmesini, yalan söylemesini kabullenmişler ve bunları da kitaplarında hiç sakınca görmeden yayınlıyorlar.

Karısını satan, puta tapan peygamber dediklerinin içinde bulunduğu sözleri yazarken ve o ifadeleri yorumlarken, nasıl olurda; onun isminin önüne Hz.gibi unvanlar koyabilirim. Nasıl olurda o çirkin eylemleri Peygamberlerime yapıştırabilirim? Onların kitabındaki, İSA'nın "ben Tanrıyım/Rab'bım/Oğulum" dediği, ifadesinin önüne Hz.unvanını koyarak nasıl olurda onu, Hz.İsa ile özdeşleştirebilirim?

   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  VAAD'cinin, İMANIMIZI İSTEYENİN YAPMAK İSTEDİKLERİ NELERMİŞ BİR BAKALIM. Neden ARGEMEDDON, MEGİDDO ve AMİK ovası.Peygamberler bölgesinin kapısı önünde yapmayı tasarladıkları savaşta ve öncesinde neler olmasını öngörüyorlar. BABA TANRI ve Oğul TANRI arasındaki iktidar savaşı, Dünya yaşamında nelere mal olabilir.

Esasında, herşey bilgisayarda oynanan savaş oyunu çerçevesinde planlanmış ve sadece hayal ediliyor, sadece varsayıyorlar. Ellerindeki kitaba da ESİNLENME DEMİYORLAR MI?.O hayale göre; hatta Pavlus gibilerinin, Yuhanna gibilerinin (yada onlara isnat edilen) hayallerine dayanarak kurgulanmış.

BABA TANRI inançları da, OĞUL TANRI inançları da, BİRİCİK OĞUL inançları da, VAADci / Müjdeci inançları da, TEK ve BİR inançlarıda, TANRININ sağında oturan TANRI inançları da, VARLIK BİRLİĞİ inançları da "BİR'İN" EGEMENLİĞİNE inançları da, SONSUZ YAŞAM inançları da, ALTIN ÇAĞ inançları da, KURTARICININ GÖKTEN gelme inançları da..vs..hepsi sanal, hepsi hayal buraya kadar bir problem yok isteyen istediği hayali kurar.

Ama ölümler ve zulumler, kan ve göz yaşları gerçek... İMANDAN SAPIŞLAR, ŞEYTANA UYUŞLAR, VAADCİYE TAKILMALARSA gerçek olacak.

Luka (Luke)............12/51 YERYÜZÜNE barış getirmeye mi GELDİĞİMİ sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, ben ayrılık getirmeye geldim.
Luka (Luke)............12/52 Bundan böyle bir evde beş kişi, ikiye karşı üç, üçe karşı iki bölünmüş olacak.
Luka (Luke)............12/53 Baba oğluna karşı, oğul babasına karşı, anne kızına karşı, kız annesine karşı, kaynana gelinine karşı, gelin kaynanasına karşı olacaktır.»

Matta (Matthew).....10/34 «YERYÜZÜNE barış getirmeye GELDİĞİMİ sanmayın! Ben barış değil, kılıç getirmeye geldim.
Matta (Matthew).....10/35 Çünkü ben oğulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim.

   
  KONUYA GİRMEDEN ÖNCE ORTAYA CEVAPLARINI BULMASI GEREKEN SORULAR ÇIKIYOR. Ana hatları ile sorular şunlar..
   
  Eski ve Yeni Ahit'e tabii olanlar için kafir olanlar kimlerdir?

Argemeddon savaşının organizatörleri kimlerdir?

Argemeddon savaşının seyircileri ve "abi ne yazılmışsa oluyor" diyenler kimlerdir?

Argemeddon savaşında kurtarılmayı bekleyenler kimlerdir.

Argemeddon savaşında yok edilmesi beklenenler kimlerdir.

Argemeddon savaşından önce tapınaklarını yapacak olanlar kimlerdir?

Argemeddon savaşından önce Camii'leri (ör: Mescid-i Aksa) yıkılacak olanlar kimlerdir?

Argemeddon savaşı öncesi geleni karşılamaya gidecek olanlar kimlerdir?

Argemeddon savaşı sırasında, gökten melekleri ve kilisesi ile geleni görecek olanlar kimlerdir?

 


  MESİH'in, kendilerine geleceğine inanlar kimlerdir?
MESİH'in, onlara geleceğine inanlar kimlerdir?

MESİH, "bize gelecek" diyenler kimlerdir?
MESİH, "onlara gelecek" diyenler kimlerdir?

MESİH, "bize geldi" diyecek olanlar kimlerdir?
MESİH, "onlara geldi" diyecek olanlar kimlerdir?

MESİH'i, onaylayarak "evet bu MESİH'dir" diyecek olanlar kimlerdir?
MESİH'i, onaylayarak "evet o MESİH imiş" diyecek olanlar kimlerdir?

MESİH'e, "Tanrının oğlu" diyenler kimlerdir?
MESİH'e, "Tanrının oğlu değildir" diyenler kimlerdir?

MESİH'e, "Tanrı" diyenler kimlerdir?
MESİH'e, "Tanrı değildir" diyenler kimlerdir?

(Burada" Mesih İsa yada Mesih" ismi ; onların prototip olarak kitaplarında bahsettikleri, Tanrı oduğunu, yaratılmadığını, öncesiz olduğunu iddia ettikleri hayallerindeki şahsiyetin ismi. Asla Peygamberimiz olan Hz. İsa değil. Eğer onların tanımladığı hayallerinde ki şahsiyet söz konusu olmasa bu nitelendirmeler nasıl olur?)

   
  GÖKTEN GELİŞİ, İNİŞİ vs. GİBİ OLAYLAR BİR KENARA BIRAKILIRSA, KARAR MAKAMLARININ ONAY ÖNCESİ, MESİH İSA'DA ARAYACAKLARI, OLMAZSA OLMAZLARIN BAZILARI ŞUNLAR OLABİLİR

MESİH'in; Tanrılığına,
MESİH'in; Tanrılı ile aynı özdenim demesine,
MESİH'in; Tanrının sağında oturuyordum demesine,
MESİH'in; Tanrı ile eşitliği planım gereği bozdum demesine,
MESİH'in; "Biricik Oğul'un kendisi" olduğunu ilan etmesine,
MESİH'in; Varlık birliğinin "BİR'in" kendisi olduğunu onaylamasına,
MESİH'in; Alemlerin Rabbi olan Allah'ın, "oğul yok" sözünü yalanlamasına,
MESİH'in; Allah'ın benden başka ilah yoktur sözünü yalanlamasına,
MESİH'in; Allah'ın din gününün malikliğini red etmesine,
MESİH'in; Allah'ın "Meryem tanrının (Tanrıya oğul isnat edilen isa Mesih'in) annesi değildir sözünü reddetmesine,
MESİH'in; Her ne kadar kendisinden sonra yapılmış olsa da yeni antlaşmayı onaylayıp onaylamayacağına,
MESİH'in; Kurtarıcı olarak gelişinde gökte karşılamaya gidenlerin kendilerinin olup olmayacağına,
MESİH'in; Kurtarıcı olarak gelişinde yanında kilisesinin ve meleklerinin olup olmayacağına,
MESİH'in; Müjdeleri yerine getirip getirmeyeceğine,
MESİH'in; Pavlus'un azizliğini onaylamasına,
MESİH'in; Bu güne kadar Aziz ilan ettiklerinin kabul edilmesine,
MESİH'in; Bu güne kadar, Cennet vizesi vererek Cennete gönderdiklerinin kabulüne,
MESİH'in; Bugüne kadar, Enginizasyonlarda yaktıklarına "elinize sağlık" demesine,
MESİH'in; Kafir damgası vurduklarını lanetlemesine,
MESİH'in; Uyduğu kitaba, eliyle getirdiği kitaba/elindeki kitaba,
MESİH'in; "Esinlenendim" diye metin yazanları, "Esinlendirenin" o olup olmadığına,
MESİH'in; Esinlendirmelerde yer alan, kişisel isteklerin, sövgü ve selamların da kendisiden olduğunu kabul etmesine,
MESİH'in; Kiliseye gidip gitmeyeceğine,
MESİH'in; Ortaya çıktığı yerin Kiliseyle ilgisine,
MESİH'in; Gerildiği Haç'ı sembolize eden istavrozu takıp takmayacağına......................Luka........14/27 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, benim öğrencim olamaz.
MESİH'in; 2000 yıldır, ardından HAÇI TAŞIYANLARI öğrencileri olarak kabul etmesine... Matta.......10/38 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, bana layık değildir.
MESİH'in; Çarmıha gerilmeyi onaylamasına hatta çivi izlerine,
MESİH'in; Hz. Muhammed'i tanıyıp tanımadığına,
MESİH'in; Hz. Muhammed'in Peygamberliğini kabul etmemesine,
MESİH'in; Haçlı seferleri için organizasyonları gerçekleştirenlere teşekkür etmesine,
MESİH'in; Papa'nın "Hz. Muhammed kılıçtan başka ne getirdi "sözüne onay vermesine,
MESİH'in; Ayrıca; Şam işgalin de Selahattin Eyyubi'nin sandukasını tekmeleyerek "kalk Selahattin biz yine geldik" diyen General Allenby'e teşekkür etmesine,
MESİH'in; Kur'an'ı Kerim'i kabul etmemesine,
MESİH'in; Cehenneme gidip 3 gün sonra dirildiğini doğrulamasına,
MESİH'in; Mayalı ekmekte olur mayasız ekmekte olur demesine, (1000 yıllık vatikan, fener aforoz nedenlerinden biri)
MESİH'in; Son papa'nın Kutsal Ruh tarafından seçilmiş olduğunu onaylamasına,
MESİH'in; İznik konseyi ve diğer konseylerde alınan kararları onaylamasına,
MESİH'in; Kendi adına sözcülüğe soyunmuş olan tüm kilise yaranlarına teşekkür etmesine,
MESİH'in; Kendilerinin düşman olarak gösterdiklerini düşman kabul etmesine,
MESİH'in; Kendi kitapları dışında başka kitapları sapkın Kitap ilan etmesine, (Yahudi ve Hıristiyanların kitaplarını, aynı kapak altında tutmalarının nedeni)
MESİH'in; Kendi ait oldukları din dışındaki tüm dinleri sapkın din ilan etmesine, (Yahudi ve Hıristiyanların dinleri de aynı kapak altında ki kitapta )
MESİH'in; Vaad edilmiş toprakları yani Fırat-Dicle nehri ile Nil nehri arasını Yahudilere vermesini,
 

 

  Yukarıdaki soruların cevaplarını, onların onaylaması ve bu beklenen mesihtir onayı vermeleri ardından mesih oyunu başlayacak. Eğer onay vermezlerse, ortaya çıkan mesih, HASAN MEZARCI gibi; özel (Diyaloğa girmemiş ve kamuya mal olmamış) ve yerel mesihlik görevini sürdürebilir.

ALLAH'IN, onlara SİPARİŞLERİNİ GÖNDERECEĞİNE inanıyormusunuz.Onlar ALLAH'TAN BÖYLE BİR YARDIMIN GELMEYECEĞİNE İSİMLERİNDEN EMİN OLDUKLARI KADAR EMİNLER. Bu konuda hiç bir şüpheleri yok.Onlarda zaten gönderilmeyeceğini biliyorlar ve bu işler Tanrıya bırakılmayacak kadar önemli işlerdir diyerek işe dört elle sarılıp dört koldan giriyorlar.
   
  Yukarıdaki sorulardan bir tanesi bile, onların lehine cevap bulursa, başka bir değişle Mesih(?) tarafından onların istediği tarzda cevap bulunacağına inanılıyorsa; "ben bu işaret edilen Mesih'in arkasından gitmem/ ben onun yanında olmam mümkün değil" diyorsanız, o halde korkacak bir şeyiniz yok. Onların, Dünya imparatorluğu savaşına, iman savaşı tuzağına takılmayacak olanlardansınız.

Belki siz; onlara yukarıdaki şartlarda Mesih geleceğine inanmayanlardan ve onların savaş tezgahına takılmayacak olanlardansınız.

Belki siz; Mesih veya benzeri bir uyarıcı elbette ALLAH'IN LUTFU'yla gelebilir ama o gelen, "onların onaylaması mümkün olmayan biridir" diyenlerdensiniz.

Belki siz; Kur'an da böyle bir delil yok, Allah kullarını bu kadar beklentide bırakır mı, Allah kurtarıcı ve rehber olarak Kur'an'ı vermedi mi? diyenlerdensiniz.

Belki siz; Mesih-Mehdi geleceğine inanıyorsunuz ama böyle birinin Kur'an'la ve Kur'an'a tabii olanlara geleceğini düşünüyorsunuz. Neden haçlı seferleri yapan, Haçı putu ilah yapanlara gelsin diyorsunuz.Müslümanlık yayılacaksa, Müslümanlığın olduğu yerlerden yayılır diyorsunuz.Kur'an'la amel edecek Mesih, niye elleriyle yazdıkları kitaplara bağlı olanlara gelsin diyenlerdensiniz.O halde siz, imani kayıplar yaşamayacak olanlardansınız.

Hz. İsa gelecekse neden hıristiyanlara gelsin, Allah'ın nezdinde Hıristiyanlık diye bir din yok ki. Hz. İsa'da Müslümandı. Hz.Muhammed'de, imanın az yada çok olduğu bir bölgeye gönderildi.Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müşriklerin (Allah'a ibadetlerinde şirk koşanların- bugün örneklerini bol bol bulabileceklerinizden. Yalnız bugünkülerin putları, putculuk damgası yememek için gönüllerinde yaşatılıyor) bulunduğu bölgeye gönderildi.Budist, put-peres topluluğa gönderilmedi.

Diğer tüm Peygamberlerde (bilinen) imanın olduğu bölgeye veya hemen yakınına gönderilmiştir.O halde, Hz.İsa gelecekse neden Allah'a ortaklar koşan, başka Tanrılar edinen, Haça-puta tapanlara gönderilsin?

Onlar sadece İSA ismini kullanıyorlar diye Hz.İsa onlara neden gelecek olsun.Kitaplarının kapaklarına, Allah tarafından gönderilen kitapların isimlerini yazdılar diye o kitaplar nasıl ilahi olmuyorsa, (kendileride kabul ediyor) İsa isminide kullanmak Hz. İsa'dır anlamını taşımaz.

Allah'ın indirdiği ile Hz.İsa'nın tebliğ ettikleri ile hiçbir alakası olmayanlara neden (hemde) bir kurtarıcı gelsin. Onlar neden kurtarılacak, onların neden kurtarılmaya ihtiyaçları var. Dünyada ezilenlerin, özgürlükleri ve gelecekleri ülkeleri ile birlikte işgal edilmişlerin onlardan kurtarılmaya ihtiyacı var.

Yanlış olabilecek her şeyi, başkalarına göre değil, Kur'an rehberliğinde değerlendiriyorsunuz.Onlarında, en korktukları da zaten bu. Onlar, Allah'ın kendilerine lutufta bulunmayacağını adları gibi biliyorlar. Kur'an'daki Ayetleri, yaldızlayarak, manalarını değiştirerek, farklı yorumlar getirerek, "falanca efendiler dediydi ki" maskelerini kullanarak, kendilerine destekciler topluyorlar.

DECCAL'İN SÖZLÜK KARŞILIĞI:Gizleyen,örten, saklayan, yaldızlayan imiş... Kimler neyi/ neleri gizliyor, örtüyor, yaldızlıyor KUR'AN'I KERİM kılavuzluğunda bakın değerlendirin.

Kur'an'a bakıldığında böyle delillerin olmadığını görüyorsunuz. Her ne olursa olsun, her kim söylerse söylesin mutlaka Kur'an'ın rehberliğine, korumacılığına sığınmalıyız. Çünkü Kur'an'ı Kerim, Allah'ın emrettiği, dosdoğru yolu gösteren, rehber, rahmet olan sımsıkı sarılmamız gereken yegane KURTARICIMIZDIR.

   
  Mesih oyunu başlayacaktır diyoruz çünkü; kurtarıcı tarafından kurtarılacağı söylenenler, daha henüz kurtarılmayı gerektirecek duruma değiller.
Ohalde ne olacakta kurtulmayı gerektirecek duruma gelecekler.
Ne olacakta birileri kutar bizi Mesih diye yalvarmaya başlayacak.
Ne olacakta Mesih bizi kurtar diye yalvaranların geçekten kurtarılması gerektiğine inanılacak

Mesih oyunu başlayacaktır diyoruz çünkü; kurtarıcı tarafından yok edileceği söylenenlerin gerçekten kurtarılmaya ihtiyaçları var.
Kurtarıcı tarafından, kurtarılması muhtemel aday adayları, şu anda refah ve güven içinde yaşamaktalar
Kurtarıcı tarafından, imha edilmesi muhtemel olanlar, fiziki yada piskolojik işgal altında korkular içinde yaşamaktalar

Kurtarıcı tarafından, kurtarılması muhtemel aday adayları, kurtulacakları ahım-şahım boyutlarında fiziki bir tehlikeyi de algılamış değillerdir.(Terör ve tehdit olarak gösterilen hedefler, bu oyuna renk ve can vermesi için organizatörlerin kullandığı efektlerdir.İe heyacan ve inandırıcılık katmak içindir.)
Kurtarıcı tarafından, imha edilmesi muhtemel olanlar, kendilerini o boyutlar da tehlikeli olabileceklerine inanmış değillerdir. (İç unsurlar için atıp tutmalar racon gereğidir.)

Ne olacakta tedit edebilir güç haline gelebilecekler, onlarda merakla beklemekteler.Belki, Mesih gerçekten Kur'an'la gelirde, bizde bunları dedikleri gibi ezeriz beklentisi içinde bekliyorlar.

Mesih beklentisi içinde olan, hemen hemen her Müslüman, gelecek olan Mesih'i Müslüman kabul edip "İnşallah Mesih gelecek, Haçı-Putu kıracağız herkez Müslüman olacak" demiyor mu? Gerçekten kurtarılmaya ihtiyacı olanlar Müslümanlar. İşgal ve zulüm altında olanlar Müslümanlar.Her türlü sömürü ve aşağlanma içine itilenler Müslümanlar. Dünya da tüm terörden sorumlu tutulanlar, planlayıcıları/ mimarları/organizatörleri kendileri olduğu halde, tu-kak gösterilenler Müslümanlar.

Allah tarafından, bir kurtarıcı gelecekse Müslümanlara gelmeli ihtiyaç bildirimi arkasından, o halde bir kurtarıcı gelecekse Müslümanlara gelecektir sonucuna ulaşmak hiçte zor değil.Kendilerinin Allah'la hiç bir ilişiği olmayanlar, kendilerine Allah'tan bir lutuf gelmeyeceğinden emin olanlar,Vaad'cinin arkasına takılıpta kafalarında ki güç yetirilemez saltanatı ve sonsuz yaşamı hayal edenler, bu çıkarımdan/sonuçtan hareketle;

Eğer, Müslümanları ezer, sömürür, iter-kakar, kutsal olan ilahi değerleri koruyamayacak hale getirirsen, "Allah mutlaka onlara bir kurtarıcı gönderecektir"
Allah kurtarıcıyı, yeryüzünde samimi olarak TEK "ALLAH'A" İMAN EDEN, tahrif edilmemiş tek kitap olan "KUR'AN'I KERİM'E" uyanlara göndermeyecekte kime gönderecek?
Eğer Allah, yeryüzünde Kur'an easalı bir imanın devamını istiyorsa elbette bir elçi göndererek bu gidişata dur diyecektir.
Eğer, son Peygamber Hz. Muhammed'e bağlı olarak yayılan Müslümanlığın tekrar eski günlerine dönmesini öngörülmüşse, mutlaka bir resül "Müslümanlara gelmelidir", üzerine yoğunlaşmışlardır / odaklanmışlardır.

İşte; TANRIYI KIYAMET'e zorlama fikri bu görüşün ağırlık kazanmasıyla, bir proje olarak planmıştır. Onlara göre TANRI KIZARSA, yer yüzüne bir temsilci gönderirse, onlarda Varlık birliği ittifakları ve tüm güçleri ile DECCAL ilanı arkasından o gelen temsilciyi yok ederek zafere elde edeceklerdir. Az mı? Peygamber öldürüp, Kitapları tahrif edip yok etmedik elbette bununda altından kalkarız mantığı ile hareket etmektedirler.İşte ahitler işte orada yazılanlar. her seferinde saptık yine birşey olmadı. Her saferinde yeni uyarıcılar geldi. bu safer dahada güçlüyüz.Yeryüzünde ne istiyorsak o oluyor. ARTIK SON NOKTAYI KOYMALI Üstelik VAAD'cileride kendilerinden yana.
   
  DECCAL İÇİN (Müslümanlara hitap edecek şekilde) BELİRLEDİKLERİ ÖZELLİKLERİN İŞLENDİĞİ "DECCAL ve MESİH" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Eğer sadece vaad edilmiş toprakların peşinde olsalar istedikleri yerleri belli bir vade içinde ele geçiremezler mi? Ortadoğuda olan devletlerin sınırlarını cetvelle onlar çizip taksim etmediler mi?Geçiciülkeler kurmadılar mı? Ülkeleri bölmede üstad olanlar bu eylemi neden sadece askeri yoldan değilde, önce iman savaşı, sonra yok etme, sonra elde etme yolunu seçiyorlar.Her iki yolda da Askeri güç birliğine ihtiyaçları var..

Bölge zaten paramparça halinde kendilerine istedikleri kadar taraftar bulabilirler. Bölge ülkelerinden onlara kafa tutabilecek var mı. Yok. Irak'ın başına gelenleri herkez biliyor.İran'ın tutumu sadece yüklenilen rol gereği. Bir zamanlar Saddam'a biçilen rol onlara biçildi hepsi o kadar.Hep hayali düşmanlarla bu işi götüremiyaceğini bilen senaristler inandırıcılığı artırabilmek için, gerçek fiziki hedefleri oyuna dahil ettiler.2000 yıl süresince planlanmış dini maskeler altında, imanı yok etme savaşı. Her zaman yaptıkları gibi herşeyi Tanrı adına yapabilmeleri için gerekli olan din maskesi.

Luka (Luke)............12/49 «Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!
Luka (Luke)............12/50 Katlanmam gereken bir vaftiz var. Bu vaftiz gerçekleşinceye dek nasıl da sıkıntı çekiyorum!
Luka (Luke)............12/51 Yeryüzüne barış getirmeye mi geldiğimi sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, ben ayrılık getirmeye geldim.
Luka (Luke)............12/52 Bundan böyle bir evde beş kişi, ikiye karşı üç, üçe karşı iki bölünmüş olacak.
Luka (Luke)............12/53 Baba oğluna karşı, oğul babasına karşı, anne kızına karşı, kız annesine karşı, kaynana gelinine karşı, gelin kaynanasına karşı olacaktır.»
   
  TANRI ADINA ÖLDÜRMELERE ÖRNEK
  Havva'nın şeytana uyup ilk günahı işleyen kabul edilmesi yıllar sonra; dine girerken ataları Vaftiz olmamış, ataları vaftiz olmayınca arkadan gelen nesillerde ilk günah için Vaftiz edilmemiş.

Papa'lık, bu nedenle "bunları da vaftiz edemiyoruz. Günahları almış yürümüş, bizlere uğursuzluk da getiriyorlar, vaftizde edilemediklerine göre,...." diyerek; bu günahtan doğanların katline karar verilmiş. Bu enginizasyon kararına göre milyonlarca kişi kafir ilan edilmiş.

1209 yılında Papa, yoğunlaşan günahlardan kurtulabilmek, İsa'nın kurtarıcılığını sağlayabilmek/hak edebilmek için "Heretik = Dinden sapmış kişi, kabul ettikleri Hıristiyan cemaatleri soykırıma uğratmış.

Cathare diye adlandırılan bu soykırım sırasında
yaklaşık bir milyon civarında insan öldürülmüş.Kim adına İSA mesih adına, TANRI adına.İsa kurtaracak diye girdikleri dinde Tanrı İsa adına öldürülmüşler.

Niçin öldürülmüşler Kurtuluşu sağlayabilmek için/günahları yok edebilmek için. O kadar çok kısa zamanda o kadar çok insan öldürülmüş ki, kimin vaftizli, kimin değil, kim kafir (heretik), kim değil ayırt edememişler, etmekte istememişler.Kilise kayıtlarına bile bakmadan önlerine gelen herkezi kimlerden olduğuna bakmadan katletmişler. Tanrının onlara verdiği görev algılamaları, her zamanki gibi öldürmek olduğundan, işleri aksatırız korkusuyla suçlu-suçsuz konusuna vakit ayıramamışlar.

Soykırımı yöneten Katolik şövalyelerden biri şöyle demiş: "Hepsini öldürün. Tanrı nasıl olsa hangisinin kafir (heretik), hangisinin masum olduğuna karar verir."Kendilerini TANRI VEKİLİ ilan edenler yaptıkları her ne olursa olsun, yaptıkları vahşet nesilleri yok edecek boyutada olsa HEP SUÇSUZ, KARAR VERİCİ ve UYGULAYICI konumundadır.

Çünkü, Tanrı'nın nelere karışıp karışmayacağı da, yetkileri de dahil, ellerindeki tüm kitapları, Tanrı'dan gelmesini beklemeden, gelenleri kabul etmeden kendileri yazmış, tüm kuralları kendileri saptamıştır. (tahrif etme değil sadece kendi istekleri doğrultusunda yazmışlardır. tahrif edilmiş kitaplar değil tamamen kendilerine ait olan metinler bloğudur. -Zorlamalarla benzeşir kılma çalışmalarına bakmayın siz, imani anlam konusunda en ufak bir benzerlik dahi yok. Kelime bazındaki benzerlikler herhangi bir dini yazıda olabilecek benzeşmelerden ibarettir.-)

Elbette onlar diledikleri gibi öldürme ruhsatına sahip idiler. Çünkü, Tanrı adına kural koyucular onlardı, kitapları yazanlar da onlardı.Edindikleri, hayal ettikleri, umdukları, (Tanrılarına uygun gördükleri yetkiler çerçevesinde), Tanrıları da, onların yaptıkları zulme, kafir ayrımı ile görevlendirilmiş olarak, duruma seyirci olmak zorundadır.

15.yy. Doğum sırasında acı çeken kadınların acılarını dindiren ebelere, "büyücülük ve sihirle uğraşıyorlar kesin bunlar cadıdır" suçlaması yapılmış. Havva'nın, yasak bilgi ağacının meyvasını yiyerek ilk günah'a sebep olduğu için, Tanrı tarafından Havva'ya, dolayısıyla tüm kadınlara, doğum acısı cezası verildiğine inandırmaya çalışan önderler, bu suçun cezasız kalmaması gerekliliğine, aksi halde uğursuzlukların devam edeceğine hükmederek. Kurtuluş vaadinin bir türlü gerçekleşmemiş olmasından, gerilen sinirlere yatıştırıcı olsun, bir sebep daha ortadan kalksın diyede, TANRI ADINA "ÖLDÜR" EMRİ VERMİŞLER.
   
  SİNA'da KİTAP ALINMASININ HEMEN ARKASINDAN VERİLEN, ÖLDÜR EMRİNİN ÖRNEKLENDİĞİ "AHİT'TE ÖLDÜR EMRİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Bu hükmün temel kaynağı ise gayet basitmiş..Tanrı tarafından verilen, Tanrısal cezanın ancak sihirle ve büyü ile yok edilebileceğini, ebelerinde bitkiler toplayıp, acıları dindiren sihirler yaptığını, öne sürerek ebelere karşı cadı avı başlatmışlar. Bu suçlamalar sonrasında tam iki milyon kadın; "TANRI emri" diye ateşte yakılarak yine "TANRI ADINA" katledilmiş.(Konu ile ilgili ayrıntılı örnekler Aytunç Altındal'ın - Vatikan Ve Tapınak şövalyaleri- kitabında) Dan Brown "Da Vinci Şifresi" adlı kitapta; 300 yıl içinde bu cadı avı sonucunda yakılanların kadınların sayısının 5 milyona ulaştığını yazıyor.

(Demek ki İsa'nın, çarmıhta tüm insanların günahı için acı çekmesi bu insanları kapsamıyormuş. Demek ki "inandık" demelerine rağmen uydurulan keyfi günah yakıştırması ile hepsi yakılmış. Büyüclükle uğraşanları yakmalarının sebebi kendi büyücülüklerinin ortaya çıkması ve rakip olabilecek olmaları)

Dünyanın her yerine yayılmak için işgal ettikleri tüm insanları da Tanrı adına katledilmişlerdir. Kızılderililer, Aborjinler bu konuda verilebilecek en güzel örneklerdir. Tüm vahşileri Tanrı adına öldürmüşler her şeylerini almışlar, huzur ve mutluluk içinde Tanrı adına işler başarma şerefine ayinlerine kutsamalarına devam etmişler ve bu günlere gelinmiştir.

Onlardan bizlere kalan nasihat sözleride, bizleri uyarması açısından çok değerli...İşte size, tarihin tekerrürünü anımsatacak unutulmaz sözler

Afrika'lı, Jomo Kenyatta'nın bir sözü.
"Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı."

Bir tanede Kızılderili sözü
"Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar".(Kızılderili sözü)
   
  Ölümlerin hepsi Tanrı için olacak.(Öldürülenler ve öldürmek için gidip ölenlerde)
Tanrı emrettiği için olacak.
TANRININ ayakları altına düşmanların serilmesi için olacak
Tanrı İsa'nın afetmesi için olacak
Kurtarıcı Tanrı emrettiği için olacak
Tanrı müjdesinin gerçekleşmesi için olacak
Tanrının gösterdiği kurtuluş için olacak,
Tanrının vaad ettiği 1000 yıllık mutlu yaşam için olacak.
Tanrı ile yapılan Ahitler de yazdığı için olacak.
Tanrı'nın, Ahitlerde ki kehanetleri doğrultusunda olacak.
   
  KEHANET NEDİR'E BAKMAK LAZIM..
Kehanet denilen şeylerin anlattıkları, haber verdikleri, Allah imanı olanlar için, Allah'ın bir lutfudur.
Büyü, sihir, işaret, komplo gibi üstünlük taşıyan şeylere imanı gereği ihtiyacı olmayan müminlere, onlarsız duramayanların yapacakları planladıkları eylemleri haber veren araçlardır.

Vaadcilerinin, edindiklerinin kendine has olan işaretlemeleri, ayinleri, tütsüleri, sınıflandırmaları, ritüelleri yapmak zorunda oldukları gibi, bir takım planların, gayb haberleri olarak algılanarak yaşaması ve yaşatılması için nesilden nesle aktarılan öğretilerin olması gerekmektedir.

Yüzlerce yıl sürecek oluşumlar için, her seferinde yeni baştan başlayarak hedefleri koymak yerine, yazılı çizili belgelerle ana hedefe doğru yol alınması daha uygundur. Bu nedenle kehanet dedikleri şeyler esasında onların yol haritalarıdır.
   
  Edindikleri tanrılarının delillere işaretlere ve tütsülere ihtiyacı vardır.
Kendisine tabii olanların, olayları yönlendirmesine ihtiyacı vardır.
Kendisine tabii olanların, yeryüzünde fiziki güçlere sahip olmalarına ihtiyacı vardır.
Kendisine tabii olanların, ordularına ihtiyacı vardır.
Kendisine tabii olanların mutlak egemenliğe sahip kadrolardan olmasına ihtiyacı vardır.
Kendisine tabii olanların; sadık, işbilir, ortaya koyulan vaatlerin peşinden asla ayrılmayan, hedeflerin gerçekleşmesi için her yolu mubah gören emirleri kayıtsız şartsız yerine getiren (G.Bush "Tanrı bana bu işi hallet dedi" diye ayakkabı üstün hizmet ödülüne layık görüldüğü IRAK'A postalları girmesi gibi) müritlere ihtiyacı vardır...

Sabırlı, azimli, ihtiras dolu, müritlerinin vaatlerine sımsıkı sarılmasını ister.Vaatler o kadar çok ertelenir ki, binlerce yıl geçer ama bir türlü dünyaya egemen olma gerçekleşemez. Tekamül üçgeni tamamlanamaz/ yerine oturamaz.Pir'leri, Horus'ları, Ra'ları, Kozmik bilinçleri, Yüce mimarları, isimleri "şu-bu" olan efendileri bir türlü egemenliğini kuramaz /saltanatı başlayamaz
   
  Gayb haberleri de denilebilecek olan kehanetler için çaba gösteren o vaadlere ulaşabilmek için kendini inandırmış, o yolun neferi haline gelmiş, geçimini gücünü o yoldan elde etmiş hizmetliler vardır.Kurtarıcı bekletmek, umdurmak adeta bir iş kolu haline getirilmiş, alabildiğine büyümüştür.

Bu iş kolunda çalışan her hizmetli, kendi yaşamı içinde (yada kendisinden hemen sonra) bu VAATLERİN GERÇEKLEŞECEĞİ hayalini yayar. Kendiside "bal tutan parmağını yalar" sözü uyarınca, tek umutları olan bu hayal içinde çalışır durur.Hedeflerin gerçekleştiğini göremediği gibi, kendisinden sonrada gerçekleşmeyeceğini bilemeden, (gerçekleşmeyeceğinin de farkında olamadan) VAAT'cinin vaatlerine kanmış olarak, mutluluk diyarı olarak benimsediği boyuta törenlerle uğurlanır.

Bu tür kehanet dedikleri stratejileri, ATA MİRASI olarak kabul edip o yolda sadakatle ilerleyenlerin durumu; tıpkı sürekli uzayan/uzatılan, don lastiği üzerinde yol alan bir mikro boyutta ki varlığın/ organizmanın haline benzer. Sürekli ilerler ama yol bir türlü bitmez.

Engeller aşılır, yollar saptanır, amaca uygun panlamalar yapılıp stratejiler raporlanır ama hedefe bir türlü varılamaz.Hedef çok yakınlarda görünür gibi olursa da, erişilemez, elde edilemez.Katedilen yol uzarda uzar. Oysa; mikro-organizma, don lastiğinin üzerine birakıldığında, lastiğin boyu sadece bir karıştı.

İşte böyle bir yolda bir türlü gelmeyen ara duraklar ve gerçekleşmeyen vaatler, beraberinde seri olarak üretilen sayısız mini hedefleri de yanında taşımaya başlar. Bu üretilen sayısız mini hedeflerin bazılarının gerçekleşmesi, uzun yolun yolcuları tarafından sevinçle karşılanır. İşte bu isabet eden hedefler, ATALARIMIN, "PİR'imin DEDİĞİ ÇIKTI" yorumlarına sebep olur.

Yıllar içinde kanıksanan nesilden nesile sözlü yada yazılı olarak aktarılan, niyetler, tahminler, arzular, istekler ve amaçlar toplumların yaşamlarında (gelenek/adet/ibadet haline getirilmiş halde) sürekli gündemde tutulan hedefler olarak yer alır.O hedefler çok eskilerden gelen, gerçekleşmemiş ve gerçekleşme ihtimali bilinmeyen ama gerçekleşmesi beklenen, gerçekleşmesine bel bağlanan, ata öğüdü tahminler olduğu içinde, bunlara kehanetler denmiştir.

Oysa o sözlerin bazıları ise günü idare etme, işi halletme adı altında, işi bilenler tarafından, tam kıvamına getirilerek ortaya sürülmüş, durumu kurtarma ifadeleridir. O anlatılanlardan gerçekleşen yada gerçekleşmiş izlenimi veren hedefler olduğunda da "bak kehanet gerçekleşti" denilir.
   
  (Eski Ahit'te Peygamberler ve din adamlarıda KAHİN OLARAK ANILIR. Kahinlerden kimini iyi, kimini kötü olarak değerlendirirler. İyi kahinler kendilerinden olan, tanrılarının seçtikleri, diğerleri ise kendi tanrılarına hizmet etmeyen tipler olarak resimlendirilir. Eski Ahit'te Peygamberler, Tanrı tarafından seçilmeyebilir.Hileye kanan peygamber istemediği birini peygamber atayabilir. Tanrı bu seçime itiraz edemez. Hile farkedilse bile kahinlik unvanı geri alınamaz. isak'ın, Yakup'u peygamber olarak seçmesi gibi...Yaratılıs...27/1-36)

(Not:Dikkat ederseniz bu isimlerin önüne Hz. Gibi, üstlük/kutsallık veren, erişilmezliği, saygıyı ifade eden, ön takılar kullanmıyorum. Bu kitaplarda anlatılan, karakterlerin (karektirsizliklerin), tiplerin Kur'an'ı Kerim'de , Allah'ın elçilerim diyerek tanıttığı, peygemberlerle ancak isim benzerliği olabilir. O adresi verilen kitapların, nasıl ilahi orjinalleri ile isim dışında bir benzerlikleri yoksa, anlatılan kişilerinde, Peygamber'lerle isim dışında bir benzerlikleri olamaz)
   
  Anlaşıldığı gibi;Kehanet dedikleri şeyler esasında onların yol haritalarıdır. Yapacakları eylemlerin, gerçekleştirecekleri operasyonların raporlarıdır. Genellikle şöyle söylenir, "vay be! abi adamların her dedikleri çıkıyor", Adam ne yazmışsa aynen oluyor" Esasında, ortada adamların yazdıkları ve dedikleri oluyor diye birşey yok. Onlar dediler diye olan birşeyde yok.Hava tahmin raporu gibi birtakım fikirler beyan edebilirler. BU ONLARIN, GAYBI BİLDİKLERİ, GELECEĞİ TAYİN EDEBİLDİKLERİ SONUCUNU ÇIKARMAZ. Kahanet dedikleri şeyler, onların niyetlerinin, amaçlarının ortaya serilmesi, kağıda geçirilmesindir. Niyetleri ve amaçları aynı olan yada onların konvoyuna katılanlar, bu kehanet denilen izler üzerinde ittifaklar kurup, platformlar teşkil edip, stratejiler saptayıp BİR'likte hareket edebilirler. Konvoylar oluşturabilirler.

Ortaya inançların olduğu bir din anlayışı çıkar. Hurafelerin, ritüellerin, şekilciliğin üst seviyede olduğu, adetlerin ibadetleştirildiği, ibadetlerinde adet haline getirildiği, batıl inanaçların, rivayetlerin hüküm sürdüğü, bir-şeylere inananmayı iman olarak kabul eden, dinler anlayışı ortaya çıkar.İçtenlik, iman kaybolmuş, eksiksiz, kusursuz yapılan tapınmalar ortaya çıkmıştır.

Nemrut'un putperesliğini küfürle ananlar, farkına varmadan, eşyadan, taştan, sopadan, isimlerden, sayılardan, renklerden, medet umar bir hale getirilmiştir.İnsanlar, Allah'ın, vermediği (vemediğine/verilmediğine inandıkları) şeyleri, çalışmadan, çabalamadan elde edebileceklerine inandırılmıştır.Allah'ın, sadece gözetleyen konumunda (yaratan) olduğunun öne çıkarılmıştır. Bu kabulün yanında; belli şartlar yerine getirildiğinde, Allah'ın önceden vermediği (vermediğine/verilmediğine inandıkları) şeyleri/istekleri mecburen yerine getirdiği beyinlere yerleştirilmiş.

Kozmik bilinç, Evrenden isteme, beyin olumlamaları, Kuantum, isim değiştirme, türbelere, kiliselere mum yakma, adaklar, taşlar, yüzükler, renk tercihleri, kabala ipleri, tılsımlı takılar, tütsüler, sayısınca dua okuma,..vs..gibi.Allah'tan istediği ama Allah'ın vermediğine inandığı, arabayı, kısmeti, evi, okulu, Falanca kiliseye ip çekmekle, falancı taşı takmakla, filancı evrenden istemekle elde edebileceğine inananlar ordusu ortaya çıkar.
   
  Ölümlerin hepsi Tanrı için olacak.(Öldürülenler ve öldürmek için gidip ölenlerde)
Tanrı emrettiği için olacak.
TANRININ ayakları altına düşmanların serilmesi için olacak
Tanrı İsa'nın afetmesi için olacak
Kurtarıcı Tanrı emrettiği için olacak
Tanrı müjdesinin gerçekleşmesi için olacak
Tanrının gösterdiği kurtuluş için olacak,
Tanrının vaad ettiği 1000 yıllık mutlu yaşam için olacak.
Tanrı ile yapılan Ahitler de yazdığı için olacak.
Tanrı'nın, Ahitlerde ki kehanetleri doğrultusunda olacak.
   
  Olmasını planladıkları tüm olaylar kitaplarında yazdığı kehanetler çerçevesi içinde, Tanrıları ile yaptıkları Ahit uyarınca etap, etap gerçekleştirilecektir. Onlara, "alın kitaplarınızda yazılan herşeyi size verdik bizde bu bölgeden gidiyoruz isterseniz bizleri hadi öldürün" denilse bunu asla kabul etmezler. Onların amacı üzüm yemek değil, esas amaçları bağcıyı dövmek.Dünyanın her yerine hükmedip, kontrolleri altında tutmuyorlar mı?

Şu anda herşeye egemen değiller mi? Dünyadaki her türlü ekonomik çıkarların patronları değiller mi? Dünyada tüm ülkeler üzerinde siyasi güç/yaptırım sahipleri değiller mi? Dünya'da ki tüm standartları onlar saptamıyor mu? O halde ne oluyorda biz kurtulacağız, bizim kurtulmamız lazım, bize kurtarıcı gelmeli diye tutturuyorlar. Kurtulmak istedikleri şey ne? Dünyevi şartlardaki, yaşam, özgürlük, güç olmadığı her halinden belli.

Eğer ülkelerinde ve Dünya'da huzur isteselerdi, Filistin'lileri duvarlar arasına yaşatmak yerine, onları iteleyip, kaklayıp horlamak yerine, terörist olmaları için zorlamak yerine oraya harcanan askeri giderlerin çok küçük parçası ile onlarda çağdaş yaşamda yerlerini alabilirdi.(ama onlara tehdit olarak gösterebilecekleri ve kehanetin kurtarma aşamasında Tanrılarının üzerlerine ateş topları göndereceği duvarlar içinde yaşayan Gog yada Magog olacak olan bir topluluk gerekli)

Bunun için ambargoları kaldırmaları bile yeterli olurdu.İşi-aşı olanların ilgilenecekleri başka başka konuları da olacaktır. Ülkelerinde terör yapan, ülkelerinde isyan çıkartan ne kadar grup varsa herbirinin barındığı yerler "batı" denilen ülkeler, yani kurtarcı gelecek kurtulacağız diyenler.

Hatta, terör hamiliğinde o kadar ileri gittiler ki, İslam ülkelerinde, islami baş kaldırış içinde olan, "Batı dünyasının yok edilmesi gereken, haç ve put sahipleri" olarak nutuklarına ekleyenleri bile barındırır hale gelmişlerdir.Tıpkı kahrolsun emperyalizm diyenleri besleyip büyüttükleri gibi.
   
   
  Müjdeci olarak geldi denilen İsa'nın, kurtarıcı olarak geldiğinde kendisine inananlara ve bugünkü kitaplara uyanlara Cenneti vaad etmiştir.

Kur'an'a göre, ellerindeki Ahit kitaplarına uyarak Cennete kavuşma ihtimalleri yok. Ellerindeki kitapların Kur'an'la hiç bir alakası yok. Açıkca 2.Tanrı ve Allah'a oğul isnat etmişlerdir. Peygamberlere, Kitaplara, Ahirete, Meleklere olan imanı işlerine geldiği gibi, inanma haline getirmişlerdir. Müslümanlığı da sapkın din olarak nitelendiriyorlar.

Fethullah Gülen'e bakarsanız, "bugünkü ellerinde olana (kitaplarına) uyan Yahudi ve Hıristiyanlar Cennetlik".
Birdenbire, ortada garip bir durum oluşuyor. Ellerindeki kitaplarla Kur'an'ı Kerim arasında bir benzerlik yok iken; Allah'a açıkca ortaklar ve oğul isnat etmişlerken MÜSLÜMAN CEMAAT lideri, Kur'an'ın ayetlerini hükümsüz kılarak, böyle bir fetvayı nasıl verebilir

ADL yahudi siparişi, Hoşgörü ve Diyalog İklimi kiitabında Cennetlik fetvasını şu sözlerle veriyor.."“Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  O zaman edinilen başka tanrılar mı var? O, Tanrının/Tanrıların vaad ettiği Cennetler mi var? "Peşimden gelin" diyen, VAAD'ci mi var? Herkeze mavi boncuk dağıtan, Müjdeci mi var? "Ne olursan ol, yeter ki benimle ol / benden ol" diyen mi var? "Bu kapı, bizden olan herkeze açık" diyen mi var? Yoksa, BİR'liğin kendine ait CENNETİ mi var?
"
Müslümanların, iman edenlerin giremeyeceği Cennet mi var? İki tanrı olmadığına göre iki ayrı cennette olamaz

İlahilikle hiç alakası olmayan kitaplara uyarak cennete gidilebileceği söyleniyorsa;bu durumda sözü edilen cennete ulaştıran, işaretlenen bir yol var demektir. O cenneti belli şartlarda kendilerine sağlamayı VAAD eden bir unsur var demektir. Pekii! bu nasıl olacaktır?

Bir yanda, bizlere, din olarak islamı seçtiğini, seçtiği dini kemale erdirdiğini bildiren ve Kur'an'ı Kerim'i, Hz. Muhammed'e indiren, Alemlerin Rabbi olan Allah, diğer yanda "esinlenmeler ve derlemelerden oluşturarak elleri ile yazdıklarını söyleyen ve "BUGÜNKÜ" tabiri ile ilahi hiç bir kaynağı olmadığının altını çizilen kitaba uyanlara cennet VAAD eden bir oluşum
   
  Budistleri ve diğer tanrı edinenleri bir enara bırakın onlar kendi yağlarında kavrulup duruyorlar. Burada sorun aynı ALLAH'A İNANIYORUZ diyenlerden, DİYALOGCU KANADIN iki ayrı cennet iddiasında bulunması.İki ayrı kitap, iki farklı Cennet. VATİKAN'ın uzun mesafeler aldığı yollara katılarak İNAÇSIZLARA KARŞI İTTİFAKLAR kuran, Müslümanlık dersleri veren MÜSLÜMAN CEMAAT lideri.

Ellerindeki kitaplara bağlı olan çok tanrıya inanlarda, KUR'AN'a BAĞLI tek ALLAH'A inanlarda CENNETE gider demesi. ALLAH'A, belgeli, yazılı bol tekrarlı, iftihar kaynağı olmuş ŞİRK KOŞANLAR da Cennete gider diyor, Allah'a şirk koşmayanlar da (sahada aldığı pozisyona bakılırsa kurtarıcıdan vize alırsa) kurtuluşları zor olmakla birlikte gidebilir diyor.Nerden mi biliyorum? Müslümanların bu kadar ümitsiz vak'a olduğunu, Fethullah Gülen söylediği için biliyorum.

Fethullah Gülen TAMAMEN DIŞARIDAN bir kişi tavrı ile "Müslümanların dertleri için ne yapabiliriz ?" diyor ve devam ediyor "BARİ DUA" edelim. (Fethullah Gülen duasını ve dualar hakkındaki görüşlerini,-tr.fgulen.com- adresli sitelerinde anlatmış..)

Aynı tavrı, PAPA'ya sunduğu mektupta da sergilemiş olan Fethullah Gülen için, Müslümanlarla alakalı konulara dışarıdan, ilgisiz kişi sıfatıyla bakması pek zor olmamış olsa gerek..

PAPA'ya sunduğu mektupta şöyle diyor.."..Islam yanlis anlasilan bir din olmustur ve bunda en cok suclanacak olan Muslumanlardir. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlis anlamanin buyuk oranda azalmasina katki saglayabilir. Musluman dunyasi, Islam'in asirlarla olculen yanlis algilanmasini silip atacak bir diyalog imkanini bagrina basacaktir....."
   
  Onlar Hz. Muhammed'i, Kur'an'ı Kerim'i dolayısıyla Müslümanlığı hiç anlamak istemediler ki;
Kalpleri mühürlü, gözleri görmez, kulakları işitmez olanlar Müslümanlığı hiç anlamadılar ki;
Hz. Muhammed'i hiç anlamak istemediler ki;
Hz. Muhammed'in tebliğine mashar olduğu KUR'AN'I KERİM'İ sırf ALLAH İMANINA çağırıyor diye kabullenmediler ki;

Onlar için varsa yoksa sanıları ve istekleri doğrultusunda oluşturdukları, TANRI İSA inananlısı olmak. Tüm iman davetleri, oluşturdukları ve kendilerine kurtarıcı olarak atadıkları o TANRININ OĞLU için. Allah imanı onlarda şart olmayan bir kavram. Onlar için iman TANRI olarak kabul ettikleri İsa'ya inanmak. Ona inanmayı Allah'a imanla eş tutuyorlar. Çünkü İsa onları günahlarının cezasından kurtaracak yegane tanrı. Allah'la ilişkileri olmayanlar, Müslümanlığı anlamak için neden gayret sarfetsinler ki;

Hz. Muhammed, dolayısıyla Müslümanlığa bakışlarına bir örnek..Bas, bas bağırarak yaptıkları yazılı ifadelerinden biri. İncil-Türk

Kutsal Ruh İle Yürümek Ne Demektir? 
...diye başlayan yazıya düşülen dipnotla Hz. Muhammed hakkında ne düşündüklerini açıkca belirtiyorlar.Müslüman bir memlekette, Müslüman çoğunluğun olduğu bir ülkede elbette böyle tumuşak diller kullanıyorlar. Gönahkar diyorlar. Neden günahkar? Kur'an'ı Kerim'i tebliğ ettiği için günahkar diyorlar. Yani bizim kitaplarımızda hiç olmayan bir TEVHİD İMANINA çağırdığı için günahkar diyorlar. Kendi kitaplarında olmayan ve başka bir kitaba ve dine çağıran günahkar mı olur? Yoksa o dinin SAPKINI / KAFİRİ mi olur?

Müslümanlığa ve Hz. Muhammed'e bakışları.
   
 
   
  "Müslümanlar, iyi insan olmanın yollarını, Kuran ve Hadiserle arıyorlar" sözlerini sarfederlerken esasında, kitaplarının "Kur'an'ı Kerim'le" desteklendiğini de "sandırmış" oluyorlar. "Müslümanlar, iyi insan olmanın yollarını, Kuran ve Hadiserle arıyorlar" demelerindeki ana amaç bu. Muhammed günahkarsa (HAŞA);Hadisler nasıl doğru yolu gösterebilir? "Kur'an'ı Kerim" kime inmiş olabilir?

Ortaya attıkları sözlere göre, kendi sapkınlıklarını örtmeleri yetmiyormuş gibi, kendilerini yaldızladıkları azmış gibi, "Kur'an'ı Kerim'in" Hz. Muhammed'e vayhedilmediğini de şüphesine biliçlerde yer açıyorlar. bu tür vurguarıyla, "Hz. Muhammed'in Peygamber olmadığı KABULLERİNE" davetiye çıkarıyorlar. Özetle:Kabil gibi, en imanlı olmaya uğraşmaktansa, en imanlıyı yok etmek, inanç çıtasını istedikleri seviyede konumlandırmak istiyorlar. Esas oğlan olup, "İman budur sınırları içinde" en imanlıyı oynamak istiyorlar.

Hedef kitleleri olarak gördükleri, Kur'an'ı Kerim'i okumayanlara / bilmeyenlere mesaj olan bu sözler; kendilerine tabii olunmakla, daha doğrusu kutsal metin yazarları tarafından yazılmış olan kitaplarına uyulmakla, "Kur'an'ı Kerim'e" ve Hadislere de vakıf olunacağı görüşlere sunuluyor.

Dikkatlerden kaçmaması gereken en önemli husus, DAHA YOLUN BAŞINDA OLDUKLARI için böyle yumuşak, örtülü sözlerle saldırıyorlar. Amaçları Müslümanları, Hıristiyanlaştırmak olduğu için, böyle yumuşak diller kullanıyorlar. Geçişler belli boyuta geldiğinde, kendi sapkın düşüncelerine tabii olmuş eskiden ismi / tanımı Müslüman olanlarla birlikte hangi hitaplarda bulunacaklarını, hangi hareketlere reva göreceklerini anlayabilmek için Endülüs'te olanları okumak yeterli olur.Endülüs'te kalan son müslümanları dinlerinden çevirmek için zorla domuz eti yedirenlerin, elbette müslümanlara yaşam hakkı vermeyecekleri de muhakkak.

Endülüs'te (1492 de son müslümanlar Gırnata'dan ayrılıyor), domuz eti yiyiyoruz, pazar günleri de kiliseye geliyoruz, artık Müslüman değiliz, dedikleri halde, İspanyolları inandıramamışlar.Kurdukları özel polis ekipleri ile (Domuz polisi denmiştir) kontroller yapıp, zorla domuz eti yedirmişler.

Yatay geçişi kesin ayrılıkcı sözlerle sağlayamazlar ki.Kapalı kapılar arkasında ne ifadelerle izahatlar yapıldığını Allah bilir. Ahmet Şahin'de, okuyucusunun "misyonerlere karşı nasıl korunabilirim" sorusuna şöyle cevap veriyor.
   
 
   
  "Aydın Hıristiyanlar bile TANRI OĞUL konusunu kabul etmiyor" diyor ama Mektup sunulan eller öpülen, ittifaklar kuruldu ilanları yapılan, korkmayın aynı amentüdayız çağrılarına adres olarak gösterdikleri PAPA'LIK makamı hiçte öyle demiyor.
   
 

VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın  ve Tanrı'nın Kendisinin  biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır.

449 İsa'ya Tanrısal Rab adını veren Kilise'nin ilk inanç ilkelerinde, başlangıçtan beri TANRI BABA'YA ait olan güç, şeref ve yücelik aynı zamanda İsa'ya da aittir, çünkü İsa "Tanrı özüne" sahiptir

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, bu bir yeniliktir.

Meallerden yönlendirmeler yaptıkları, kitaplarıda aynı şeyleri yazıyor. O halde çağrılan yer, İSA'YI TANRI, OĞUL olarak kabul eden yer. Nasıl Amentü birliği olabilir.

"...Çünkü kuzu Rablerin Rabbi, Kralların Kralıdır" (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10)

Matta...26/63 İsa susmaya devam etti. Başkâhin ise O'na, «Yaşayan Tanrı adına sana yemin ettiriyorum, söyle bize, Tanrı'nın Oğlu Mesih sen misin?» dedi.
Matta...26/64 İsa, «Söylediğin gibidir» karşılığını verdi. «Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu'nun, kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.»

Bir görüşte, Hıristiyanlık araştırmacısı , Prof. F.F.Bruce'den verelim. Tanrı ve oğlu'nu ne olduğunu şöyle bir örnekle anlatıyor.(İnciltürk ve Hıristiyan.gen..gibi sitelerinden);

".....Yukarıdakiler başlangıçtan beri İsa Mesih'e bağlı olanların inancının özüdür. Yeni Antlaşma dışında başka bir örneği aktarabiliriz: Antakya'lı imanlılar topluluğunun önderi olan İgnatius; İ.S. 110 yıllarında Efes'teki Hıristiyanlar'a yazdığı mektupta İsa'yı şöyle nitelendiriyor: “Rabbimiz İsa Mesih yegane Hekimdir. Hem bedeni hem de ruhu vardır. Kadından doğmuş olmakla beraber başlangıcı yoktur. İsa insan vücuduna bürünmüş Tanrı'dır. Ölümle gerçek yaşamdır; Meryem'in Oğlu ve Tanrı'nın Oğludur; önce sıkıntı çekmiş, sonra sıkıntıdan kurtulmuştur.” (İgnatius'un Efeslilere mektubu 7(?):20) İgnatius..."

   
  Vatikan'ın bu söylediklerine ilaveten, İzmir Protestan Kilisesin'den Fikret Böcek, PAPA'LIK için, yani Amentümuz aynı denilerek yönlendirmelerin yapıldığı, İNANÇSIZLARA KARŞI KUTSAL İTTİFAKLAR kurduk ilanları yapılan kurumun putperes tapınmalarını/kabullerini şöyle anlatıyor.
   
 
   
  Hemde M.S. 431 yılından itibaren BABİL' FAHİŞESİ dedikleri İnanna'dan esinlenerek bu puta tapmayı dinin içine monte etmişler. Pagan esaslı din olarak yayılabileceklerini bildiklerinden dolayıda bu putlaştırmayı resmi ibadet haline getirmişler.Neden, kutsal bölgede hıristiyanlık yayılamamış olduğunu, yine hıristiyan olanlar söylüyor.(

Şimdi protestanlar olarak kendilerini sapkın inançların dışında imiş gibi gösteriyorlar ama daha birkaç yüz yıl öncesine kadar ataları da o ibadetleri yapıyordu.Protestanlığın ilk kurulma tarihi İsa'nın ölümünden 1500 yıl sonra oluşmuş. O zamana kadar buzağılar gönüllere içirilmiş tüm pagan adetleri, benimsedileri dinin içine zaten montajlanmıştı. Ellerindeki kitaplar o," tu-kaka" diye işaret ettiklerinin yazdıkları, derledikleri kitaplar. O tu-kaka dediklerinin eksiksiz hepsi, zihniyetlerini varisler olarak taşıdıkları din önderleri konumunda; albümlerinde, menkıbelerinde, azizleri içinde yerlerini almış olanlar.

Bir takım şeylerde protest tavırlar takınarak, aykırı düşünceler ortaya atarak, binlerce yıldan beri oluşmuş Paganizmden nasıl sıyrılabilirler. Sonuçta, onlarda "İSA Tanrı "diyorlar. Sonuçta onlarda içinde birden çok Tanrı kabullerinin işlendiği kitaplara "her harfi tanrıdandır" diye kefil oluyorlar. Sonuçta onlar da kendi kefilliklerini çok geçerli göstererek, insanları dönüşü olmayan yolculuklara hazırlıyorlar.

Olsa, olsa yeni bir güç odağı elde etmiş olanlar olarak nitelendirilebilirler. Konu sadece ana tanrıça ile sınırlı değil ki kitapları da dahil her şeyleri pagan esaslar üzerine kurulmuş. "Allah'a" iman konusunda en ufak bağlantısı olmayan sadece inandıkları sistem içindeki birtakım farklılıkları ele alarak, "onlar Pagan biz değiliz" demek, rakip tezgah sahiplerinin kavgasına benzer.)


İman bölgesinde varlıklarını sürdürme olanağının olmadığını bilenler mecburen devlet dini haline getirmek istedikleri Hıristiyanlığa PAGAN inançlarını monte ettiler.Peygamberler bölgesinde gelişmesine izin verilmeyen, o olanağı elde edemeyenler Pagan dinlerinin hüküm sürdüğü bölgelerde faaliyetlerini ve yayılmalarını sürdürdüler.
   
  HIRİSTİYANLARA GÖRE "RAB ve KUL NE DEMEK?" "RABBİMİZ" DENİLDİĞİN DE NE ANLARLAR? AYRINTILARI İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  HIRİSTİYANLARA GÖRE; İSA TANRIDIR. BU KONUDAKİ KİLİSE AÇIKLAMASININ YER ALDIĞI "İSA'nın TANRI'lığı" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Bunca yaygaraya rağmen, Hıristiyanların bunca davullu zurnalı duyurularına rağmen hala "Amentularımız aynı" diye çağrılar yapanlar var.Hangi Amentü birliği, hangi dini esaslar aynı da Müslümanları oraya çağırıyorlar.Aynı Ahmet Şahin, Dinlerin diyaloğu için yaptığı davetlerinde Amentü birliğinden (İmanın birliğinden) bahsederek çağrılarda bulunuyordu.

Müslümanlara, sizi kimse etkileyemez diye rahatlatan aynı Ahmet Şahin, Dinlerin diyaloğu için yaptığı davetlerinde Amentü birliğinden (İmanın birliğinden) bahsederek çağrılarda bulunuyordu
   
 
   
  Doğru söylüyorlar, elbette hiçbir Müslümana, Allah'a oğul isnat ettiremezler.Ama onlara çağrılan yerde tehlike olmadığını, amentülerimizde aynı diyen din önderleri olursa, inananlar neye hizmet ettiğini bilmeden, bir akımın içinde kendilerini buluverirler.

Onlarda İsevi-Müslüman diyerek, onlarda çevşen okuyor diyerek aradaki buzlar eritilir. Esasında hepimiz İbrahim'i dinleriz, aynı Allah'a inanıyoruz, boyası ile yollar yaldızlanır."Üç dinden herhangi birine inananlar Cennete" gider fetvaları ile yürekler rahatlatılır.

Bu günkü kitaplar diye başlayan vizelerle esasında o dinlere mensup olmanın bir takım kolaylıklar getirdiği beyinlerin bir köşesine notlar halinde iliştiriliverilir."Hz. Muhammed'e inanmanın şert/esas olmadığı" söylenerek, kucaklarını açmış bekleyen misyonerlere giden yoldaki engellerde bertaraf ediliverilir.
   
  İMAN ÇITASI NEDİR? NİSA SURESİ 136. AYETTE Kİ;"Ey iman edenler,İman edin" ÇAĞRISI İLE İLGİLİ YAZIYI BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ..
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Müslüman olanda; Oğul isnat etmediği sürece imanından hiç birşey kaybetmediğini sanarak, dini önder benimsediklerinin arkasından gönül rahatlığı ile gider. Hatta misyonerlere karşı ne yapabilirim nasıl korunabilirim diye de fikir alma çabasına girer. Onlarda "korkma, misyonerler hiç bir müslümanı kandıramaz" diyerek soru soranların yüreklerine su serper.

İmanın çıtasını, seviyesini belirleyenler toplumları istedikleri yöne sevk edebilirler.Papa'ya yazılan mektupta öyle diyor Fethullah Gülen;

"...Onerilen programlar asiri buyuk isler gibi algilanabilir; ama bunlar erisilmez degildir. Dunyada iki tip insan vardir. Bazilari kendilerini topluma adapte etmeye calisir. Diger bazilari ise topluma uymaktansa toplumu kendi degerlerine adapte etmek ister. Toplum butun ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borcludur. Onlari yarattigi icin Rabb'e sukurler olsun......"
   
  "...Dunyada iki tip insan vardir.." diyor Fethullah Gülen ve dediğine açıklık getiriyor.
Önce 1. tip insanları tanımlıyor; "Bazilari kendilerini topluma adapte etmeye calisir.
Sonra 2. tip insanları tanımlıyor; "...Diger bazilari ise topluma uymaktansa toplumu kendi degerlerine adapte etmek ister.
Ve en sonunda PAPA ve elbette kendisi için şu çıkarımı yapıyor; "Toplum butun ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borcludur.
   
  Yani bizler sürüleri istediğimiz gibi yönlendiririz diyor. Güdülmesi gereken sürüler birinci tip insanlar mı? Otlatılması gereken, Kuzular; kolayca yönlendirilebilen ama beslenmesi gereken evlatlarımız mı? Çoban köpeklerinin eşliğinde, güdülmesi gerekenler ise bükülmesi mümkün olmayan kalınlaşmış/odunlaşmış yola gelmesinden ümit kesilenler mi?
Zatı'allerinin ve Papa'nın, ikinci tip insan oldukları (mektubu yazan ve muhatabı olduğundan) kesin.Ve "...Onlari yarattigi icin Rabb'e sukurler olsun....." diyerek; mektup sunduğu, "bizi aranıza alın" dediği Papa'nın, yönlendireceği insanların arasına dahil oluyor.
   
 
   
  Misyonerliği anlatan bir örnek;
Kuzunun annesini yiyen kurt, kuzudan "senin yüzüne bakamıyorum" diyerek özür diler. "Kendimi afettirmek istiyorum, akşama yemeğe bekliyorum" der.Korkularından arınmış olan kuzu akşam "yenmeye" (ana menü olmaya) sevinçler içinde gider. Din konusundaki misyonerlikte, kurt mizansendeki davetlerin aynısı. Kurt'u yemeğe çağımakta, en az kurt tarafından yemeğe çağrılmak kadar tehlikeli.

Misyonerliğe karşı en büyük silah KUR'AN'I KERİM'in kendisi.
Sığınılacak ve rehber edilecek olan, sadece Allah'ın dosdoğru yolunu gösteren,KUR'AN'I KERİM.
Allah'a sığınmanın en kestirme, en sağlam, en doğru Allah'ın kolaylaştırdım, okuyun düşünün, öğüt alın dediği, KUR'AN'I KERİM.

Kurtarıcıda o, rehberde o, rahmette o. İnsanlar kavun değil ki koklayasınız. Koklamak için bile; iyi kavun kokusunu bilmeniz, beyninize işlemeniz gerekmektedir.
   
  Müslümanlığın yanlış anlaşılma konusuna geri dönersek;

Eğer; 15-20 yıldır (mektup 1998 yazıldı) demiş olsa idi son terör olaylarında hep Müslümanların ön plana çıkartılmasını kastediyor, Filistin kurtuluş örgütlerinin amaçlarının yanlış anlaşıldığını anlatmak istiyor dolaysıyla bu yanlış anlaşılmanın önünü almak için böyle yazmıştır diyeceğim ama asırlardır demesi birden bire niyetin bir konuyu açıklık kazandırmak değil sizler haklısınız İslam gerçekten asırlardır terör ve saldırgan durum sergiliyor demektir.

Neden Asırlardır, yanlış anlaşılan din olmuştur? Çünkü, davranışlarını asırlardır aynı sürdürüyorda ondan demektir. Adeta; "Artık korkmayın bizim çeki düzen vermemizle, sizi bağırlarına basacak hale geleceklerdir" diyor ve yetinmiyor Dinlerin diyaloğu sonucunda, " Islam'in asirlarla olculen yanlis algilanmasini silip atacak bir diyalog imkanini bagrina basacaktir....."diyor.

Asırlara bağlanan İslam dünyasını lekeleyen suçlayan gerçeten doğruymuş diya vatikanı sevindiren açıklama. Hedef 3. binyılda ASYA DİYEN VATİKANA bundan büyük doğru yoldasınız mesajı olamazdı.
Kahraman ecdat, evliya geçmis hepsini silip atıyor. Asırlardır dediğine göre, bir tek İstanbul'u aldığımız için özür dilenmediği kalmış.

Günlerdir bekliyorum, denildiğinde hiç kimse beklenen gün sayısını 2-3 gibi tahmin etmez. Çünkü öyle süreler için 2-3 günden beri bekliyorum denilir. Korkarım Fethullah Gülen'in asırlardır sözü, Hz. Muhammed zamanına kadar gidiyor. Hazır, Hz. Muhammed'in Kelime-i Tevhid'den ismini çıkartmışken, "oralara kadar uzanı-verelim de, Bizans imparatoru II Manuel Paleologos'un sözlerine hak vermiş olalım" dedi anlaşılan.

İmparator "Bana Muhammed'in hangi yenilikler getirdiğini gösterin, orada hep şeytani ve insanlık dışı şeyler bulacaksınız. Hz. Muhammed, inançları kılıçla yaymak, insan haklarına tasallut ve şer neşretmekten başka hiçbir şey getirmemiştir" sözlerinin sahibi. Hani, Papa 16. Benedict sarfettiği cümleler vardı da,.gelen tepkiler üzerine "sadece nakil yaptım" dediği sözlerin sahibi.
Anlaşılan PAPA, başkalarının sözünü duyduğu gibi, anlamlarını düşünmeden ve kavramadan naklediyor. PAPA'ĞAN gibi.

Demek ki, Fatih'e Hz. Fatih demesi de lafın gelişindenmiş. Fethullah Gülen, Ümit Burcu dergisinde şöyle söylüyor; "..Hatta bir başkası, hadis-i şeriflerin ortaya koyduğu fotoğrafın Hazreti Fatih'e çok yakıştığını, ona uygun geldiğini söyleyebilir. Fatih'in asıl adı da Muhammed'- dir, hadislerin ifade ettiği gibi Efendimiz'in ismine tam uyuyor...".
   
  F. GÜLEN'İN PAPA'YA YAZDIĞI MEKTUPTAKİ "YANLIŞ ANLAŞILAN MÜSLÜMANLAR" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ SAYFAYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  FENER PATRİĞİNİN PAPA-PAPAĞAN BENZETMESİNİ RESİMLİ OLARAK İŞLEYEN "PAPA&PAPAĞAN" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  DUA KONUSUNA DÖNERSEK..
"..... Yürekten ve sözü geçenlerden imanlı 20 kişi olsa Allah duaları kabul eder ve kurtarır diyor.Dikkat edin, cemaat lideri olan zat kendi grubundan ALLAH'a samimiyetle Müslüman gibi yalvaracak 19 kişi bulamıyor. Bırakın grubundan 19 kişi bulup duaya başlamayı, ben burdayım 19 kişi daha gelsin bu işi bitirelim de diyemiyor.

Kendisininde sözü makbullerden olmadığının farkında. Evliyatullah dedikleri, rüyalara girip çıkanlarda aynen Fethullah Gülen gibi düşünüyor olmalı ki; "ben varım" diyen daha çıkmadı. Hemen hepsi, Kökleri koparılmış, Diyalog ağacının altında hayallerindeki meyvaların olgunlaşmasını bekliyor olabilirler.

Ortalıkta görülen bu manzara yüzünden, "sahada aldıkları pozisyonlara bakılırsa, Müslümanların durumu vizeye bağlı" ifadesini kullandım. Ahit'cilere Cennet vizesini verenler, konu Müslümanlara gelince, sizin için yapabileceğimiz bir şey yok, "bari dua edelim" diyip, 20 kişi bulunması gerektiğini, (beni adamlarımı sayma diyerek) lafın arasına sokuşturuyor.

Topukları üzeri, gerisin geriye dönecek grubun temsilcisi olarak "Müslümanlarda bu yürek yok" (bizde yürek yok demiyor, Müslümanlarda diyor) diyor.Elbette, o gün geldiğinde (gelirse) kim zayıf kim kuvvetli, kimin sayısı daha az, kim sayıca daha fazla anlaşılacaktır.

Müslümanlara olan önerisini ve Müslümanlarda olmayan yüreği dışarıdan bir gözlemci edası ile şöyle ifade ediyor. ".... Zannediyorum, yirmi tane içli, duygulu, dertli insan, orada üç-dört gün uykusunu terketse, başını yere koysa ve yalvarıp yakarsa, ....... Fakat, öyle anlaşılıyor ki, müslümanlarda bu kadarcık olsun yürek yok; o mukaddes beldelerde bile Cenâb-ı Hakk'a tam teveccüh edilmiyor ve O'na gereğince yalvarılmıyor....."
   
 
   
  FETHULLAH GÜLEN'İN DUASI ve ARANAN 20 KİŞİ KONULU "F. GÜLEN DUASI ve ARANAN 20 KİŞİ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  FETHULLAH GÜLENİN PAPA'YA YAZDIĞI MEKTUBUN TAM METNİNE ve HABERİNE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
  Bir yanda en büyük günahın, affedilemiyecek günahın ŞİRK olduğunu bizlere bildiren Alemlerin Rabbi olan ALLAH, diğer yandan şirk-mirk önemli değil peşimden gelin diyen VAAD'ci bir TANRI maskeli/damgalı bir olgu.Hangisi doğru söylüyor olabilir, elbetteki Alemlerin Rabbi olan Allah. Bunu onlar da biliyor. .Bu durum da onların, Cennet umudu suya mı düşecek.Eğer cennet dedikleri sınırsız dünya yaşamının suya düşeceğine inanılıyorsa neden o VAAD'cinin ardına takılınıyor.

O halde ne olacakta; binlerce yıldır peşlerinde koştukları, sonsuz yaşam ve güç yetirelemez saltanata kavuşabilecekler. İşte onların sorunlarını çözüm getirebilecelerine inandıkları KEHANET UYDURMASI bu sorunun altında yatıyor. Cevabı, İsa "bizlere gözüktü, bizleri esinlendirdi, bizleri kurtuluşla müjdeledi" demeleriyle başlattıkları kehanet zincirlerinin oluşturduğu YOL HARİTALARI'nın altında yatıyor.

İsa'yı MÜJDECİ konumuna oturtan ise; tayin edildiği role adaptasyonunu sağlayacak olan, kehanetlerinde/yol haritalarında olamazsa olmazları olan (var olması gereken) Tanrı desteğine ihtiyaç duymaları. Allah'tan amaçlarına destek gelmeyeceğinden emin olan, Allah'la ilişkilerini çoktan kesmiş olanların, Tanrı oluşturma seçeneklerinden başka alternatifleride yoktur. (Tanrı "bize karşı" nasıl derler. "Tanrı bizimle" demeleri / Tanrı desteğini göstermeleri içinde böyle bir Tanrı profilene ihtiyaçları vardı.)

Allah bana ortak koşun demeyeceğine ve o konuda hiçibir delil indirmeyeceğine/indirmediğini bildirdiğine göre;(şirk konusunda herhengi bir yoruma dahi müsade edecek bir zerre/kırıntı dahi inmemiş demektir) kehanetleri uyarınca istedikleri gibi konuşan bir figür lazımdı, bulmakta zorlanmadılar. Anadolu'da hüküm süren Pagan dinlerinden yapılan şeçmeler üzerine figürlerini monte ediverdiler, o figüre de İSA ismini verdiler.

Eski Ahit Tanrının VAAD'lerini içeriyordu ama bir türlü olmadı, oldurulamadı. Kafalar değişmediğine göre Kahinler değişmeli idi (M.Akpınar'ın kulakları çınlasın."Aşk olsundaki" beceriksiz damat tiplemesi) onlarda öyle yaptılar, artık yeni milenyumları bekleyeceğiz dediler". Yeni hedefler için, Yeni kehanetler, Yeni Ahitler gerektiği gibi birde, "MÜJDE" diyecek biri gerekiyordu.

Yahudilik gibi kesin kurallara bağlanmamış, emekleme aşamasında olan yeni din bu iş için en uygunuydu, hem Yahudiler yeni yeşeren iman rüzgarının önüne geçmiş olacaklar, hem Hz. İsa'nın tebliğ ettiklerini unutturacaklar, hem de Hz. İsa'nın Allah'ın elçisi olma özelliğini kullanarak birkaç kuşu birden vurmuş olacaklardı.

Kendi dinleri Yahudilik ve kitapları Eski Ahit ise bozumadan istedikleri biçimde kalacaktı. Böylece, "MÜJDECİ" olarak İsa ismi kullanıldı (isim olarak isa). Tanrı ya söyletemediklerini (Tanrıya haberinin olmadığı oğul şokunu yaşattıp BABA TANRI yaptılar ama olsun varsın)

Meğerse, BABA TANRININ hep bir oğlu varmışta haberi yokmuş.Meğer İsrail'lilere 2000 yıl öncesine kadar "Ben Yahve'yim/ İsrail Tanrısı Rab'ım" diyen Tanrı'nın oğlu İsa imiş. Tanrıya söyleyemediklerini; Yeni Dinin Yeni Ahit'in de, KURTARICI olarak tayin ettikleri MÜJDECİYE söylettiler.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın ve Tanrı'nın Kendisinin biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)
   
  Ataları Yakup'u yenemeyen Tanrı inancını kitaplarına yazıp, düşüncelerinin temeli olarak kabul edenler, elbette bu sanıyı/hayali kehanetlerinin biçimlendirmesinde kullanacaklardı. Kendilerini, Yakup'un oğulları/İsrail'in oğulları olarak görenler, elbette bir araya geldiklerinde yani tüm kuvvetleri bir araya topladıklarında, BABA TANRIYI yenilgiye uğratabileceklerine inanmaları/inandırılmaları hiçte zor olmasa gerek.
   
  (12 kabileden ancak 2 si'nin varlığını öne sürebiliyorlar. Diğer 10 kabile ise tarihin sayfalarında kaybolmuş, Büyük ihtimalle helaklar/işgaller sonucu yok olmuş durumda. Südürebildikleri kabile iddiaları ise Babil esaret kaynaklı çoğalmalarının sonuçları.) Asur istilaları ile erkekleri öldürülüp kadınlarını iki kez Babil'e götürülmüş dolaysıyla ırksal olarak büyük zaiyatlar vermişler. Büyük ihtimalle, Asur istilalarından sonra, evliliklerdeki karşılık ödeme adeti erkeklerden, drahma/başlık kadınlara geçmiş olsa gerek.Kadın sayısının aşırı fazla erkeklerin ise yok denecek kadar az olmaları bu adet değişikliğini getirmiş olsa gerek.Sağ kalan Yahudi erkekler ile Asurlu babalardan doğan erkekler toplum içinde kapışılanlar olmuşlardır.

Hz. Musa zamanına bakıldığında da adet değişikliği yaşandığını gösteriyor. Hz. Musa, Hz Şuayip'in kızı ile evlendiği için 8-10 yıl çalışıyor. Yine aynı durum, Eski Ahitte Hz. İsak ile Hz. Yakup arasında örnekleniyor.

Eğer Yahudi olmak için, şimdiki gibi anne şartı 1. öncelik olsa idi (Babil sürgününden dönen kadınlar Asurlu babalardan olan evlatları ile geldiler çoğalabilmeleri için bu kabulleri yapmış olmaları gerekir) Yahudileri meydana getiren, 12 boy'un ismi babadan gelmezdi bir başka deyişle, Yakupoğulları yada İsrailoğulları denmezdi. Ana-erkil bir ad alırlardı.
   
  Herkese yaka silktiren ataları Yakup'un, güreşte TANRIYI "BIRAK BENİ" diye yalvarttığına inananlar, elbette VARLIK BİR'liğini sağladıklarında, BABA TANRIYI da tamamen yenilgiye uğratabileceklerine de inanacak olanlardır/inananlardır.

Yarattığı kulu yenemeyen bir Tanrı. Yenemeyeceğini anlayınca hile yapan Tanrı, yine de yenemeyince "Bırak Beni" diye yalvarankendisini İSRAİL'e adamış bir TANRI

Yaratılıs...32/24 Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti.
Yaratılıs...32/25 Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakup'un uyluk kemiği çıktı.
Yaratılıs...32/26 Adam, "Bırak beni, gün ağarıyor" dedi. Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diye yanıt verdi.
Yaratılıs...32/27 Adam, "Adın ne?" diye sordu. "Yakup."
Yaratılıs...32/28 Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin."
Yaratılıs...32/29 Yakup, "Lütfen adını söyler misin?" diye sordu. Ama adam, "Neden adımı soruyorsun?" dedi. Sonra Yakup'u kutsadı.
Yaratılıs...32/30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı" diyerek oraya Peniel adını verdi.

Tanrı ile buluşma çadırlarında tartışıldığına inananlar, elbette çadırda buluştukları ile başa çıkabilmeye de inanırlar.

Tapınağı için insanlar ve onların buhurlarına, tütsülerine, kurbanlarına ve hizmetlerine ihtiyacı olan tanrı inancı beraberinde, başa çıkılması hiçte zor olmayan Tanrı inancınıda beyinlere işlemişlerdir.

Buhura, tütsüye çadırında mor perdelere ihtiyacı olan tanrı dediklerinin günü geldiğinde başka antlaşmalara da yanaşacağını, İsrail oğulları olmadan hiç bir şeyin olmayacağını inançları içine yerleştirmişlerdir.

Başka ilahların var olduğunu kabul eden bir inanç sistemi, elbette diğer olgularla Tanrıymışlar gibi işbiriğine gidebilirler.Çünkü edindikleri tanrı da o ilahlardan biri/o ilahlar çapında olmalı ki; diğer İlahlara karşı bir yaptırım uygulayamıyor.

İsrail'in Tanrısı RAB o güçlü Rab sadece Süleyman'a görünüp uyarmakla yetiniyor, "seni cehenneme yollayacağım diyemiyor, krallığını başkasına vereceğim" diyebiliyor. İsrail'in Tanrısı RAB o güçlü Rab o ilahlara hiç bir şey yapamayıp sadece kızmakla yetiniyorsa, onlara herhangi bir yaptırım uygulayamıyorsa, o halde TANRI'nın gücü sınırlıdır, en güçlü TANRI KENDİLERİNDE OLDUĞUNA göre, diğer TANRILARIN DA GÜCÜ en fazla bu kadardır. O halde tüm TANRILAR ile baş edilebilir. (Tanrı pek birşey yapamaz, insanlar diledikleri gibi ilahlar edinebilir vizesi inanç sistemine sokulmuştur.)

Eğer bu görüşleri benimsememiş olsalar ALLAH'a şirk koşabilirler miydi? Kutsallığını ilan ettikleri kitaplarında bunlar yazarsa o kitaba uyanların fikirleri yazılanlardan farklı olabilir mi? Eğer faklı olursa kafir damgası yerler.

1 Krallar (1 Kings)...11/4 Süleyman yaşlandıkça, karıları onu başka ilahların ardınca yürümek üzere saptırdılar. Böylece Süleyman bütün yüreğini Tanrısı RAB'be adayan babası Davut gibi yaşamadı.
1 Krallar (1 Kings)...11/5 Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı.
1 Krallar (1 Kings)...11/7 Yeruşalim'in doğusundaki tepede Moavlılar'ın iğrenç ilahı Kemoş'a ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e tapmak için bir yer yaptırdı.
1 Krallar (1 Kings)...11/9-10 İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, 'Başka ilahlara tapma!' demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ve O'nun buyruğuna uymadı. Bu yüzden RAB Süleyman'a öfkelenerek,
1 Krallar (1 Kings)...11/11 "Seninle yaptığım antlaşmaya ve kurallarıma bilerek uymadığın için krallığı elinden alacağım ve görevlilerinden birine vereceğim" dedi,
   
  Binlerce yıldır her türlü şirk ve aşağlama tanımlarını pervasızca kullananlar, yanlarına herşeyin kar kaldığını düşünerek hayallerinde ki sınırları kaldırmışlardır. Başka çareleri de yoktur. Alah'ın hesap gününden kurtulabilmeleri için son çareleri budur. Savaşı kazanıp Dünya imparatorluğunu ilan edebilmeleri için başka çareleri yoktur.Ölmeden sonsuza kadar süren bir yaşam hayali, bu yüzden MÜJDEYİ süslemektedir.

Hz. Adem'i, sonu gelmez bir yaşam ve gücüne nihayet olmayan bir saltanatla kandıran şeytan, Hz. Adem'in Saltanatı, sonsuz yaşamı ve Melek boyutunu red ederek tövbe etmesiyle yenilgiye uğrayan şeytan, Ademoğullarından bir kısmını kandırarak İsrailoğullarının organizatörlüğünde bu savaşa hazırlanıyor. Belki bir kez daha "Bugün insanlardan sizi yenebilecek yoktur bende sizinleyim" diyeceği topyekün bir savaşa takipcilerini hazırlıyor.
   
  20 - TAHA.........120. Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?”
7 - A'RAF........... 20. Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."

8 - ENFAL.......... 48. Şeytan onlara, yaptıklarını süslü gösterip şöyle demişti: "Bugün size galip gelecek kimse yok, ben yanınızdayım." Fakat iki topluluk yanyana gelince iki topuğu üstüne çark edip şöyle dedi: "Ben sizden uzağım. Ben sizin görmediklerinizi görüyorum, ben Allah'tan korkarım. Allah'ın cezası çok şiddetlidir."
   
  Kimine "ben evliyayım", kimine "sen evliyasın", kimine "senin atan güreşte tanrıyı yendi", kimine "sen tanrının sözcüsüsün", kimine "ben İsa'yım", kimine "esinlendin", kimine "alemleri gördün", kimine "çadırda buluşalım", kimine, "Tanrıyım". kimine "Azizim", kimine Aziz oldun", kimine "hoşlandığın biçimde geldim", kimine, "üzerindeki cübbenin altındayım", kimine, "Haçı sıkı tut oradayım", kimine, "senin tütsüne, buhuruna bayılıyorum", kimine, "bu sureyi senin için indirdim", kimine, "bu dua sana mahsustur", ..vs..diyerek taraftar toplayan şeytan Hz. Adem'de tam olarak başaramadığını, (sonuçlandıramadığını) bu sefer VARLIK BİR'liğine dahil ettiği, Ademoğulları ile başarmak hayali içinde, Argemeddon savaşına ortamı hazırlamış.

İsrail tanrısı Rab/Yahve/Rab/Oğul Tanrı/ Müjdeci adlı kendisini İsrail oğullarına adamış adeta "varlığımı onlara borçluyum" dercesine sadece onların zaferi için çalışan, MECBUREN SAYISAL DESTEĞE İHTİYACI olduğu içinde Hıristiyanlardan yana da müjdeler veren Tanrılarının yani "BİR'in" başında olduğu VARLIK BİRLİĞİ ile İmanlılar arasında geçecek olan bir savaş..PEYGAMBERLER BÖLGESİNE SAHİP OLMA VİZESİNİ ALABİLMEYİ UMDUKLARI SAVAŞ

(Dünya'daki Yahudi sayısı 24 milyon'muş. Onlar asla herkezin Yahudi olmasını istemiyorlar. Yahudi ırkından gelmeyenleri de kabul etmiyorlar. Dünya'nın Yahudi olmasını istemeyen, kendi özel dinleri içinde, kendilerine ait İSRAİL TANRISI ile birlikte yollarına devam etmek isteyenler için Dünya'ya yayılabilmek ve egemen olabilmek için Hırıstiyanlık bulunmaz bir nimetti.Bu nedenle; Yeni Ahitli, Müjdeli ve KEHANET'li, inanç sistemi haline gelmesi için gerekli destekleri verdiler.Siz bakmayın onların gazoz kapağı kavgalarına, eğer tersi olsa kitaplarını birleştirmeye razı olurlar mıydı? YAHVE'lerini sahiplenmelerini -İsa esasında Yahve diyorlar- kabul ederler miydi? Her ikiside peygamberler bölgesinde tutunamamış, her ikiside peygamberler bölgesine girmek istiyorlar.)
   
  Artık meydana inmek için kıyamet senaryosunun başlaması gerekiyor. Allah'ın kızmasını ve savaş meydanına inmesi bekliyorlar.Onların Allah algılamaları bu! Eğer tersi olsa başka başka tanrılar edinebilirler mi? Allah'a, var olduklarından beri kafa tutabilirler mi? Allah'a, ortaklar koşabilirler mi? Allah'ın indirdiği kitapları, yok (tahrif demiyorum benzerliği olmayan kitaplar haline getilmiş olmayı kasdediyorum) edebilirler mi? Allah'ın resullerini, kitaplarını yok sayabilirler mi? Allah'ın, elçilerini öldürebilirler mi? Dünyada bunca zülmü pervasızca yapabilirler mi, Yeni zülümler için hazırlıklar yapabilirler mi?

İSRAİL TANRISI RAB demek bile; başka ilahların var olduğunu kabul etmektir. Siz bakmayın TEK İLAH'A inanıyoruz, Aynı İLAHA inanıyoruz laflarına. Onlar "TEK İLAH İMANININ" geçerli olduğu, Alemlerin Rabbi Allah imanının geçerli olduğu pazarda/bölgede salyangoz satabilmeleri/tutunabilmeleri için kullandıkları beylik laflar.Diyalog tellalerine destek olsun diye takındıkları maskeler.Her biri inanç sistemleri içinde, ikinci, üçüncü ve özel tanrı öğretilerine; ama "bu adla" ama "şu adla" sımsıkı sarılıyor ve onlara ibadet ediyor.

Onların kabullerinden hareketle; İSRAİL TANRISI RAB varsa ve sadece onların lehine çalışıyorsa o halde diğer ülkelerinde/uluslarında/ırklarında farklı tanrıları var demektir. Zaten bunu da kendi kitaplarında tekrarlar halinde de belirtiyorlar. Yardılış bölümündeki herşeyi yaratan TANRI'dan, Güçleri hemen hemen (sihir dışında) denk olan (güreşte Yakup'u yenemiyor) Özel tanrı İSRAİL TANRISI RABBE / YAHVE'ye yatay bir geçiş olmuştur.

1 Krallar (1 Kings)...11/9-10 İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, 'Başka ilahlara tapma!' demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ve O'nun buyruğuna uymadı. .......

Hıristiyanlık ise kendisine geçmiş aranan OĞUL TANRI için, İsrail'in Tanrısı RAB'I yani YAHVE'yi seçmiştir. İsa'yı" Eski Ahitle amel etti kendisi kitap getirmedi" tezini öne sürdüklerine göre başka seçenekleride yoktu. İnanç sistemlerinin ilahiliğini ispat edebilmek için uzun bir hikayeye ve köke ihtiyaçları vardı.

Bu konuda bir kaç seçenekleri vardı.Ya İsrail Tanrısı Rab'in / Yahve'nin devamı sağlanarak, oğul Tanrı ile birlikte dinin tebliği yaptırılacaktı, (bu durumda bir adet daha tanrıya daha işlev kazandırmak zorunda kalacaklardı) ya, Yahve sesiz sedasız pasifize edilecekti, yada, Yahve'den Oğul Tanrıya yatay geçiş yaptırılacaktı. Konsiller, konseyler ve kehanet birliği kararları ile YAHVE'den İSA TANRIYA yatay geçiş yaptırıldı.

İsa, Yahve ise; İsa Tanrının Oğlu ise; İsa TANRI ise; O halde YAHVE'de tanrının oğlu ve TANRI oluyor. O halde bu durum ikinci tanrıya inanmak olmuyor da ne oluyor? Onlar da öyle söylüyor.
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri .....................www.meryemana.net/meryem/tr/misc.php?id=20&par=9&td=11

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

Hezekiel (Ezekiel)...39/29 Onlardan bir daha yüzümü gizlemeyeceğim, çünkü İsrail halkı üzerine Ruhum'u dökeceğim." Rab Yahve böyle diyor.

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın ve Tanrı'nın Kendisinin biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır. (Bkz. Hİ 8, 37, 1 Yu 2, 23)
   
  Peki ya! herşeyi yaratan Tanrı? ..............................Yaradılış (Tekvin)...1/1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.


Yine onlara göre; İsrail dışında kalan tüm alemleri, evreni yöneten TANRI..Ademoğullarının yaratıcısı olan TANRI... İsrail'in karşısında, diğerlerine güç ve yaşam hakkı veren TANRI....İsrail'in zafere ulaşmasını sürekli engelleyen TANRI... Kendilerine değilde başkalarına, Peygamber ve Kitap gönderen TANRI onlar için hangi anlayış içinde olabilir.?

1 Yuhanna (1 John)....4/1 Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. Tanrı'dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her tarafına yayılmıştır.

1 Yuhanna (1 John)....4/3 İsa'yı kabul etmeyen hiçbir ruh Tanrı'dan değildir. Böylesi, Mesih-karşıtının ruhudur. Onun geleceğini duydunuz. Zaten o şimdiden dünyadadır.
   
   
  KUR'AN'I KERİM'E GÖRE NE DURUMDALAR Hz.Musa Firavunun zulmundan kurtarılan topluluğa sesleniyor..Yüz çevrilmemesini, imandan geriye dönülmemesini istiyor.
  5 - MAİDE.......... 20.(y)- Mûsa, kavmine şöyle demişti: "Ey toplumum! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. İçinizde peygamberler vücuda getirdi, sizi krallar yaptı, âlemlerden hiç kimseye vermediklerini size verdi."
5 - MAİDE.......... 21. "Ey toplumum! Allah'ın sizin için yazdığı kutsal toprağa girin, arkanıza dönmeyin; yoksa hüsrana uğramışlar durumuna düşersiniz."
5 - MAİDE.......... 22. Şöyle dediler: "Ey Mûsa, orada zorbalardan oluşan bir toplum var. Onlar ordan çıkıncaya kadar biz oraya asla girmeyeceğiz. Eğer oradan çıkarlarsa biz o zaman gireceğiz."
5 - MAİDE.......... 23. İçine ürperti düşenlerden, Allah'ın nimet verdiği iki adam dedi ki: "Onların içine kapıdan girin. Oraya girdiğinizde galip geleceksiniz. Eğer inananlar iseniz yalnız Allah'a güvenin."
5 - MAİDE.......... 24. Dediler ki: "Ey Mûsa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbin'le birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız."
   
  Kendilerini AÇIK MUCİZELER ile Firavun'dan kurtaran RABBİ, Samirinin BUZAĞISI ile aynı çerçeve içinde görenler, pek'ala, O RABBIN savaş alanına ineceğini ve edindikleri/ göğüslerinde yaşattıkları BUZAĞI (türü) TANRILARI ile savaşacağını da, inanç kabulleri arasına koymuşlardır.

Rabbi, neredeyse at üstünde savaşan bir olgu olarak görüyorlardı ki; HZ. Musa'ya "Gidip, Rabbinle birlikte savaş"diyorlardı.Var oldukları günden itibaren Allah'a kafa tutan, isyan eden,iflah olmayan neslin, tanımlamanın, boyun, ırkın, kabilenin devamı olduğunu sanan, onların devamı gibi davranmaya çalışanlar, algılarındaki Tanrı inaçlarına dayanarak, Tanrıyla bir savaş yapılabileceğine, Tanrılar arası savaşların olduğuna ve böyle bir savaşın tarafları olabileceğine pekala inanabilirler.

"Sen git RABBİNLE SAVAŞ" diyenler, Herhalde hala oralarda oturuyorlar ki; Allah, daha sonra gelen aynı tavır içine giren nesle şöyle buyuruyor
9 - TEVBE.......... 46. Sefere çıkmak isteselerdi elbette ki, bir sefer hazırlığına girişirlerdi. Ama Allah, harekete geçmelerini istemedi de onları yerlerine çiviledi ve "oturun, oturanlarla beraber" denildi.

O oturuş o oturuş olmalıki 3500 yıldır onlar olduklarını söyleyenleri de sayarsak hala oturuyorlar Kalkmak içinde Vaad'cinin verdiği Müjdeler deki KEHANETLERİN gerçekleşmesini bekliyorlar.(Esasında kehanet duraklarını gerçekleştirip, "haydi öbür etaplara geçelim" diyebilmek için gece gündüz çalışıyorlar. Onların TANRI ALGILAMALARINA göre bu konular Tanrıya bırakılmayacak kadar önem arzeden konular). Bu kehanet duraklarından biride 12 kabilenin bir araya gelecek olması.Onlardan olduklarını iddia edebilecek 10 kabile ise ortalıkta hiç yok. (toplam 12 kabileler.Hz.Yakup'un/İsrail'in 12 oğlu vardı)

Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/5-8 Yahuda oymağından on iki bin kişi mühürlenmişti. Ruben oymağından on iki bin, Gad oymağından on iki bin, Aşer oymağından on iki bin, Naftali oymağından on iki bin, Manaşe oymağından on iki bin, Şimon oymağından on iki bin, Levi oymağından on iki bin, İssakar oymağından on iki bin, Zebulun oymağından on iki bin, Yusuf oymağından on iki bin, Benyamin oymağından on iki bin kişi mühürlenmişti.
   
 
ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE
44 - DUHAN....... 29. Gök de ağlamadı onlar için yer de. Yüzlerine bakılmadı bile!
44 - DUHAN....... 30. Yemin olsun, İsrailoğullarını, rezil edici bir azaptan kurtardık.
44 - DUHAN....... 31. Firavun'dan kurtardık. Firavun, haddi aşanların büyüklük taslayanlarından biriydi.
44 - DUHAN....... 32. Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde âlemlere üstün kılmıştık.
44 - DUHAN....... 33. Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan ayetler vermiştik.
44 - DUHAN....... 34. Şimdi, şunlar tutmuş diyorlar ki:
44 - DUHAN....... 35."İlk ölümümüzden başkası yok! Biz diriltilecek filan değiliz!"
44 - DUHAN....... 36."Eğer doğru sözlülerseniz, atalarımızı geri getirin!"
44 - DUHAN....... 37. Onlar mı hayırlı yoksa Tübba' halkıyla onlardan önce gelenler mi? Onları helâk ettik; çünkü onlar, suç işlemiş insanlardı.
44 - DUHAN....... 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri eğlenmek için yaratmadık.
44 - DUHAN....... 39. İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.
44 - DUHAN....... 40. Hiç kuşkusuz, ayrım günü, hepsinin buluşma zamanıdır/buluşma yeridir.
   
  5 - MAİDE.......... 25. Şöyle yakardı Mûsa: "Rabbim! Nefsimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık sapıklar topluluğu ile bizim aramızı ayır!"

Dikkat edilirse tam ikna olmaları, tüm şüphelerden arınmaları için, büyücüleri bile İMANA GETİREN AÇIK MUCİZELER'le Firavun'un zulmünden kurtarılanların içinde, imanı bütün olan sadece İKİ KİŞİ var. Hz. Musa'nın, "...Rabbim! Nefsimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum..." yakarması ile ALLAH, o iki kişinin, Hz. Musa (nefsimle) ve Hz. Harun (kardeşim) olduğunu bize bildiriyor.
   
  2 - BAKARA........58. Şöyle demiştik: "Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve 'Affet bizi!' deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz."

5 - MAİDE.......... 21. "Ey toplumum! Allah'ın sizin için yazdığı kutsal toprağa girin, arkanıza dönmeyin; yoksa hüsrana uğramışlar durumuna düşersiniz."

7 - A'RAF......... 161. Onlara şöyle denildi: Şu kentte oturun, orada istediğiniz yerden yiyin. 'Affet!' diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Güzel düşünüp güzel iş yapanlara daha fazlasını da vereceğiz.

Oturmaktan vaz geçtiler ki, girmeleri emredilen, kutsal topraklara girmeye karar verdiler.İman bölgesine/Kutsal bölgeye/ Peygemberler bölgesine girmek için hazırlıklarını sürdürüyorlar.Ama hala Allah'ın emrettiği biçimde iman etmiş olarak girmeyi değil, Argemeddon savaşı ile kutsal toprakları ele geçirmeye ve orada hüküm süren imanı yok etmeyi planlıyorlar.

   
  Allah'a imanlarının işareti olan, Allah'a teslimiyetin ta kendisi olan secde ederek değil, Şeytanla birlikte onun fikirlerine uygun olarak secde etmeden kafa tutarak, İlahi ve imani tüm değerleri yok ederek girmeye hazırlanıyorlar.

Nereye girmeye hazırlanıyorlar? Peygamberler bölgesine, İmanın hüküm sürdüğü bölgeye, dinin kemale erdiği bölgeye, secde etmeden girmeye hazırlanıyorlar.İçi sürekli tazelenerek imanla doldurulan kaseyi/çanağı ele geçirmeye ve içini boşaltmaya hazırlanıyorlar. Son akşam yemeğinde betimledikleri kaseye kendi mahsulleri olan, dogmatik ürünlerle doldurmayı DÜŞLÜYOR VE PLANLIYORLAR.

Yoksa, Hz. İsa'dan yaklaşık 1500 sene sonra yapılan bir hayali tablodaki, kase/çanak/kadeh'in yüklendiği anlam onlar için neden bu kadar önemli olsun.Kehanet avcısı olarak yetiştirilen, (gerektiğinde ateşi körükleyecek) resim yorumcuları için neden bu kadar üzerinde durulan bir obje olsun. Dünya alem duysun diye 1500 yıl sonra esinlenen birinin tablosundaki yerleşimler ve nesneler neden bu kadar ön plana çıkartılıyor olsun

Daha henüz, Hz. İsa'nın vefatından birkaç yüz yıl sonra, sayısız inanan ve araştırmacı ismi geçen yerleri karış karış aramış ama ne mahkeme tutanaklarına ne de infazın yapıldığı yani çarmıhın dikilmiş olduğu alana ulaşamamışlarken, mezarı konusunda da en ufak bilgi bulamamışlarken, Hz. İsa'nın vefatından 1500 sene sonra yapılmış resimin sanki o günü yansıtan görüntü gibi kabül edilmesinin tutarlılığı olabilir mi?

Tabloda resmedilmiş olan bir kase, neden bu kadar önemli hale getirilmiş olabilir. Nelerin simgesi olarak, tarikat üyesi olan Leonardo tarafından kahanet belirtisi olarak çizildi. "Adamın kolu neden öyle, parmak nereyi gösteriyor" gibi çıkarımlar kehanet yollarını belirtmek içindir Yapılan tabloyu Hz. İsa zamanında foto şip-şak çekmedi ki el kol işaretlerinin, çanağın Hz. İsa kaynaklı bir imani değeri yada haber verdiği olayların izleri taşıyor olsun. Leonardo, hayal dünyasının dışa vurumlarını, inançları gereği yapması gerekenleri, esinlendiklerine manalar yükleyerek yerine getirmiş. Kehanet zincirlerine yeni yön/yol levhasını yerleştirmiştir hepsi bu!.
   
  Konu dönüp dalaşıp yine HZ. ADEM'İN İKİ OĞLUNUN olayına geliyor. Gerekli secdeleri yapmayan, kutsal topraklara girmeyen, ilk buldukları fırsatta göğüslerinde büyüttükleri BUZAĞI'ya yönelen, apaçık mucizeleri gördükleri halde Peygamberleri canından bezdiren topluluğa, ALLAH, Hz. Musa'ya, Hz. Adem'in iki oğlunun haberinin okunmasını emrediyor.

Allah' a olan imanın, Hz. Adem'in Katil oğlu tarafından da, Gönüllere buzağı içirilenler/ buzağıcılar gibi algılandığını, anlatan ayetlerin okunmasını emrediyor.Sonucunun ne olduğunu, nereye varacağının iyice bilinmesi için.

En imanlı olabilmek için, imanın lideri/önderi olabilmek için, kendisinden daha imanlı olduğu ortaya çıkan kardeşi öldürerek, İmanı dilediği gibi yorumlayabilme mertebesine ele geçiren, katil oğulun hikayesi anlatılıyor.Allah'la ilişiği kalmayanların yapabileceklerine iyi bir örnek..
   
  5 - MAİDE.......... 27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. "Seni mutlaka öldüreceğim." dedi. Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.

5 - MAİDE.......... 28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
5 - MAİDE.......... 29. "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası!"

5 - MAİDE.......... 30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.

5 - MAİDE.......... 31. Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.
   
  İMAN ÇITASI NEDİR? NİSA SURESİ 136. AYETTE Kİ;"Ey iman edenler,İman edin" ÇAĞRISI İLE İLGİLİ YAZIYI BU SAYFADA OKUYABİLİRSİNİZ..
   
  Adağı, kabul olmayan oğul için iki seçenek vardı; Ya Allah'ın yolunda ilerleyerek, yani imanını artırarak yeryüzünde makbul ve muteber biri olarak, uyulan biri olacak yada adağı kabul edilen kardeşini öldürerek, yeryüzünde gerçek anlamda makbul, muteber biri kalmadığı için, makul ve muteber sayılarak uyulan biri olacak. O, ikinci yolu tercih etti böylece katil oldu.Katilliğin üstadı oldu.Katillik mesleğinin piri olarakta anılmaya devam ediliyor.

Artık çevresinde, imanı kendisinden daha üst olan kalmamıştı. Allah'a,gerçek anlamda imtihan için tekrar adak sunmasına da gerek kalmamıştı. Çünkü; herkesin de kabul ettiği gibi, yeryüzünde, kendisinden daha TAKVA'DA İLERİ OLAN biri kalmamıştı.

Artık örnek alınan, sayılan, bilge biri olmuştu.Meğer ne kadar da kolaymış, Karga kadar bilgiden nasiplenmediği halde, yeryüzün de İMAN ÇITASININ SEVİYE BELİRLEYİCİSİ olmak. Ancak İmanın üzerini örtmekle olur. Allah, bedeni gömmesi için toprağı eşeleyen Karga göndedi ama cinayetin ardından üzeri örtülen, izleri silinen iman oldu. Bu konudan bilgi sahibi olanlar işlerine gelmeyen tebliğler yapan Peygamberleri öldürme yoluna gittiler. İmanın üzerindeki örtülenlerin kalkmaması izlerin meydana çıkmaması için.

Özetle; imanı en kuvetlilerden olmak/iman belirleyicisi olmak' için, İmanı zayıflatır, yok eder kendi seviyenin altına, dilediğin biçimlere sokarak getirebilirsen, bu işi kıvırmışsın demektir.

   
 

ARGEMEDDON SAVAŞI; KATİL OĞUL'UN BİREYSEL CİNAYET EYLEMİNİN, ADEMOĞULLARINA YÖNELİK KÜRESEL BOYUTTAKİ UYGULAMASIDIR. Din gününden kurtulma umutları/hayalleridir.

Kendilerini İsarailoğulları olarak ayrıcalıklı görenler, kendi dışında kalan Ademoğullarına karşı sürdürdükleri bu eylemlere, Ademoğullarına secde etmeyeninde desteğini alarak /BİR olarak devam etmektedirler.

Secde etmeyenin desteği ile Ademoğulları (İsrailoğullarıda yaradılışta kök olarak aynı olduğundan) arasında geçmesini planladıkları bu yok etme harekatının kalıntılarını temizlemek kargaların gösterdiği yöntemle ortadan kaldırılamaz boyutta olacaktır.

   
 

Planlanan savaş, katil oğulun yaptığı hareketin bireysellikten çıkartılmış halidir.Artık olay küresel boyutlara taşınmış hale gelmiştir. Hedefte sadece İman eden kardeş yoktur. Yine Ademoğulları kendi aralarında iman sınavına girmiş bir taraf iman tescili almış bir taraf da alamamıştır. Kimileri o kapıdan secde ederek girmiş kimileri ise arkalarını dönmüştür.Ama bu sefer sayı, birer temsilci ile sınırlı değildir.

Yine Ademoğulları arasında yine imani değerler için yapılacaktır. Yine kibirler/nefisler yapılan işi süslü ve doğru seçim olarak gösterecektir ama bu sefer topyekün bir yok etme hareketi olacaktır.Bir taraf hiç elini kaldırmasa bile, kafalarındaki yok etme planlarını uygulayacaklardır. Dikkat edilirse olaylarda o yönde gelişmektedir. Mesih gelecek bizleri kurtaracak diyenler, harıl harıl yok etme senaryolarını piyasada dolaştırırlarken, onlara göre imha edilecekler "kurtarıcı Mesih onlara gelecekmiş" diye beklemekte.

   
  ALLAH KURAN'I KERİM'DE ..

5 - MAİDE.......... 32. İşte bu yüzden biz, İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: Kim bir kişiyi, bir kişiye karşılık yahut yeryüzünde bir fesat sebebiyle olmaksızın öldürürse, insanları toptan öldürmüş gibidir. Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir. Andolsun, resullerimiz onlara açık-seçik kanıtlar getirmişlerdir. Ama onlardan birçoğu bunun ardından da yeryüzünde zulüm ve azgınlığa sapmaktadır.
   
  Argemeddon savaşı katil evlat zihniyetinin organizasyonudur.İmanı yok etme savaşıdır. Varlıklarla birlikte Peygamberler bölgesini ele geçirme savaşıdır. Kutsal bölgeye Allah'ın emrettiği biçimde değil, imani tüm değerleri yok ederek girme savaşıdır. Katil evladın yaptığı gibi Allah'tan olan herşeyin göz ardı edildiği Dünya saltanatını kurma savaşıdır.Onlara göre bu TANRILARIN TÜM GÜÇLERİYLE YAPACAĞI BİR SAVAŞTIR.Zaten onlarda bu savaşın insanlar arasında olmadığını söylüyorlar.
   
  Esinleme (Vahiy-Revelation)....16/14 Bunlar, mucizeler yapan cinlerin ruhlarıdır. Gücü her şeye yeten Tanrı'nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar.
Esinleme (Vahiy-Revelation)....16/15 «İşte hırsız gibi geliyorum! Çıplak dolaşmamak ve utanç içinde kalmamak için uyanık durup giysilerini üstünde bulundurana ne mutlu!»
Esinleme (Vahiy-Revelation)....16/16 Üç kötü ruh, kralları İbranicede Armagedon denilen yerde topladılar.
Esinleme (Vahiy-Revelation)....17/14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır.»
   
  Argemeddon savaş meydanında görmek istedikleri, çarpışmayı planladıkları "üç kötü ruh'un" açılımı ne olabilir. Üç kötü ruh'la kastedilenler ne olabilir? İsrail'lilere sürekli engel olanlar olmalı. Onların bir türlü dünya hakimiyetine kavuşmalarına engel olanlar olmalı. Vaad'cinin işlerinin ters gitmesine saltantını ilan etmesine engel olanlar olmalı

Neden üç kötü ruh? Neden daha fazla yada daha az değil. Üç kötü ruh onların, Baba Tanrı - Oğul Tanrı - Kutsal Ruh karşılığına gelenler midir. Yani, Allah - Hz. Muhammed - Cebrail midir? (Hz. Muhammed elbetteki bu kitapların resmi derlenmelerinden çok sonra geldi ama onların yüzyıllar içinde aldıkları konsil kararlarını kitaplarına nasıl işlediklerini bilemiyoruz. Mesih'in karşısında düşman olarak görmeyi istedikleri / olacak dedikleri -onlara göre- Şeytanı/Deccal'i sembolize eden bir isim olmalı. 666 sayısı ile Hz. Muhammed'e bu yakıştırmayı yapıyor olduklarını unutmamak lazım - Esinleme (Vahiy/Revelation)...13/18 Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı bir insanı simgeler. Onun sayısı altı yüz altmış altıdır.-)
   
  Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala neden kurtuluş istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala kimden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlar; hala nelerden kurtulmayı istiyorlar?
Dünyanın her yerine ve herşeyine sahip olanlardan kurtulmayı istemesi gerekenler; bu işin, patronları / organizatörleri dışında kalanların olması gerekmez miydi?
   
 
   
  Ademoğullarını yaratan Tanrı kabulü yerine, İsrailoğullarını Güreşte yenmeyen ve "bırak beni" diye yalvaran bir Tanrı kabulü var.

Sümer Tanrısısını (tanrıçasını) kendisine rakip gören ama ona karşı hiçbirşey yapamayıp sadece Fahişe diyen bir Tanrı. (diğer tanrılar ve tanrıçalar içinde aynı tutumu sergiliyor.) Benden başka Tanrı yoktur demiyor, Benden başkasına ibadet etmeyin, benden başkasına inanmayın, benden başkasına tapınaklar yapmayın, benden başkasına buhur yakmayın, ben kıskanç bir Tanrıyım diyor.

Mısırdan Çıkış (Exodus)...34/13 Onların sunaklarını yıkacak, dikili taşlarını parçalayacak, Tanrıça Aşera'yı simgeleyen sütunlarını keseceksiniz.
Mısırdan Çıkış (Exodus)...34/14 Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben kıskanç bir RAB, kıskanç bir Tanrı'yım.

Hz. Süleyman içinde benzer suçlamalara kitaplarında yer vermişler.
1 Krallar (1 Kings)...11/5 Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı.
1 Krallar (1 Kings)...11/7 Yeruşalim'in doğusundaki tepede Moavlılar'ın iğrenç ilahı Kemoş'a ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e tapmak için bir yer yaptırdı.
1 Krallar (1 Kings)...11/9-10 İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, 'Başka ilahlara tapma!' demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ve O'nun buyruğuna uymadı. Bu yüzden RAB Süleyman'a öfkelenerek,

Onlar Tanrı değildir demiyor. Bu nasıl tek İlah inancı.Bu nasıl Tek İlahlı din, Bu nasıl Alemlerin Rabbi Allah imanı. Bu nasıl Alemlerin Rabbi Allah'tan gelmiş bir kitap.Bu nasıl Alemlerin Rabbi Allah'tan gelmiş bir din.

Sümer tanrıçası, onların deyimi ile Babil'in büyük fahişesi İnanna İSRAİL TANRISININ en büyük rakibi anlaşılan.Babil sürgünü sırasında İnanna'ya çok taraftar kaybetmiş olmalı ki ateşler püskürüyor.Esaretten dönenlerin, 70 yıl o inanç ile haşır neşir olması, dönüşlerinde de diğer Yahudi'lere bu inancı aşılamaları, İsrail Tanrısına tehlikeli görülmüş olmalı ki, İnanna'ya (diğer isimleri; Aştoret / Afrodit / Lucifer / İştar) lanetler okuyup yaraşır bir oğul atamışlar -Hıristiyan kabulü-. Alnında 666 yazan, bir gözü kör Deccali temsil eden İSRAİL TANRISININ düşmanlarına yaraşır şekilde.

(İlk canavar veya o günkü Yahudilerin Deccal adayı Babil Kralı Nebukadnessar'ın, Yunan dilindeki isminin sayı değeri 666 imiş. İkinci aday ise M.S.67'de Yahudileri ve ö günkü Hıristiyanları sürgüne göndererek, Kudüs'ü yağmalayan Romalı'lar, ARGEMEDDON denilen yerde orduları ile toplanmışlar.Bu sırada, birçok Yahudiyi ve Roma'yı da yakan NERON Roma imparatorudur.Neron'un İbrani alfabesine göre de isminin sayı değeri 666 imiş.

Bu örnekleri bire bir doğrudur diye vermiyorum. Çünkü kanıt yok. Ama kitapta 666 yazıyor diye hala, yani 2000 yıl sonra birilerinin isimlerini alıp sayı değerlerine göre hüküm çıkartmanın, hatta "kehanete göre bu böyle" demenin anlamsızlığını ortaya koyabilmek için bu örneklemeleri yaptım. Tarih boyunca bu damgaları vurarak yollarına devam ediyorlar "elbette bir gün tutar diye, ha-bire" göle maya çalıp duruyorlar.)

Esinleme (Vahiy/Revelation)...17/4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar ve incilerle süslenmişti. Elinde, iğrenç şeylerle ve cinsel ahlaksızlığının çirkeflikleriyle dolu altın bir kâse vardı.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...17/5 Alnına şu esrarengiz ad yazılmıştı: `BÜYÜK BABİL, DÜNYA FAHİŞELERİNİN VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI.'

Ne dersiniz Babil'i işgal etmelerinin altında yatan, izler arama merakı İnanna'yı içeriyor olmasın. Harut, Marut, İnanna ve zincirlere bağlı Deccal.Sümeristan da, İnanna, Dumizi/Temmuz diyarında başka ne arayabilirler.Peygamberlerine kahin gözü ile bakan, evrenin sihirle, büyüyle, tılsımla yönetildiğini, herşeyin kehanetlere bağlı olduğunu düşünenler için bunlar kaçırılmayacak olanaklardır. Tılsım diye kollarına, boyunlarına ipler, taşlar, metaller asanlar için orada bulunanlar çok kıymetli parçalar olacaktır.

(Kabala ipi örneğin de olduğu gibi, Mezarın etrafında dolaştırılan ipler, belli ölçülerde kesiliyor.Her birine Hahamlar tarafından okunup kutsanarak yedi (7) düğüm atılıyor.İnsanlarda bu kırmızı ipleri para karşılığında tılsım olarak bileklerine takıyorlar Kabala ipinin kısa hikayesi de şu; aynı zamanda diğer tılsım, uğur denilen şeylere örnek

   
  Yakup ve annesinin (Rebeka) yardımı ile babası Isak'ı kandırarak abisinin Esav'a yerine sahtekarlıkla,Peygamber olur -kendileri öyle yazıyor.

Yaratılıs...27/24 Bir daha sordu: "Sen gerçekten oğlum Esav mısın?" Yakup, "Evet!" diye yanıtladı.- .

Abisi Esav'ın kendisini ölümle tehdit etmesi yüzünden, kendisi gibi dalevere işlerinde usta dayısının yanına yerleşir. Yakup, Lavan kızı Kuzeni Rahel'e aşık olur.Dayısına 7 yıl çalışmak şartı ile Rahel'i, Dayısı Lavan'dan alır.

Yaratılıs...29/18 Yakup Rahel'e aşıktı. Lavan'a, "Küçük kızın RAHEL için sana yedi yıl hizmet ederim" dedi.-

7 yıl sonunda düğün yapılır Rahel babası Lavan'ın, dalevere çevireceğini tahmin ederek, Yakup'la aralarında gizli bir işaret kararkaştırırlar.İşte bu işaret bugün kabala ipi dediğimiz düğümlü kırmızı iptir.

Yaratılıs...29/23 Gece kızı Lea'yı Yakup'a götürdü. Yakup onunla yattı.

Düğün çadırında bekleyen Yakup'a, dayısı Lavan (huylu huyundan vaz geçmezmiş), Rahel yerine ablası Lea'yı götürmeye kalkınca, Rahel ablasının aşağlanmasını ve evde kalmasını istemez ve o gizli işareti ona verir. Buluşma çadırında bekleyen Yakup'ta kırmızıyı görünce iç güdüsel olarak, ses, söz, tip, surat gibi özelleikleri görmemezliğe gelerek kırmızıya karşı duyduğu azgınlığı ortaya koyar. Sabah olduğunda "durumu kuzuya dönen Yakup" , durumu kavrar ve dayısına itiraz eder.

Yaratılıs...29/25 Sabah olunca, Yakup bir de baktı ki, yanındaki Lea! Lavan'a, "Nedir bana bu yaptığın?" dedi, "Ben RAHEL için yanında çalışmadım mı? Niçin beni aldattın?"

Yakup, Rahel için bir 7 yıl daha çalışmayı teklif eder. Teklif kabul edilir ve birlikte olurlar.

Yaratılıs...29/30 Yakup RAHEL'le de yattı. Onu Lea'dan çok sevdi. Lavan'a yedi yıl daha hizmet etti.

Böylece İki kız kardeş bir koca sahibi olmuşlardır.Koca-kuma-kardeş-baldız-enişte-kuzenler-yeğenler olarak çocukları ile (çocukların akrabalık dereceleri neler olur kimbilir? .Hem yeğeni hem üvey çocuğu gibi olsa yine neyse, çocuğu olmayan RAHEL bu kezde cariyesi Bilha'yı Yakup ile yatırır ve çocuk sahibi olur. Şimdi siz çıkın bakalım akrabağlık isimlerinin içinden) mutlu yaşam sürerken, Yakup ayrılma kararı alır ve dayısının sürüsünün, bir kısmını çalarak kaçar.

Arada daha birçok enterasan üç-kağıt olayları ve dalavereler olur. Sonrasında Yakup'un toplam 12 oğlu olur. Bu arada Yakup Tanrı ile güreşir. Tanrı Yakup'u güreşte yenemediği için "bırak bani diye yalvarır" ve ona "İsrail" ismini verir.İşte o 12 oğulda İsrail oğulları olarak adlandırılacak kabileleri oluşturur. Bunca mübarek işleri beceren, Yakup'un, baldızı veya eşi veya diğer çocuklarının üvey annesi olan Rahel, günü geldiğinde herkez gibi ölür.

İşte bu mubarek kabul edilen kutsallık yüklenmiş kadının/Kutsal Rahel'in, Betlehem'de yol kenarındaki mezarının etrafında 7 kez dolanan kırmızı ipler daha sonra bilek boyu kesiliyor. Hahamların kontrolünde 7 şer dualı düğümden (Cinlendirilen) sonra; tılsım, büyü malzemesi olarak satışa sunuluyor.

Bu kadar üç kağıdın döndüğü ortamı Kendi KİTAPLARIMIZ (Eski Ahit) dedikleri kitaplara alıp yazanların Peygamberleri bu derece aşağılayanların ,ipleri üfleyip medet ummalarından başka çareleri olabilir mi? Dünya'yı, tılsımlarla idare etme isteklerinden başka hayalleri olabilir mi?

Not:Yukarıda anlatılan kabala ipinin öyküsü, tamamen onların kutsal adlettikleri kitaplarından özetlenmiştir.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'TE YER ALAN KİŞİSEL İSTEKLERİ, SELAMLARI, ÖFKELERİ, ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE, BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
     
  TAŞTAN, İPTEN MEDET UMANLARINTILSIMINA İNANDIKLARI, YEDİ DÜĞÜMLÜ düğümleri okunup-üfllenmiş "KABBALA İPİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
 

O tanrılara ibadet etmeseler bile o tanrıların varlığını kabul ediyorlar.
O tanrılara ibadet etmeseler bile o tanrılarla savaşılması gerektiğini kabul ediyorlar.
O tanrılara ibadet etmeseler bile o tanrıların varlığını kabul eden bir kitap nasıl TEK İLAH inançlı kitap olabilir.
O tanrılara ibadet etmeseler bile dinleri nasıl TEK TANRILI inanç dini olabilir.

Tanrının güreşte yenemedi dedikleri Yakup'a, kitaplarında şunu dedirtiyorlar. Babası Isak'ı kandırarak abisi Esav'ın yerine peygamber olabilmek için dalevere çeviren Yakup, babasının huylanması üzerine, "TANRIN RAB bana yardım etti" diyor. "TANRIMIZ yardım etti" demiyor.

Peygamber olmak isteyenin Tanrı ile bağı o derece az ki, Tanrının yalanını bilip bilmemesi hiç önemli değil. Peygamberlerde yalancı olabilir kurgusu ile yazılmış bu satırlar NASIL İLAHİ olabilir. Bu kurguları yapanların, "TANRI inançları" ne olabilir? Kendilerinin, Tanrı ile ilişkileride kitaplarındaki kurgular seviyesinde olmalı ki, hiç korkmadan, pervasızca her eylemi yapıyorlar ve yapmayı da planlıyorlar.

Birden fazla Tanrı inancı olabileceğini kitaplarında yer verenler, nasıl oluyorda TEK TANRILI dinin mensupları olabiliyorlar. Yakup'a söyletilen sözdende anlaşıldığı gibi, babasının Tanrısı başka, kendisinin ki başka. Eğer farklı Tanrılara inanıyor olmasalardı, Yakup, Tanrısına nasıl kazık atabilirdi. Güreşleri sırasında, Tanrısı ona bunu sormaz mıydı?

Elbette başka Tanrılara inanıyorlardı. Çünkü; güreşten sonra artık, Yakup İSRAİL ismini, Tanrı da İSRAİL TANRISI RAB adını alıyordu. Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi; Çok Tanrılı inanç sistemi içinde, seçilen bir Tanrıya inanmayı, TEK TANRILI DİN olarak kabul etmişler ve öylede göstermeye çalışıyorlar. Özetle birden çok tanrı vardır ama biz içlerinden seçtiğimize İSRAİLİN TANRISINA inanıyoruz diyorlar.

Yaratılıs...27/19 Yakup, "Ben ilk oğlun Esav'ım" diye karşılık verdi, "Söylediğini yaptım. Lütfen kalkıp otur, getirdiğim av etini ye. Öyle ki, beni kutsayabilesin."
Yaratılıs...27:20 İshak, "Nasıl böyle çabucak buldun, oğlum?" dedi. Yakup, "Tanrın RAB bana yardım etti" diye yanıtladı.
Yaratılıs...27:21 İshak, "Yaklaş, oğlum" dedi, "Sana dokunayım, gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin anlayayım."

Onlar tek Tanrıya inanmıyorlar. Onlar seçtikleri Tanrılardan birine ibadet ediyorlar ve o yaptıkları seçimede "TEK TANRI inancı" diyorlar. Ama bu arada birçok Tanrının varlığını da Dinlerinin olmazsa olmazları olarak kabul etmiş bir durum sergiliyorlar.

Özetle; Çok Tanrılı sistemde, tek Tanrıya TAPINIYORLAR ve buna da "TEK İLAH'lı din" diyorlar. Yani; ŞİRK KOŞMAYI inançlarına DİNLERİNİN GEREĞİ OLARAK dahil etmiş olanların, "BİZDE TEK İLAH'a inanıyoruz" dedikleri bir DİN oluyor. Esas olan, Tek ilaha inanmak değil, tek İlah TAPMAKTIR diyorlar.

VAR OLDUĞUNU SANDIKLARININ içlerinden TANRI olarak TAYİN ETTİKLERİ birine TAPANLAR oluyorlar. inanan ama içlerinden seçtikleri tek Tanrıya ibadet edenler oluyorlar. Mısır Tanrıları gibi, çeşitli görevler üslenen, bölgesel hakimiyetleri olan

Din sistemleri içinde Tanrı inançlarındaki bir takım yatay geçişleri saymasanız bile, ÇOK SAYIDA TANRI olduğunu; iyi-kötü olarak sınıflandırılanlar, kıskanılanlar, peygamberleri olanlar, onuruna putlar yapılanlar, haraç verilenler, sunu sunulanlar, görkemi küçük olanlar, Fidye olarak bölgelerin hakimiyeti verilenler..vb.. başlıklarıyla anlatılmış olan ÇOK SAYIDA Tanrı kabulleri var.

Mısır / Yunan Tanrılar gibi, aralarında görev bölümü yapılmış, her iş için başka Tanrı'ya tapmak yerine; yine çok tanrının olduğu ama her biri, her işi yapmaya yetkin olduğu varsayılan (kabul edilen) bir tanesi TANRI olarak benimsenmiş.

   
  ÖLÜM karşısındaki ÇARESİZLİĞİNİ, "FİDYE ile kurtaracağım" diye kapatmaya çalışan TANRI İŞARETLİNİN DRAMI "ÖLÜM & FİDYE" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  İSRAİL TANRI'sını HARACA KESEN, FİDYE&RÜŞVET ALMADAN MISIR'daki İSRAİL'lileri, YAHVE'ye VERMEYEN "ÇÖLLÜ AZAZEL" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
     
  MISIR'ın DİN SİSTEMİ İÇİNDE YER ALAN, İHTİYACA GÖRE GÖREV VERİLEN TANRILARIN LİSTELENDİĞİ "MISIR TANRILARI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
     
  YAHVE KERUV'ları YAKIP KÜL MÜ ETTİ? yoksa; TAHTINI KERUV'arın ARASINA mı KURDU? örnekleri için "KERUV & ŞEYTAN" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 

Çoklu Tanrı KABULLERİNİ; iyi-kötü Ruhlar, uçanlar-kaçanlar, Kahinler, biliciler, her kuvvete ait Melekler gibi tanımlamalarla örterek inanç sistemlerini, "TEK TANRIYA inanılan DİN" diye sunuyorlar. Bir nevi Müşriklik sistemi denilebilir.

Sologanları; "Tek tanrıya inanmak değil tek tanrıya bağlı olmak ve Tek Tanrı'ya tapmak önemlidir. Tek Tanrı inancı için mutlaka, Tek Tanrı'nın var olduğuna inanmak gerekmez. Çok tanrıya inanıp, tek tanrıya taparak TEK TANRICI din ve mensubu olunabilir"

   
  Müslümanlıkta ise bu konuya çok hassas yaklaşılıyor. Bırakın "ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH'a" ortak koşmaya yol açacak birden çok kuvvet kabulünü, eş-koşma çağrışımı yapacak olan (hareket) nitelendirme benimsemelerinin, hatta HABERSİZDE olsa ilahi benimsenmelere yol açacak davranışların bile suç teşkil edeceği bildiriliyor.

"ALLAH" KUR'AN'I KERİM'de ŞÖYLE BUYURUYOR..
34 - SEBE.......... 40.Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı SİZE İBADET ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla!
34 - SEBE.......... 41.(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. ONLAR değil, SEN BİZİM DOSTUMUZSUN. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”.

KUR'AN'ı KERİM; Meleklerin haberleri olmasa dahi kendilerini dost gösteren, "MELEKLERLE İRTİBATTAYIM" diyen İnsanların varlığından rahatsız oldukları ortaya koyuluyor. Meleklerin bu tür irtibat haberleriyle oluşacak intibalardan nasıl sakındıkları KUR'AN'I KERİM ile bizlere böylece bizlere bildirilmiş oluyor.

Meleklerin, İNSANLARLA irtibat kurmalarını bir yana bırakın, asla böyle bir izlenime dahi izin vermedikleri / vermeyecekleri üzerine basa basa vurgulanıyor. Ayete dikkat ederseniz, Melekler bırakın birilerine gözükmeyi, birileriyle irtibat kurmayı (hangi görünümde olurlarsa olsunlar "meleğim" dahi dememişler) İSİMLERİNİN kullanılarak, kendilerine PAYELER edinmiş olanlardan bile son derece bir MUZDARİP oldukları Ayet içi anlatımla bildiriliyor.

ALLAH; “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diye soruyor

Melekler, bırakın onlarla irtibat kurmayı, onların (Meleklerin istemleri dışı) isimlerini kullanarak din içinde inançlar oluşturmuş olmalarından bile üzüntü duyuyorlar ki "ALLAH'tan" özür babında bildirimde ("Dostumuz sensin diyerek Onların gördükleri biz melekler değil, Cinler diyerek") bulunuyorlar. Destekleri olmasada kendilerine ibadet etmiş olmaları dahi büyük suç olarak görüyorlar. Karşı olmalarına ve itina etmelerine reğmen yapılan böyle bir eylemin bile (insanlar üzerinde böyle bir intibaa bırakmış olma korkuları yüzünden) "ALLAH'a" EKSİKLİK İSNAT etmek / "ALLAH'a" ŞİRK koşma / "ALLAH'ın" emrine sadakatsizlik görüntüsü içinde kalmak korkusu ile diyorlar ki;

"Seni eksikliklerden uzak tutarız."
"Onlar değil, sen bizim dostumuzsun"
Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı.
Onların çoğu cinlere inanıyordu.”

Demek ki; MELEKLER'de BIRAKIN İNSANLARLA böyle bir İRTİBATA GİRMEYİ öyle bir İZLENİM VERMEKTEN, İNTİBA BIRAKMAKTAN bile kaçınıyorlar

   
  Melekler, Din içindeki unvanı ne olursa olsun insanlarla (Elbetteki Peygamberler hariç) direk ilişki kurar mı? hayır kurmaz. Melekler her ne kılıkta gelirlerse gelsinler hatta görüntüsüz "SESLENİPTE "Ben meleğim" der mi? hayır demez. İnsanlar Meleği bir kez görürler oda ölüm meleğidir. Peygamberler öyle rüyalara girer mi Hayır girmez. Bunları ben söylemiyorum. Bunların hepsi Kur'an'ı Kerim'de mevcut. Meleği, gerçek yapısında gördüğü açıkca bildirilen sadece HZ. Muhammed'dir.

(Belki Hz. Adem' de görmüş olabilir. Secde emrinin ve isimlerin karşılıklı okunması esnasında, kimin ismi kime ait olduğu Melekler işaret edilerek bilindiğine göre, gerçek Melek görünümleri olmalı. Ama Cennetten kovulmayı oluşturan sahne göz önüne getirildiğinde, Hz. Adem'in Meleklerle görüntü almadan da irtibat içinde olabildiği ortaya çıkar. Bu durumu da göz ardı etmemek lazım; Hz. Adem Melekleri sürekli gerçek yapısında görse idi, Şeytanın " Rabbiniz size bu ağacı melek olmayasınız diye yasakladı" sözüne (meleklerin nasıl birşey olduğunu bildiği için), şeytanın da "ben doğru sözlülerdenim SESLENİŞ sözüne" kanar mıydı?

(Bazı zatı-ı Muhteremlerin rüyalarına giren yada kulaklarına seslenelerin neler olabileceğini artık siz tahmin edin. Seslenenin "ALLAH" adını kullanarak Hz. Adem'i nasıl kandırdığını ballandırarak anlatanlar, söz konusu SESLERE MUHATAP olanlar kendileri olduğunda, ŞEYTAN aldatmasına maruz kalmadıklarından emin bir durum sergileyerek aldıkları destekleri ve haberleri sıralıyıveriyorlar. Adeta; "Hz. Adem aldatan bizi aldatamaz" diyerek, kendilerinin Hz. Adem'den bile üst olduklarını lafın arasından gedikler oturtuveriyorlar. Açıktan söyleyemedikleri rütbelerini, gönüllerine içirilmiş olanın yani göğüslerinde beslediklerinin sesini laflar arasında duyurmuş oluyorlar).


"ALLAH'ın" bildirmesine göre; Cebrail, Hz Muhammed'e, iki kez gerçek yapısı ile gözükmüştür. Hz. İbrahim, Hz. Lut, Hz. Meryem örneklerine bakarsanız her üçüde, Melekleri insan sülietinde görme lutfuna erişmişlerdir.

Hz. Adem'in, Melekleri hangi boyutlarıyla gördüğüne dair bir bilgi yok. Yalnız, "ALLAH" tüm melekleri toplayıp, Hz, Adem'e "İSİMLERİ SAY" emrini verdiğine göre, Melekler gerçek görünümü ile sıralanmış olabilirler. Diğer tüm isimlerle birlikte Meleklerin de isimleri Hz. Adem'e öğretilmiş olduğuna göre, Meleklerin'de isimleri gerçek görünümleri gösterilerek öğretilmiş olabilir. Hz. Adem tarafından da "SAY" emri gereğince İSİMLER kolayca tekrarlandığına göre, Melekler H.z. Adem'e gerçek yapıları içinde gösterilmiş olmalı.

Bunun dışında, bir çok peygamber, Melekleri, bilinçli olarak / MELEK olduğunu bilerek, insan silüetinde dahi Melek gördüklerine dair Kur'an'ı Kerim'de delil yoktur. Hz. İbrahim bile, Melekleri insan sülietinde ilk gördüğü zaman 90 yaşlarında imiş.

Yine aynı sıralarda, Hz. Zekeriya'da Allah'tan Soyunu devam ettirecek bir evlat isteğinde bulunmuştur. Allah, ona evlat müjdesini vermiştir. Ama bu müjde; Hz. Meryemde olduğu gibi, Melekler'in görünerek bildirmesi ile değil, seslenmesi şeklinde olmuştur. Bu nedenle / Meleklerden direk haber alamadığı için, Hz. Zekeriyya bu haberin ilahi kaynaktan geldiğine şüphe duymuş olacak ki (Hz. Adem'in başına gelen akibete uğramaktan kaçındığı, O haberin şeytandan gelebilen fısıltıda olabileceğini düşündüğünden dolayı) Allah'tan açık delil istemiş olmalı. Allah'ta, işaret olarak insanlarla 3 gün konuşamayacağını bildirmiştir.

"ALLAH" KUR'AN'I KERİM'de ŞÖYLE BUYURUYOR..
19 - MERYEM.....17. Onlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu (Cebrâil'i) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü.
3 - ALİ İMRAN.....39. Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler” diye seslendiler.
   
  Buraya kadar herşey, Tanrılar arası bir mücadele hayalinde olanların kurduğu senaryonun ürünü. Yani; Argemeddon savaşı sadece insanların kullanılacağı / katılacağı bir savaş olsa, EDİNİLMİŞ olan TANRILARI / TANRI işaretli VARLIKLARI, bu durumda sonsuz yaşamı "NEYİNE" GÜVENEREK VAAD edebilir? Demek ki edindikleri Tanrılarının İTTİFAKLARLA güç kazanarak GÖKSEL EGEMENLİĞİNİ ilan etmesi gerekiyor. Artık "ben HER ŞEYE EGEMEN TANRIYIM" diyebilmeleri içinde, VAR KABUL ettikleri TANRISAL KATTAN birşeylerin AŞAĞIYA ATILMASI gerekiyor(muş).

Tanrı katı denilen yerde, Tanrıya kötüleme yapabilen bir takım KUVVETLER olduğunu kabul edenler, o güçlerin neredeyse savaşı kazanabilecek boyuta geldiklerini de yazanlar, yani kendin pişir kendin ye yapıp, sonra duydukları YALANLARINI TANRI buyruğu ilan edenlerin ta! kendileri. Düşünüp düşünüp "bana göre; Tanrı şöyle, bu işler böyle olmalıdır" SANILARINI kutsal kitap ilan edenlerin, TANRI BUYRUĞU olarak sunanların ta! kendileri.
   
  Zaten; Esinleme adı altında meçhul birinin (bırakın görüntülerin gerçekliğini, Esinleme'leri kimin yazdığı bile belli değil) "gördüm / gösterildi" dediği görüntülere dayanan ifadeleri gerçek kabul edip ("galip taraftayım" diye) KUTULUŞ hayalleri kurmanın temelinde, "TANRI KIVAMINDA birden çok KUVVETLERİN" var olduğunu kabul etmek yatmıyor mu?

Esinleme......12:9 Büyük ejderha, İblis ya da ŞEYTAN diye adlandırılan ve tüm DÜNYAYI SAPTIRAN o ESKİ YILAN, MELEKLERİYLE birlikte YERYÜZÜNE atıldı.
Esinleme.....12:10 Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: «TANRIMIZIN KURTARIŞI, gücü, EGEMENLİĞİ ve MESİHinin yetkisi ŞİMDİ GERÇEKLEŞTİ. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları TANRIMIZIN ÖNÜNDE gece gündüz SUÇLAYAN, AŞAĞI ATILDI.

Şeytan varken pasif durumda kalan MESİH. DÜNYAYI SAPTIRAN ŞEYTANIN yine DÜNYAYA atılması. TANRIYLA görüşen ve DİĞER TANRIYI yani OĞUL TANRIYI suçlayan ŞEYTAN. Şeytanı dinleyip üçte biri olan diğer TANRIYI yani OĞUL TANRIYI pek dinlemeyen ÜÇÜ-BİRLİĞİN BABA TANRISI. Birazın ötesinde çok kaçık düşünceler gibi geldi..

Yaradılışta vardı denilen ama iktidarını mücadeleler sonunda elde edebilen OĞUL TANRI. Mücadeleleri sonuçlandırmadan bol vaadlerde bulunan KURTARICIYIM diyen OĞUL TANRI. "GÖKLERDEKİ mücedeleyi kazandı göklerin egemeni oldu" diyen KİMLİĞİNİ bile BİLMEDİKLERİ birinin sözüne istinaten KURTARICI MESİH yani OĞUL TANRI bekleyen inananlıları???
   
 
   
 
   
  Kabullerine göre TANRI çokluğunun yanında, TANRININ OĞULLARI'da var. Hani İsa'ya atfedilmiş olan (sanki tek ona ait bir unvanmış olarak gösterilen) TANRININ OĞLU olmak aslında hem Yahudilerin hemde Hıristiyanların (hangi Tanrıdan olduğu belli olmamakla birlikte YAHVE'den mi?- BABA Tanrı'dan mı? yoksa YAHVE, BABA Tanrı mı?) "HER HARFİ TANRI'dan" diyerek, KURTULUŞLARINA KILAVUZ yaptıkları kitaplarına göre, ELLERİNDEKİ kitabı gönderme LUTFUNDA bulunmuş olan TANRI'larının SAYISIZ OĞULLARI'da mevcud.
   
  YAHVE KİM?.. İSA'nın "BABAM" DEDİĞİ YAHVE'ye NE OLDU? KONULARININ İŞLENDİĞİ "İSA YAHVE Mİ? " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  MÜSLÜMANLARA, "İLAHİ VARLIKLAR" olarak sundukları "SONS OF GOD" KABULLERİNİN İŞLENDİĞİ "TANRININ OĞULLARI"sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Eyüp............1:6 Bir gün İLAHİ VARLIKLAR RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Job..............1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.

Çok Tanrı inançlarını gösterebilmek için, İNGİLİZCE AHİT kitaplarına bakmak yeterli. Müslüman ülkelerde üzerini örttükleri, yaldızladıkları, bu çok Tanrılı inancı ifade eden deyimler, kendi ülkelerinde yani ÇOK TANRI İNANÇLARININ hüküm sürdüğü yerlerde, Deccaliyet örneği göstererek değiştirdikleri / parlattıkları deyimleri olduğu gibi kullanmışlar. TANRININ OĞULLARI tanımını Türkiye'de basılan, dağıtılan ESKİ AHİT kitaplarında, Melekleri çağrıştıran "İLAHİ VARLIKLAR" (DIVINE ASSETS) tanımlamasıyla değiştirmişler. Tek Tanrılı din taklidi yapmak kolay değil. Bu örnekler her konuda her ifadede oldukca çok olmalı.

Yaratılış.......6:1 Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.
Yaratılış.......6:2 İLAHİ VARLIKLAR, insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.
Genesis.......6:2 that the SONS OF GOD saw the daughters of men that they were fair; and they took them wives, whomsoever they chose.

Yaratılış.......6:4 İLAHİ VARLIKLARIN insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde NEFİLLER vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.
Genesis.......6:4 The NEPHILIM were in the earth in those days, and also after that, when the SONS OF GOD came in unto the daughters of men, and they bore children to them; the same were the mighty men that were of old, the men of renown.

Eyüp............1:6 Bir gün İLAHİ VARLIKLAR RABbin HUZURUNA ÇIKMAK için geldiklerinde, ŞEYTAN da ONLARLA GELDİ.
Job..............1:6 Now it fell upon a day, that the SONS OF GOD came to present themselves before the LORD, and SATAN came also among them.

Müslüman mahallesinde Salyangoz satmayı bir kez kafaya koymuşlar. Ama ekmek içi protein deposu ama ekmek arası bol ketçaplı. Şifa niyetine ama şurup halinde ama draje halinde. ama Dinlerin diyaloğuyla ama Amentü birlik çağrılarıyla, ama İsevi müslümanlık ilanlarıyla ama program önü-arası-arkası geçirilen jeneriklerde

   
  Kutsal kitaplarında ki görünümlü anlatımlarından anlaşıldığı kadarı ile göklerde büyük bir İKTİDAR savaşı var. Var kabul ettikleri TANRISAL güçler arasında (CİNLER) YOK OLMAMA savaşları yaşanıyor. Şeytanlarla toplantılar yapan TANRI inancı Kutsal Kitaplarında yer alınca elbette, bu tür KUVVETLERİN, TANRILARIN, TANRININ OĞULLARININ kabulü de kaçınılmaz oluyor. Tıpkı dünyada yaptıkları gibi, orada da güçler arasında bir takım savaşların gerçekleştiğini sanarak, kitaplarına o yönde ifadeler yazmayı uygun görmüşler. Orada da entrika, komplo, yalan ve iftira söz konusu olduğunu kendi başlarından pay biçerek ZANNEDİYOR olmalılar.
.................................................................
Örneğin Yahudilerin bu konudaki yorumu şöyle. Eski Ahit Ester kitabındaki AMALEK katliamını şöyle yorumluyorlar.
Yahudilikte Kabala inançlarına göre Dünya üzerindeki olayların gelişmesini şöyle izah ediyorlar. (Şalom gazetesi, --Maskeli.Balo@Purim.Bayrami.din-- yazısından)

"....Rabi Moşe Hayim Luzzato'nun İLAHİ İLHAMLA kaleme aldığı Dereh Aşem (Tanrı'nın Yolu) kitabında belirtildiği gibi, bu dünyada meydana gelen her olayın kökeni, Yukarı Alem denilen ve doğaüstü güçlerin bulunduğu Tanrı katıdır. Aşağı Alem diye adlandırılan bu dünya ile Yukarı Alem sürekli etkileşim halindedir. Bu âlemde meydana gelen ne varsa, tekrar Yukarı Alem'e yansır ve bir şekilde yeniden bu âlemi etkiler. Açıklaması zor gibi gelse de, gündelik yaşamda kullandığımız atasözleri bu ilkeyi çok sık dile getirir: Ne ekersen onu biçersin; İyilik eden iyilik bulur; Kötü söz sahibini bulur..."

"Ari ha-Kadoş'a felsefesine göre Ester hem bir peygamber, hem de Kabalist idi; bu âlemde meydana gelmesi İSTENEN HER DEĞİŞİKLİĞİN Yukarı Alem'den kaynaklanması gerektiğini biliyordu. Bir etkinin ‘ORADAN' HAREKETE GEÇMESİ için, ‘BURADA' bir şeylerin YAPILMASI ŞARTTI."
...............................................................

Bir sentezi temsil eden ”ARİ ha-Kadoş -SAFED'in KUTSAL ASLANI felsefesi (ARİ HA-KADOŞ: Aşkenazi Rabbi İshak, bu isimlerin baş harflerinden oluşmuş) YARATILIŞI; Tanrının bizzat kendi içinde VAR olan (onlara, V. Vucudculara, Enel-Hak'cılara ..vb..göre; TANRIYI oluşturan) karşıt faaliyetler süreci olarak tanımlarmış. Kötülüğü de, bir takım şeyleri içinde bulunduran bir VAZOLARA / KAPLARA benzetirmiş. ”KAPLARIN KIMILDAMASIYLA” (Şebirah etabı) düşen MANEVİ PARÇALARIN, evreni yozlaştıran aktif bir varlığa dönüştüğünü ileri sürebilmek için, derin derin düşünmüş ve bu felsefi denilen SANILARINI ortaya koymuş.

GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ TANRISAL (onlara göre) KATTA BİRŞEYLERİN OLABİLMESİ İÇİN YERYÜZÜNDEN UYARMAK GEREKİYOR / TETİKLEMEK GEREKİYOR. Onlarda Tanrıcılık oynamayı çok sevmiş olmalılar ki, bu zihniyet olarak benimsedikleri bu davranışlarını IRKSAL STANDARTLARI olarak gelecek nesillere aktarıyorlar.

Özetle; Tanrıya yol göstermek gerekiyor. AKIL VERMEK GEREKİYOR. Bu söylenenler garip gelebilir ama Yahudiler için hiçte öyle değil. Tanrı kavramının içini tamamen boşaltmak, insanları Hahamların, din önderlerinin ağzından çıkacaklara bağlayabilmek için Tanrı saygınlığını YOK EDECEK ifadeleri, anlatımları kitaplarından hiç eksik etmiyorlar.

Tanrı saygısı azalsınki, önderler akıl verir duruma gelsinki, Tanrı olarak işaretlenenin NİTELİKLERİ ortaya çıksın. Pazar yeri, Mahlle kavgalarında olduğu gibi bir hareket içine sokulmuş bir TANRI anlatımı var. Adeta "tutmayın beni" naraları attırılıp Tanrı olgusu sıradanlaştırılıyor. Güreşte yenilen Tanrıya ilaveten Güç yetirilebilinen ve kontrol edilebilinen TANRI.
İsrail Tanrısı, Harun'un Put yapma olayından sonra çok sinirlenmiş. Ve daha da öfkelenmek için Musa'dan destek istiyor. Ama Musa İsrail Tanrısına nasihat ederek, sakıncaları bildirerek, öfkesinin dinmesini sağlıyor.

Mısırdan Çıkış.....32:10 ‹‹Şimdi BANA ENGEL OLMA, BIRAK ÖFKEM alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››
Mısırdan Çıkış.....32:11 Musa Tanrısı RABbe yalvardı: ‹‹Ya RAB, niçin kendi halkına karşı öfken alevlensin? Onları Mısırdan büyük kudretinle, güçlü elinle çıkardın.
Mısırdan Çıkış.....32:12 Neden Mısırlılar, ‹Tanrı KÖTÜ AMAÇLA, dağlarda öldürmek, yeryüzünden silmek için onları Mısırdan çıkardı› desinler? ÖFKELENME, VAZGEÇ halkına yapacağın kötülükten.
Mısırdan Çıkış.....32:13 Kulların İbrahimi, İshakı, İsraili ANIMSA. Onlara KENDİ ÜZERİNE ANT İÇTİN, ‹Soyunuzu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. ....
Mısırdan Çıkış.....32:14 Böylece RAB halkına yapacağını söylediği KÖTÜLÜKTEN VAZGEÇTİ

KULUNDAN DERS ALAN TANRI İNANCI, İLAHİ HİÇBİR KORKU DUYMAYANLARA GEREKEN BİR DUYGU OLMALI. Ders alanın nesinden korkulur ki? Tapınmalarını yap, buhurunu sun, kıskandırma, senin tarafında olmasını sağla istediğini yap.
   
  KABBALANIN DİNLERE girmiş hali; VAHDET-İ VÜCUD felsefesi. Macrocosmos..Microcosmos VARLIK BİRLİĞİ.. "VAHDET-İ KABALA" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
 
 

Tanrı olgusunu BAŞEDİLEBİLİR, GÜÇ YETİRİLEBİLİR, KONTROL EDİLEBİLİR, AKIL VERİLEBİLİR vb..sınırları içinde kabul edip KURTULUŞ hayalleri kuranlar senaryolarını da elbette KENDİ YAŞAMLARINDAN pay biçerek yazarlar.

Örneğin öyle bir TANRI inancını ZİHİNLERİNE yerleştirmişler ki, öyle bir TANRIMIZ var demekten YÜREKLERİ sızı duymuyor. "Bir varlığı Tanrı diye edindik ama bu kadarda olmaz biraz AYAR gerekli, TANRI denilende biraz ele avuca gelmeli bunda bir yanlışlık var" sorgulaması ile yüreklerini TANRI kavramına açmaları gerekirken, SÖYLENTİLER DUYUP, olayı araştırmak üzere olay mahalline intikal eden TANRI inancını içlerine sindirebiliyorlar.

Öyle bir varlığa TANRI DEMEYİ KENDİLERİNE YEDİREBİLİYORLAR. O kabullerindeki Tanrı anlayışına yakışır yazılmış metinlerde ki VAADLERİDE ciddiye alıp, KURTARICI projeleri geliştiriyorlar. Tanrı kavramını oluştururken yapılan KOMİKLİKLER, uygulama safhasında CİDDİYE alıp KURTARICI hayalleri kuruyorlar.

Yaratılış.......18:21 Onun için İNİP BAKACAĞIM. Duyduğum SUÇAMALAR DOĞRU mu, değil mi GÖRECEĞİM. Bunları YAPIP YAPMADIKLARINI ANLAYACAĞIM.››

Haber verilmediği sürece olanı biteni bilmeyen, Dünyadan habersiz olan, Dünyaya İNMEDEN olay yerine gitmeden göremeyen, suçlamalar, şikayetler arasında TANRILIK MESLEĞİNİ sürdürmeye çalışanın yukarlarda ki (ineceğim dediği için) hükümranlık sahasında elbette entrikalar, komplolar, yalanlar, tuzaklar vardır. Zaten suçlamanın doğruluğunu yerinde araştırmak için yeryüzüne İNİŞ yapmıyor mu? O halde entrika, yalan, komplo almış başını gitmiş demek ki. Tanrısal kavramların içini böyle boşaltanlar elbetteki Dünyada olan olayların izdüşümünü Tanrısal kata taşıyacaklardır. Oradaki her olayı Dünyasal kalıplar içinde değerlendireceklerdir

Dünyada insanların birleşerek kendisi için tehlike arzedeceğine İNANAN TANRI kabulleri neticesinde, GÖKSEL EGEMENLİK İÇİN SAVAŞLARIN yapıldığını gösteren senaryoları yazmak çok doğal olmalı. İnsanların birleşmesinden korkan, güreşte yenilen, halkını kurtarmak için başka Tanrısal güçlere FİDYE veren, Azazel'e SUNU gönderen, Ölümüde FİDYE vererek yok edeceğini ilan eden Tanrı varsa; TANRININ EGEMENLİĞİNİ elde etmek isteyen bir takım güçlerin varlığını da kabul etmek çok normal olmalı.

   
  ÖLÜM karşısındaki ÇARESİZLİĞİNİ, "FİDYE ile kurtaracağım" diye kapatmaya çalışan TANRI İŞARETLİNİN DRAMI "ÖLÜM & FİDYE" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  SANAL LİVYATAN'ı yendirerek, EDİNDİKLERİ TANRININ "PAZU GÜCÜNÜ", EYÜP vesilesiyle duyurdukları "LİVYATAN & EYÜP" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Onlarsız hiç bir şey olmayacağı hücrelerine işlemiş olmalı ki, OĞUL TANRILARININ bile OĞUL TANRILIĞINI ancak bu yollardan geçerek elde edebildiğini "Her harfi Tanrıdan dedikleri kitaplarına işlemişler. KURTULUŞ sözü verdi dedikleri ve "TANRI" dediklerinin bile TANRILIĞINI kaybedebileceğini ilan eden kitaplara İNANIP, kendilerini TANRIYA inandık SAYANLAR elbette, GÖKSEL EGEMENLİK SAVAŞININ galibinin kendileri olduğunu sanıyorlardır.

Bakın göksel egemenlik ne kadar zor anlar yaşamış, OĞUL TANRI, BABASIYLA yaşadığı bu zorlu anları yani, İKTİDARLARINI kaybetme aşamalarını, "HER HARFİ BİZDEN" dediği kitaplarında bizzat söylüyor.

Yaklaşık 2000 sene önce TANRI ve EGEMENLİĞİ, çok KRİTİK SAATLER geçirip, BÜYÜK TEHLİKELER altında YOK OLMA tehlikesi geçirmiş?
GÖKSEL EGEMENLİĞİ ele geçirmek isteyenler ZORLU KİŞİLERMİŞ. Yani yaratılmış olan bir takım ŞAHSİYETLERMİŞ.
Anlaşıldığı kadarıyla kendilerine etkide bulunabilecek, tesir edebilecek işlerle uğraşan MESLEK SAHİBİ olanlarıymış.
Atalarından miras kalan İmani esasları, İLAHİ vahiyleri, "ALLAH'a" olan imanını inançlarından atabilmek için, beyninde yer etmiş İLAHİ değerlerle / emirlerle mücadele edenler gibi değil yani "Tanrıyla güreş yapıp yendim" diyenler gibi değil,
Daha ziyade; CİN çıkaran, CİNLERLE ilişki kurmuş olan İTTİFAK sahibi olan MESLEKLERİNDE üstatlaşmış İNSANLARMIŞ.

Her şeye Egemen olan ve KURTULUŞ VAADLERİNİ ard arda sıralayıp SÖZLER veren OĞUL TANRININ anlatımıyla; TANRI, yarattığı İNSANLARA karşı karşıya kalmış.
GÖKSEL EGEMENLİK bir gelmiş bir gitmiş.
.
ZORLU İNSANLAR GÜREŞ olayındaki gibi, Tanrı olarak seçilmiş olanı YALVARTMA aşamalarında dolaştırıp, "HERŞEYE EGEMEN olan ve HERŞEYİ YARATTI" denilen TANRI'yı ÇOK ZORLAMIŞLAR.

Ortaya koyulan MANZARAYA göre; Göksel egemenlik ve onun sahibi olan TANRI, "YARATTIM" dediği KİŞİLERİN tehdidi altında İKTİDARINI korumaya çalışıyor...gibi onlarca spot başlık türetilebilir. Kule yapanlar bir araya gelmiş tanrılık savaşı yapmış olabilirler mi? Haman kulesi gibi...
   
  FİRAVUN'un, HAMAN'a "BİR KULE yapta MUSA'nın İLAHINA erişebileyim" emriyle başlanan ve "HAMAN'ın TEKAMÜL KULESİ" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
  Matta..........11:11 Size doğrusunu söyleyeyim, KADINDAN DOĞANLAR arasında, Vaftizci YAHYA'dan daha ÜSTÜN OLANI ORTAYA ÇIKMAMIŞTIR. Bununla birlikte, GÖKLERİN EGEMENLİĞİNDE en KÜÇÜK olan, ONDAN ÜSTÜNDÜR.
Matta..........11:12 Vaftizci YAHYA'nın ORTAYA ÇIKTIĞI GÜNDEN bu yana GÖKLERİN EGEMENLİĞİ ZORLANIYOR, ZORLU KİŞİLER ONU ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYOR.
   
  Kule yapanlardan korkan ve NE YAPILDIĞINI GÖRMEK için AŞAĞI inmesi gereken, kimi ne dediğini bilmeyen, ne demesi gerektiğine kutsal metin yazarlarının karar verdiği anlaşılan, dolaysıyla günah sevap gibi puanlamaları yapmaktan aciz olan TANRININ, kulenin kendi iktidarına yönelik olduğunu düşünmesi doğal değil mi?

Çevresindekilerin (suçlayıcı dedikleri) korkutmaları sonucu GÖKSEL EGEMENLİĞİNİ korumak için DÜNYAYA İNİŞ yapan ve KULE yapımına müdahale ederek SALTANATINI sağlama aldı denilen TANRI OLGUSUNA inanlar için, GÖKLERDE SAVAŞLAR olduğunu kabul etmiş olması normal değil mi?

Yaratılış........11:3 Birbirlerine, "Gelin tuğla yapıp iyice pişirelim" dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
Yaratılış........11:4 Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
Yaratılış........11:5 RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi
Yaratılış........11:6 ve şöyle dedi: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.
Yaratılış........11:7 Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar."
Yaratılış.......18:21 Onun için İNİP BAKACAĞIM. Duyduğum SUÇAMALAR DOĞRU mu, değil mi GÖRECEĞİM. Bunları YAPIP YAPMADIKLARINI ANLAYACAĞIM.››
Yaratılış........11:8 Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
   
  TANRI KAVRAMI BİLİNÇLERDE, SANAL KURGULARI İÇİN PASİFİZE ediliyor, SIRADANLAŞTIRILIYOR (onların üzerine kurdukları inanç sisteminin kabullerine göre).Tanrıya önce kitaplarında pasif görevler veriliyor, bahçelerde gezdiriliyor, yalan söyletiliyor, bilmeyen görmeyen durumuna sokuluyor, kulum dediğiyle yemek yiyiyor, buluşma çadırlarında toplantıya alınıyor, nitelendiriliyor, mekanlar da tahtlar, köşkler verip buhur ve tütsü ile beslenen varlık haline getiriliyor, güreşte yendirilerek fiziki yaptırım gücünün azlığına dikket çekiliyor. Böylece bilinçlere istedikleri Tanrı motifini yerleştirmiş oluyorlar.

Alın size her bilincin istediği gibi şekillendirebileceği hiçbir yaptırım gücü olmayan Tanrı inancı. Kitaplarında bu güne kadar yaptıkları da, aciz Tanrı imajını oluşturma amacına hizmet ediyor. Yoksa onlarda biliyorlar yazılanların, yakıştırılan şeylerin yanlış olduğunu.

Amaç imanı zayıflatmak,
Allah ile kul arasındaki bağı yok etmek. Yoksa onların anlattığı hikayeye kimse inanmaz. İnsanların Tanrı diye bildikleri ibadet ettikleri kudretin, hiçte çekinilecek bir kuvvet olmadığına alıştırabilmek/ikna edebilmek. İnsanları, peşlerine takıp sürükleyebilmek. kendilerine inandırabilmek, bağlayabilmek içinde başka seçenekleri yok.

Esinleme ....3:5 Galip gelen, böylece beyaz giysiler giyecek. Böylesinin adını yaşam kitabından hiç silmeyeceğim. Babamın ve O'nun meleklerinin önünde o kişinin adını açıkça anacağım.

Sonra YAHVE / İSRAİL'in TANRISI gibi tanımlar içinde BABA TANRI unutturulur. Yahudilik için, artık varsa yoksa İSRAİLİN TANRISI vardır.Herşey onun çevresinde ve onun istekleri doğrultusunda gerçekleşmektedir. O ne derse o olur. Onunla olan kurtulur.

İşte size Kağıt üzerinde BABA TANRI İNANCINDAN alınan ve bilinçlere yerleştirilen iş-oluş , Affetme, Cennet yetkilerinin el değiştirme hikayesi. Artık beklentiler için "ya medet ...... "diye başka kapılara gidilen hal ortalığı sarmıştır. Bu arada Tanrı ile toplantılar yapabilen Şeytan tamamen düşman konuma getirilmiş artık yılanla birlikte anılır olmuştur. Düşman olarak sadece yılanı ilan etmek pek inandırıcı olmadı ki, Şeytanı tolantılardan alıp düşman ilan ettiler.Belki Vaad'cilerinin kimliğini gizlemek için bu yola başvurmuş olabilirler.

Eyup........1:6 Bir gün İLAHİ VARLIKLAR RAB'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde, ŞEYTAN da onlarla geldi.
Eyup........1:7 Rab ŞEYTAN'a, "NEREDEN GELİYORSUN?" dedi. ŞEYTAN, "DÜNYADA GEZİP DOLAŞMAKTAN" diye yanıt verdi.

Artık O dinin mensuplarına / YAHUDİLERE sorarsanız;
Onları koruyan, İSRAİLin TANRISI''dır
Onları kurtaran, İSRAİLin TANRISI''dır
Onları kurtaracak olan, İSRAİLin TANRISI''dır
Onları Cennete götürecek olan, İSRAİLin TANRISI''dır
Onlara Vaad edilmiş toprakları verecek olan, İSRAİLin TANRISI''dır
Onlara sonsuz yaşamı ve gücüne nihayet olmayan saltanatı verecek olan, İSRAİLin TANRISI''dır

Kendinden olanları koruyan, onları suça teşvik eden, cinayetleri/KATLİAMLARI için izin veren bir İSRAİLin TANRISI''dır
Hakimler ...20/48 İsrailliler Benyamin kentlerine döndüler; insanları, hayvanları ve oradaki bütün canlıları kılıçtan geçirdiler, rastladıkları bütün kentleri ateşe verdiler.

Diğer Tanrılara inananları, onlara tapınaklar yapanları (Süleymana sadece kızabilmiştir) korkunç acılar içinde öldürecek olanda, İSRAİLin TANRISI''dır
2. Tarihler 15:13 Büyük küçük, kadın erkek, kim İsrail'in Tanrısı RAB'be yönelmezse öldürülecekti."

Peygamberlerine ve peygamberi Süleymana sadece sitem edebilen ama Peygamberlerine dil uzatanları yok edip, koruyan gözetende İSRAİLin TANRISI''dır
2 Krallar..... 2/23" Elişa oradan ayrılıp Beyt-El'e giderken kentin küçük çocukları yola döküldüler. "Defol, defol, kel kafalı!" diyerek onunla alay ettiler.
2 Krallar..... 2/24 Elişa arkasına dönüp çocuklara baktı ve RAB'bin adıyla onları lanetledi. Bunun üzerine ormandan çıkan iki dişi ayı çocuklardan kırk ikisini parçaladı."

Aynı şekilde Müjdeci de dinin içine monte edilmiştir. Söz olmuştur, Tanrının Oğlu olmuştur, Aynı özden eşiti olmuştur, Planı gereği beden alıp İsa olmuştur, Tanrı olarak yeryüzünde kalmıştır.Müjdelerde vaadlerde bulunmuştur.Tanrının bedenlenmişi olarak kabul edilmiştir.

Tanrı İsa ile YAHVE/İSRAİL TANRISI arasında ki yatay geçişte kilise tarafından zamanı geldiğinde (Tanrı karar vericileri/sözcüleri olarak) sağlanmıştır.Dinde yenilik yapılmış Tanrı artık BABA TANRI ilan edilmiştir.Yahve kendini yenilemiş ve Müjdeci olarak, TANRININ OĞLU OLARAK Yahudiler'in yanı sıra Hıristiyanları'da alarak görevini sürdürmektedir. Böylece Tanrıları; BABA TANRI, YAHVE'de; OĞUL TANRI olduğunu Pavlus ve arkadaşları sayesinde öğrenmişlerdir. Bu en büyük sır/giz nedense Peygamberlere değil sadece Pagan ve Pagan meyilli olanlara açıklanmıştır.

VATİKAN .Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri ......

446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı (Bkz. Çık 3, 14) sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, (Bkz. 1 Kor 2, 8) bu bir yeniliktir.

Hıristiyanlık için, artık varsa yoksa TANRI İSA vardır.Herşey MÜJDENİN çevresinde ve onun istekleri (denilen metinler) doğrultusunda gerçekleşmektedir. O ne derse o olur. OĞUL TANRI ile olan kurtulur. İşte size Kağıt üzerinde BABA TANRI İNANCINDAN alınan ve bilinçlere yerleştirilen iş-oluş , Affetme, Cennet yetkilerinin el değiştirme hikayesinin bir örneği daha.

Artık O dinin mensuplarına / HIRİSTİYANLARA sorarsanız;
Onları koruyan, eski ismi ile YAHVE, yeni ismi ile TANRI'nın OĞLU / MÜJDECİ / TANRI İSA'dır
Onları kurtaran, eski ismi ile YAHVE, yeni ismi ile TANRI'nın OĞLU / MÜJDECİ / TANRI İSA'dır
Onları kurtaracak olan, eski ismi ile YAHVE, yeni ismi ile TANRI'nın OĞLU / MÜJDECİ / TANRI İSA'dır
Onları Cennete götürecek olan, eski ismi ile YAHVE, yeni ismi ile TANRI'nın OĞLU / MÜJDECİ / TANRI İSA'dır
Onları Vaad edilmiş toprakları verecek olan, eski ismi ile YAHVE, yeni ismi ile TANRI'nın OĞLU / MÜJDECİ / TANRI İSA'dır
Onları sonsuz yaşamı ve gücüne nihayet olmayan yaşamı verecek olan, eski ismi ile YAHVE, yeni ismi ile TANRI'nın OĞLU / MÜJDECİ / TANRI İSA'dır

(Alnında mühür bulunmayan hıristiyanlar da İSA'ya inandıkları için yaşam defterinde ismi olacak olanlardan mıdır? yoksa, Yahve sadece damgalı Yahudi'leri mi kurtaracaktır orası karışık. Damagsız Hıristiyanlar da ıstırap çekecek gibi. Tanrı kıskanç olursa ilk göz ağrılarınden elbette vaz geçemez. Ayrıca edindikleri Tanrı'nın, Hıristiyanlık diye bir dinden haberi olmadığı gibi, Hıristiyanlık dininin Yahudi bölgesi dışında gelişeceğinden haberide yok. Bu yönde bir arzusu da yok.İsimlerini bile teleffuz etmiyor. Yeni antlaşmayı, İsrail halkı ile Yahuda halkı ile yapacağım diyor. Kendilerine görünerek kitaplar yazdırdıkları (iddiaları öyle) "Pavlus ve arkadaşları aracılığı ile yeni inananlarla yapacağım" demiyor. )

   
  Hıristiyanlarda, bukadar hiçe sayılmanın sonucu olarak; "Arada kaynamayalım, yanlışlığa kurban gitmeyelim şimdiden işaretlenelim" diye, "işte işaretlerimiz, damgalanacak olanlardanız bizler müjdeciden/ Tanrı İsa'dan yana olanlardanız" diyebilmek için takıyor olabilirler mi?

Ya! Yahve "ben Tanrı Mesih değilim" derse, 144.000 dışında kimseyi damgalamayın derse ne olacak. Olacağı "yandı keten helva". İşaret olmadan imanlıları ayırt edemeyen TANRI inancı ancak VAAD'cinin vaadlerine kananlara has bir özellik olsa gerek.Daha Dünya'da iken kendilerinden olmayanları (günahkar bile değil, sadece onlardan değil) cezalandıran, TANRI inancı.(Oysa; kıyamet gününde herkez eşit ve kimse, kimseye yardım edemiyecek ve kimseye farklı davranılmayacak)

Esinleme (Vahiy/Revelation)..7/2-3 Yaşayan Tanrı'nın mührünü taşıyarak gündoğusundan yükselen başka bir melek daha gördüm. Bu melek, karaya ve denize zarar vermek için kendilerine yetki verilen dört meleğe yüksek sesle, «Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ve ağaçlara zarar vermeyin!» diye bağırdı.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/4 Mühürlenmiş olanların sayısını işittim. İsrail oğullarının bütün oymaklarından yüz kırk dört bin kişi mühürlenmişti.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...9/4 Çekirgelere, yeryüzündeki otlara, herhangi bir bitki ya da ağaca değil de, yalnız alınlarında Tanrı'nın mührü bulunmayan insanlara ıstırap vermeleri buyruldu.

Matta (Matthew)..................2/41 «Sonra solundakilere şöyle diyecek: `Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis ile onun melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe yollanın!

Deccalde damgalayacak diyorlar.Deccalde ben de tanrıdanım diyecekmiş ya Deccalin damgaladıklarından olurlarsa ne yapacaklar.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...13/16 Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin sağ eli ya da alnı üzerine bir işaret vurduruyordu.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...13/17 Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşıyanların dışında hiç kimse ne bir şey satın alabiliyor, ne de satabiliyordu.


Ne kadar komik değil mi? Her iki tarafta mühürlüyor.Onların Deccalin tarafı diye gösterdikleri, nitelendirdikleri de onlar için, mutlaka Deccal yada ona benzer bir tanım kullanacaklardır. Mutlaka taraflarını da, o mühürlenenlere karşı uyarmışlardır. Her iki tarafta kendisinin imanlı diğer tarafın imansız olduğunu iddia ediyordur ve edecektir.

Oysa, Dünya'da işaretlenmeyen kimse kalmamış olsa gerek. "Aman dikkat edin Deccal sizi mühürlemesin" diyorlar ama bu işaretlemeyi / kodlamayı da yine kendileri yapıyorlar. Barkod olmadan yada kişisel kodlarınız olmadan hiçbir alışveriş yapamazsınız. Barkod'taki Yahudi izleri, vaadci izleri, Argemeddon izleri nasıl ortaya çıkıyor.

Barkod işaretinde 3 grup, 2 şerli uzun çigiler vardır. Bilgisayar dilinde rakkamlar şöyle kodlanıyor. 0 1 2 4 8 16... gibi. Yani her bir sayı bir öncesinin iki katı. Bilgisayar ise bunu var-yok (mantığı ile) kodlaması ile şöyle okuyor. Değer olan hanelerdekiler (basamaklar) için "var" yani "1" sinyali oluşturuyor (kapı açıyor/kapıyor) Değer olmayan hanelerdekiler (basamaklar) için "yok" yani "0" sinyali oluşturuyor (kapı açıyor/kapıyor).

Barkod'da ki uzun çizgilerin sinyal değeri şöyle; 0-1-1(boşluk+çizgi+çizgi) Bilgisayar bu aldığı işaretler sonucu, "o grup" çigilerin "6" olduğunu okur (1. basamak 0, 2. ve 3. basmaklar "1") Aritmetik olarak ise, durum şu oluyor, 0+2+4=6. Uzun çizgilerden üç grup olduğuna göre, üç adet "6" yanyana geldiğinde sonuç "666" olur.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...13/16 Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin sağ eli ya da alnı üzerine bir işaret vurduruyordu.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...13/17 Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşıyanların dışında hiç kimse ne bir şey satın alabiliyor, ne de satabiliyordu.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...13/18 Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı bir insanı simgeler. Onun sayısı altı yüz altmış altıdır.

Onların kitabında yazan Deccalin numarası. Unutmayın Barkod sistemini bulan va yayanlar Yahudi firmaları yada Yahudilerin egemen oldukları firmalar. Peki bu durumda DECCAL KİM? Kim toplulukları 666 rakkamı ile damgalıyor. Kim alışveriş denilen, sermaye denilen, ekonomi denilen, ticaret denilen..vs.. mekanizmaları elinde tutuyor.O mekanizmalara standartlar koyanlar kimler?

Belki; kısa bir süre sonra, para yerine tamamen kişilere özgü chip'ler taşınacak, orada her türlü bilgi ve döküman olacaktır.Bireyin gelirleri direk olarak chip'e işlenecek her alışveriş sonrasında kasadan-turnikeden geçirilenler, otomatik olarak -belki vucuda monteli- chip'ten düşülecektir.

Kimlik sorma, yüz tarama, parmak izi gibi işlemler chip üzerindeki kodlanmış bilgilerden alınacaktır.Kişinin nerede olduğuda yine chip'ler sayesinde bilinebilecektir. Hastalık, organ özellikleri gibi bilgilerde chip'e otomatik olarak işlenecektir. Belki diye başlayan cümle esasında nufusunu azaltmayı hayal ettikleri, Dünya'da uygulayacakları faşist yöntemlerdir. ALTIN ÇAĞIN diktatör çatılı, köle tabanlı, seçilmiş sütunlu KONSİL DEVLETİ nin yönetim şekli. Kulun memnuniyetinin mecbur olduğu bir yönetim şekli. Verilenin, seçmesi gereken olduğunu bilinçlere yerleştiren bir yönetim biçimi.

Yüce Pir yönetiminde olan ALTIN ÇAĞ'da insanlar barkodlanmış olarak yaşayacaklardır.Tanrıcılık oynamanın, Tanrı olarak kabul edilmenin ilk şartlarından, olmazsa olmazları olan; görmek, bilmek, işitmektir. Görmeyen, İşitmeyen, bilmeyen TANRI OLAMAZ. O halde her yeri gözetleyecekler, her şeyi kontrol edecekler, her yeri dinleyecekler.Doğal olarakta herşeyi bileceklerdir.

TANRILARININ İYİLER DEFTERİNDE İSMİNİN OLMASINI isteyenlerde, onların çizdiği kulvarlı yolda, işaret ve işaretcilere, kurallar gereği mutlu bir şekilde uyacaklardır. Yüce Pir'ine saygılarını zikirler ile ileten CANLI ZOMBİ'ler olarak yaşamlarını sürdürecektir.

Bu söylenenlere ve yaptırımlara uymayanlar ise toplumun kuralları, sağlığı, düzeni ve Yüce Pirin emrine istinaten ya imha edilecekler yada ÖLÜ ZOMBİ'ler olarak hayatlarını sürdüreceklerdir.Artık ALLAH inancı yok edilmiş, "Varlık birliğinin" "BİR'i" ve onun yeryüzü temsilcisi "Yüce Pir" vardır.
   
  Bir başka komik tarafta, bu deccal yakıştırması; Putpereslere, Budistlere, Hindulara ..vs..yapılmıyor. Aynı inancı paylaşıyoruz diyenler birbirlerine karşı bu yakıştırmayı yapıyorlar.Semavi denilen dinler için/iman için esas düşman, Putpereslere, Budistlere, Hindulara ..vs.değil mi?

Amaç kutsal bölgeye/Peygamberler bölgesine girebilmek ele geçirebilmek olunca, bu tür hedef saptırmalar uygulamaların göz bebeği haline geliyor. İlk uygulanan yöntem ise; ayrıma esası yaptıkları konularda ki, görüşleri zıt kutuplar haline getirerek, gruplar arasında uzlaşma olanağını yok etmek. Gruplar arası ayrılığı kapanamaz boyutlara taşımak, aralarına kin nefret sokabilmek, ana hedeflerine giden yoldaki durak noktalarıdır.

Gruplar arası uçurum ne kadar büyük olursa, taraftarlarının sadakati, bağlılığı o kadar kuvvetli olacaktır. Her türlü emre gözü kapalı uyacaklar, emredilen herşeyi (zalimlikte olsa) iftiharla / kahramanlık edası içinde yapacaklardır. (Sağ-sol ayrımında, taraflar birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmış karşılıklı suçlamalar inanılmaz boyutlara taşınmıştır. Aynı aileden olanlar birbirlerine karşı ölümüne düşman edilmişlerdir.Kominist-Milliyetci, Şeriat-Laik gibi örneklerde verilebilir.)

Son yıllarda ise tek taraflı yüklenmeler vardır. Bir tarafın, "ben %100 şundanım" demediği halde, bir takım olgular umacı olarak ilan edilmekte, sezsizlerin çoğunlukta olduğu TARAFTARLAR oluşturulmaktadır. (örnek olarak;Güneydoğu sorunu, etnik gruplar, türban, referandum ..vs.. gösterilebilir.)

Aynı uygulama; Mesih, Diyalog ve Deccal konusunda da yapılmakta. Çoğunluğu sezsiz kalan, çok büyük kitlelere taraf olma zorunluluğu getirilmektedir.Topluluklar kendilerine yakın buldukları yada güçlü olanların Deccali olmamak için bir tarafa kaydolmak zorunda bırakılmaktadır.

İslam önderlerine bakarsa ve Kur'an'a uyarsa; Haç ve Putu temsil edenlerin ordusuyla savaşacak.Mesih İsa'ya bakar Cemaat liderine uyarsa belki ana-babası, belki kardeşi, akrabası, belki komşusu ama kesinlikle, Vatikan destekli kurtarıcının ordusuyla bir olup, diğer tarafta kalmayı yeğleyen Müslüman ordularına karşı savaşacak. Kimse "benim yoğurdum ekşi" demez.

Tarafların arasına o kadar büyük, derin uçurumlar yerleştirilmiş ki; her biri "kurtarıcı gelecek Deccali yenecek, onun tarafında olanları yok edecek" diye sevincini dışarı vurmakta bir sakınca görmemektedir.Kendisinin başına geleceklerin farkında olmadan, ballandıra ballandıra Deccalin ve taraftarlarının başına gelecekleri büyük bir zevkle anlatmakta.Oysa ki, mutlaka ve mutlaka kendisinin olduğu grupta, diğerleri tarafından Deccalin ordusu olmakla suçlanacak ve kıyım başlayacaktır.

Bunları neden yapıyorlar? Tanrı adına yapılmayan şeylerde insanların kafalarında hep soru işaretleri vardır. "Ya! yaptığımız yanlışsa, yaptığımız acımamazlık değil midir?, onlarda insan değil mi? onlarda aynı inancı paylaşıyor..gibi.

Tüm bu soruları ortadan kaldırabilecek tek reçete, yapılan herşeyin İLAHİ olduğuna toplulukları inandırabilmektir. İlahi olan herşey bir emirde olacağından, İlahi bir farz olacağından tüm sorgulamaları ortadan kaldırır.

Üstelik bu emredilenleri yapmak, İlahi kattan birde ödül ile karşılık bulacaktır. O zaman yapılanları sorgulamak, canide olsalar onlara engel olmak çok anlamsızdır.İlahi yoldan ayrılmaktır.Yani mensubu bulunduğu dinin/inanç sisteminin/KAFİRİ OLMAKTIR.

Özetle; Tüm bu yapılan ayrıştırmalar, zıt kutup oluşturmalar, yaptıkları/yapacakları katliamları/sebep olacakları acıların İlahi olduğuna toplulukları (hangi taraftan olursa olsun) inandırabilmek içindir.

Şeytanın, İnsanın var olduğundan beri söylediği, 1 NUMARALI YALANI, "ALLAH BİZİMLE"yalanını söylüyorlar. (Şeytanın ve takipcilerinin zaten tek planları var o da 1 NUMARALI PLANI; ALLAH İLE ALDATMAK ). Başka planları yok. Bakın tüm olaylara, hepsinde İlahi emirler ve amaçlar vardır.

Toplulukların üzerinden İlahi korkuyu attıramadıkları sürece hiç bir şey yaptıramazlar
.İlahi korkuyu, İlahi mükafata dönüştürüldüğünde ise; "kim tutar gösterilen yolda onları"

Yoksa onlarda biliyorlar, Hz. Adem'in katil oğlunun yolunda olduklarını.Onlarda biliyorlar imanı yok ederlerse en imanlı olarak kendilerinin kalacağını. En imalı demek; "iman kurallarını dilediğin gibi koymak" demek olduğunu çok iyi biliyorlar. İman çıtasını istediğin gibi yerleştirebilme ruhsatına sahip olmak demek olduğunu çok iyi biliyorlar.
   
 

Deccalin damgalaması ve tarafların ayrıştırılması böyle; Bu arada, BABA TANRIYA ne oldu? Herşeye gücü yeten, herşeyi yaratan, Herşeye hükümran TANRI'ya. Sembolik bir biçimde buhurlar içinde tahtında oturan, olacak olayları, düşmanlarını (kimliğini/hangi Ademoğulları olduğunu) merak eden bir olgu haline getirilmiştir. İsa zamanına kadar oğuldan haberi olmayıp, birden bire BABA TANRI olduğunu öğrendiği gibi, şimdi de ESKİ TANRI olduğunu mu öğrenecek/öğrendi dersiniz.

İşte BABA TANRIDAN alınan bir yetkinin OĞUL TANRIYA devrine bir örnek. Önce babanın tahtına oturtuyorlar. sonra ödül olarak biraz yetki devri yapıyorlar. Böylece, bazı görevleri ve yetkileri "OĞUL TANRI ALDI" ilanı yaparak, insanların Tanrı ile olan bağlarını zayıflatıyorlar. Bilgisayar oyunundaki Tanrıların imajlarına insanları alıştırıyorlar.Birbirleri ile savaşan, birbirlerine galip gelebilen Tanrı inancı.Yunan Tanrıları inançların da olduğu gibi.

Elçilerin işleri..........................2/33 O, Tanrı'nın sağına yüceltilmiş, vaat edilen Kutsal Ruh'u Baba'dan almış ve şimdi gördüğünüz ve işittiğiniz gibi, bu Ruh'u üzerimize dökmüştür.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....3/21 Ben nasıl galip gelerek Babamla birlikte Babamın tahtına oturdumsa, galip gelene de benimle birlikte tahtıma oturma hakkını vereceğim.

Oğul Tanrının, BABA TANRI'nın sağına oturabilmesi için birtakım işleri başarması gerekiyor. Her biri BAĞIMSIZ birer TANRI oldukları için bu başarıyı göstermesi ve GÜCÜ ELİNDE bulunduran TANRININ (üst olan Tanrının) bu BAŞARIYI TAKDİR etmesi gerekiyor ki, KÜÇÜK TANRI, BABA TANRININ sağına yücelebilsin.

(Hani tek Tanrı dindiler. Bir yarı öbür yarıya vaadde bulunup ödül mü veriyor? Toplumları saptırmak isteyenlerle, kitaplarında Tanrılara görev ve yetkilerini bildirenler aynı kuklacının kontrolünde olunca; haliyle perdeye renk katmak için yeni tipler dahil oluyor.Bu durumda da sağ el-sol el paylaşımı olmak zorunda. Hangi el, hangisinde başarılı olursa ipler onun o elin olur. Her karekteri sadece bir el oynatamaz ki.)


Sağına yüceltilen Oğul Tanrı'ya, bir de ödül olarak Kutsal Ruh veriliyor. O'da Kutsal Ruh'u kulları üzerine döküyor.BABA TANRININ kuvvetlerinden biri OĞUL TANRIYA veriliyor.BABA TANRININ yetkileri el değiştirmeye başlıyor. Kudretleri ve kuvvetleri elde edebileceklerini sananlar elbette bir gün BABA tanrının tüm yetkilerinide üzerlerine alabileceklerini yada BABA TANRI ile baş edebileceklerini sanabilirler.

Kendi kitaplarından BABA TANRI'NIN artık KARAR MEKANİZMASINDA olmadığını, İKTİDARI KAYBETTİĞİNİ belirten ifadeler aşağıda. Ne zaman, pasifize edilmiş? Kıyamet'in koparıldığı, ALTIN ÇAĞIN başlaması arifesinde, hesap gününden yani 7. Borazan çalınmadan hemen önce, Cennet ve sonsuz güç/yaşam vizeleri verilmesine sıra geldiğinde.

TAHTIN ORTASINDA OTURAN KİM? BABA TANRININ YERİNE GEÇİRİLEN KİM?


Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/10 Yüksek sesle, «Kurtarış, TAHT üzerinde oturan TANRIMIZA

Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/11 Bütün melekler, tahtın, ihtiyarların ve dört yaratığın çevresinde duruyordu. TAHTIN önünde yüzüstü yere kapanıp TANRI'ya tapınarak şöyle diyorlardı:

Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/15 Bunun için, «TANRI'nın TAHTININ önünde duruyor, O'nun tapınağında gece gündüz O'na tapınıyorlar. TAHT ÜZERİNDE OTURAN, çadırını onların üzerine gerecektir.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/17 Çünkü tahtın TAHTIN ORTASINDA olan KUZU onları güdecek ve yaşam sularının pınarlarına götürecek. TANRI onların gözlerinden bütün yaşları silecektir.»
Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/15 Yedinci melek borazanını çaldı. Gökten gelen yüksek sesler şöyle diyordu: «Dünyanın egemenliği, Rabbimizin ve O'nun Mesihinin oldu. Ve O sonsuzlara dek egemenlik sürecek

Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/16-17 TANRI'nın önünde, tahtları üzerinde oturan yirmi dört ihtiyar, yüzüstü yere kapandı. TANRI'ya tapınarak şöyle dediler: «Gücü her şeye yeten, var olan ve var olmuş olan RAB TANRI! Sana şükrediyoruz. Çünkü büyük KUDRETİNİ KUŞANIP egemenlik sürmeye başladın..

ESAS TANRI KİM OLDU?
Kim Tahtın sağından Ortasına geçti?
Kim kudreti kuşandı?
Kim sonsuza kadar herşeye gücü yeten TANRI oldu?
Dünya egemenliği artık Kimin oldu?

Oysa daha önceki bildirimlerde, BABA TANRI tahtın ortasında idi. Sağında ise İsa var olduğunu yine kendi kitaplarından okumuştuk.

Markos (Mark).....................2/19 Rab İsa onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrı'nın sağında oturdu.
Romalılar (Romans).............8/34 Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı'nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir.

   
 

Herhalde Oğul Tanrının bu iktidar değişikliğinden sonra elde ettiği ilk yetkilerden biride Hesaplaşmayı (Kıyamet) başlatmak ve uygulamasını devam ettirmektir.

"İbraniler.........8/13 Tanrı, «yeni bir antlaşma» demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyen ve köhneleşen, çok geçmeden yok olur."
... dedikleri YENİ AHİT'e göre. Hikaye şöyle başlıyor..

   
  Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/1 Bu kitap İSA MESİH'in esinlemesidir. Tanrı, YAKIN ZAMANDA olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/2 Yuhanna, gördüğü her şeye, Tanrı sözüne ve İsa Mesih'in bildirisine tanıklık etmektedir.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/3 Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır.

Diye kendisini Yuhanna olarak tanıtan esinlenmeci, esinlenmenin borazan sesi ile başladığını belirttikten sonra karşılaştığı kişinin İSA olduğunu şu sözler ile tanımlıyor..

Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/10 Rab'bin gününde Ruh'un beni yönetimine almasıyla arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/14 Başı ve saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri ise alev alev yanan bir ateşti sanki!
Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/17 O'nu gördüğüm zaman, ayaklarının dibine ölü gibi yığıldım. O ise sağ elini üzerime koyup şöyle dedi: «Korkma! İlk ve son ben'im.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/18 Diri olan ben'im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diri kalacağım. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir.

Yuhanna'ya görünen İSA olacakları yazdırmaya başlıyor. Önce 7 kiliseye mektuplar yazılıyor.Dikkatler çekilip uyarılar yapılıyor, takdirler ve yergiler dile getiriliyor. Sonra o meşhur 7 kollu şamdan'ın derin manasını açıklıyor. (Efes'teki (Selçuk), İzmir'deki, Bergama'daki, Tiyatira'daki, Sart'taki (Sardes), Filadelfya'daki (Alaşehir), Laodikya'daki (Denizli) topluluklara -kandillere/yıldızlara- mektuplar yazdırılıyor)

Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/19 Bunun için gördüklerini, şimdi olanları ve bundan sonra olacakları yaz.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/20 Sağ elimde gördüğün yedi yıldızın ve yedi altın kandilliğin sırrına gelince, yedi yıldız yedi topluluğun melekleri, yedi kandillik ise yedi topluluktur.
   
 

Mektup yazımları bittikten sonra gökte açılan bir kapıdan Yuhanna başka bölüme alınır.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/1 Bundan sonra gökte açık duran bir kapı gördüm. Benimle konuştuğunu işittiğim, borazan sesine benzeyen ilk ses şöyle dedi: «Buraya çık! Bundan sonra olması gereken olayları sana göstereyim.»

Girdiği yerde, bir taht ve tahtın üzerinde oturan biri vardır. Tahtın etrafında 24 taht daha vardır. O tahtlarda oturan ihtiyarların, büyük tahtın önünde tapındığını görüyor.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/9-11 Canlı yaratıklar, taht üzerinde oturanı, sonsuzluklar boyunca yaşayanı yüceltip ona saygı ve şükran sundukça, yirmi dört ihtiyar, sonsuzluklar boyunca yaşayıp taht üzerinde oturanın önünde yere kapanarak O'na tapınıyorlar. Taçlarını tahtın önüne atarak diyorlar ki, «Rabbimiz ve Tanrımız! Yüceliği, saygıyı ve gücü almaya layıksın. Çünkü her şeyi sen yarattın. Hepsi senin isteğinle yaratılıp var oldu.»

Tahtın üzerinde "BİRİ VAR" deniyor, "TANRI var" denmiyor. Tanrının YEDİ Ruhundan bahsediliyor. ve Tanrı hiç onuşmuyor. Akşam serinliğinde bahçede dolaşmaya çıkan, TANRI sus-pus oturuyor.Herkeze sitemler eden, sorular soran, tehdit eden, şeytanla toplantılar düzenleyen, BABA TANRI sanki dut yemiş bülbül haline getirilmiş.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/2 O anda Ruh'un beni yönetimine almasıyla gökte bir taht ve tahtın üzerinde oturan birini gördüm.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/5 Tahttan şimşekler çakıyor, uğultular ve gök gürlemeleri işitiliyordu. Tahtın önünde alev alev yanan yedi meşale vardı. Bunlar Tanrı'nın yedi ruhudur.

 


  O esnada Tahta oturanın sağ elinde yazı tomarları görür.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....5/1 Tahtın üzerinde oturanın sağ elinde, iki tarafı da yazılmış ve yedi mühürle mühürlenmiş bir tomar gördüm.

"Tomarları kim açacak" diye bir ses duyar ama tomarları açmaya kimse talip olmaz. Çok üzülen Yuhanna'yı, İhtiyarlardan birinin sonucu ilan eden söyledikleri rahatlatır.

Esinleme (Revelation)....5/5 Bunun üzerine ihtiyarlardan biri bana, «Ağlama!» dedi. «İşte, Yahuda oymağından gelen Aslan, Davut'un kökünden Olan galip geldi. Tomarı ve tomarın yedi mührünü O açacak.»

Esinleme (Vahiy/Revelation)....5/6 Dört yaratığın ve ihtiyarların çevrelediği tahtın ortasında boğazlanmış gibi duran bir Kuzu gördüm. Kuzu'nun yedi boynuzu ve yedi gözü vardı. Bunlar, Tanrı'nın bütün dünyaya gönderilmiş yedi ruhudur.

Dünyaya gelen kimdi? İSA idi. Peki Tanrının tahtının etrafında bulunan 7 meşale TANRININ ruhu değil miydi? Yedi ruhunu İSA ile Dünyaya gönderdiğine göre, o yedi ruh'ta KUZU'da olduğuna göre; BABA TANRIDA kalan ruh var mı? Böylece, BABA TANRININ tüm yetkileri İSA TANRIYA devredilmiş olmuyor mu? TANRI İSA'nın kazandığı galibiyet bu YEDİ RUH'u ele geçirmekle ilgili olmasın.

Neden Tahtın üerinde oturanın kimliği yazılmıyor da oturanın diyorlar."OTURANIN SAĞ ELİNDEN" tanımı kullanılıyor?
Esinleme (Vahiy/Revelation)....5/7 Kuzu gidip tahtın üzerinde oturanın sağ elinden tomarı aldı.

Kıyamet tomarlarını Baba Tanrı neden açamıyorda/açmıyorda bekliyor?
Ne mücadelesi vardı da, neye karşı galip geldi?
İsa zaten TANRININ OĞLU ve EŞİTİ ilan edilmemiş miydi?
Tanrı zaferini kime karşı kazanmış olabilir?
Görevi icabı 7 ruhu da yanına alıp yeryüzüne inen ve Çarmıha gerildiği söylenen İSA NEYE GALİP gelmiş olabilir?
BABA TANRI eğer güçlü ise, neden İSA'ya "gel aç" demiyor da sonucu bekliyor.
" Tomarları Biricik oğlum açacak" demiyor da sağ elinde (Taht üzerinde oturan o ise biri deniliyor) tomarları tutar halde bekliyor?

Özetle tüm yazılanların yazılma nedeni Tanrı inancını zayıflatmak. Kontrol edilebilir, antlaşma masasına oturtulabilir Tanrı imajı. İsa Tanrının peşine / VAAD'cinin peşine toplulukların takılmasını sağlamak için yetkisiz kaldığı ilan edilen TANRI.
   
  TOMARLAR AÇILMAYA BAŞLANIR..DİKKAT EDİN DAHA YERYÜZÜNDE ARGEMEDDON SAVAŞINDAN İZ YOK. YANİ İSA MESİH'te GÖKLERDE KIYAMETİ BAŞLATIYOR.
   
 

Esinleme (Vahiy/Revelation)....6/1 Sonra Kuzu'nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, «Gel!» dediğini işittim. Kuzu sırası ile 1., 2., 3., 4. ve 5 mühürleri açar.

Açılan herbir mühür için bir meleğe görev verilir. Meleklerin kimine BARIŞI kaldırma görevi, kimine terazili ürünlerle ilgili görev, kimine zafer kazanma görevi, kimine de yeryüzünde kılıçla, vebayla ve vahşi hayvanlarla ÖLÜM SAÇMA görevi verilmişti

6. MÜHÜR AÇILIR.. MÜHÜRLEMELER BAŞLAR.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....6/12 Kuzu altıncı mührü açınca, büyük bir deprem olduğunu gördüm. Güneş, keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı. Ay, baştan aşağı kan rengine döndü.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....6/13 İncir ağacı, güçlü bir yel tarafından sarsıldığında nasıl ham incirlerini yere dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü.

(Yıldızlar, İncir gibi, patır patır yeryüzüne dökülüyor. Yazarın sanılarına göre yıldızlar, olsa olsa duvarlara çizilen büyüklükte anlaşılan. Yıldızların büyüklüğünün Dünya ile kıyaslanmayacak boyutta olduğunu bilse idi en azından yıldızları, yeryüzüne düşürmemeye gayret ederdi.
Hatta mümkünse bilgisizliğinden çekinir, cahilliğim ortaya çıkar diye esinlemelerinde onlara hiç yer vermezdi, hata ve hatta adlarını bile anmazdı..

Esinleme (Vahiy/Revelation)....6/15 Dünyanın kralları, büyükleri, komutanları, zenginleri, güçlüleri, bütün köleleri ve özgür kişileri, mağaralarda ve dağların kayaları arasında gizlendiler.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/4 Mühürlenmiş olanların sayısını işittim. İsrail oğullarının bütün oymaklarından yüz kırk dört bin kişi mühürlenmişti.

BABA TANRININ gözdeleri denilebilir mi bu 144.000 kişi için? Denemez, o zamanda YAHVE yani İSRAİL TANRISI, İSA TANRININ öncesi olamaz.

(Birbirlerinin devamı olduklarını yazanlar onlar."446 Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, bu bir yeniliktir")


İSRAİL'lilere VAAD'de bulunan, buluşma çadırların da buluşan, güreşler tutan, YAHVE. O halde onları mühürleyen de, OĞUL TANRI İSA'nın önceki hali olan YAHVE. Hitler zamanında, Yahudilere damga vuran onları mühürleyen kimdi acaba? Dükkanlarına işaret koyan Tanrı hangi tanrı olabilir. Yoksa Mühürleme işlemi 1940'larda, İsrail devletinin kurulmasına ortam hazırlayan 2. Dünya savaşı sırasında başlamış olabilir mi?

Hezekiel (Ezekiel).................39/29 Onlardan bir daha yüzümü gizlemeyeceğim, çünkü İsrail halkı üzerine Ruhum'u dökeceğim." Rab Yahve böyle diyor.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/10 Yüksek sesle, «Kurtarış, TAHT üzerinde oturan TANRIMIZA

Mühürlenen ve kurtulan 144.000 kişi kime dua ediyor?
TAHT ÜZERİNDE OTURAN TANRI'ya.
Oysa; önceki maddelerde TANRI tanımı yerine,"TAHT ÜZERİNDE OTURAN BİRİ" tanımını kullanıyorlardı.
Ne oldu da bu değişiklik oldu?
TAHT ÜZERİNDE BİR DEĞİŞİKLİK Mİ? yapılmış bir bakalım.(BABA TANRI artık görevini Fahri Tanrı olarak mı sürdürecek)

   
 

Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/11 Bütün melekler, tahtın, ihtiyarların ve dört yaratığın çevresinde duruyordu. TAHTIN önünde yüzüstü yere kapanıp TANRI'ya tapınarak şöyle diyorlardı:
Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/15 Bunun için, «TANRI'nın TAHTININ önünde duruyor, O'nun tapınağında gece gündüz O'na tapınıyorlar. TAHT ÜZERİNDE OTURAN, çadırını onların üzerine gerecektir.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/17 Çünkü tahtın TAHTIN ORTASINDA olan KUZU onları güdecek ve yaşam sularının pınarlarına götürecek. TANRI onların gözlerinden bütün yaşları silecektir.»
Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/15 Yedinci melek borazanını çaldı. Gökten gelen yüksek sesler şöyle diyordu: «Dünyanın egemenliği, Rabbimizin ve O'nun Mesihinin oldu. Ve O sonsuzlara dek egemenlik sürecek

Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/16-17 TANRI'nın önünde, tahtları üzerinde oturan yirmi dört ihtiyar, yüzüstü yere kapandı. TANRI'ya tapınarak şöyle dediler: «Gücü her şeye yeten, var olan ve var olmuş olan RAB TANRI! Sana şükrediyoruz. Çünkü büyük KUDRETİNİ KUŞANIP egemenlik sürmeye başladın..

   
  KİM, TAHTIN SAHİBİ TANRI OLDU? KUZU TANRI, tahtın yeni sahibi OLDURULDU/tahta geçirildi.Artık Dünya egemenliği İSA'nın/OĞUL TANRININ oldu. Artık o "BİR" oldu.Artık sadece İsa inananlısı olmak, vaadlerinde yer alan Cennet'e gitmek için kafi.

BU YAPTIKLARI KABULLER/BU SENARYOLAR SIRF İNSANLARI KENDİ PEŞLERİNE TAKABİLMEK İÇİN. Yukarıda kitaplarından yapılan maddelerin dökümlerinden, söylemek istediklerinin şu olduğu ortaya çıkıyor."Yeryüzünde her türlü çılgınlığı yapabilirsin, her zulmü sergileyebilirsin, her zulme göz yumarak rantına bakabilirsin, her yeri işgal edip gasplar yapabilirsin, boynuna işaretini taktın mı Cennet garanti.

İsa çarmıhta inananlılarının günahı için acı çekmedi mi? Kendisine inananların günahlarını affettirmedi mi? "Haçı taşıyan bendendir" demedi mi? O halde işlediğin tüm günahların yok sayılacak.Doğru Cennete gideceksin. Cennetle aranda sadece "puta" tapma eylemin var. Haçı boynuna takar, İsa inananlısı olursan, "İsa TANRI" dersen Cennet garanti.Çünkü senin adın, VAAD'ci tarafından "yaşam kitabına" yazılmıştır." (Fethullah Gülen Hocaefendi de bu konuda icazet verdi zaten. Üç dinden birine inanmak yeterlidir görüşü Cemaatin inanç kaburgasını oluşturuyor)
   
  BİZ YİNE ARGEMEDDON SAVAŞINA DOĞRU YOL ALALIM. Yine "dikkat" diyorum, savaş çıkmadan ve kurtarıcı yeryüzüne inmeden KIYAMETİ başlatıyorlar.
   
  Esinleme (Vahiy/Revelation)....8/1 Kuzu yedinci mührü açınca, gökte yarım saat kadar bir sessizlik oldu.

Buhurlar yakılır, Meleklere borazanlar verilir ve ateşle doldurulan Buhurdan yeryüzüne atılır.Yeryüzü şimşekler ve uğultular içinde sarsılır. Birinci Melek ve diğer 2., 3., 4. Meleklerde sırası ile borazanlarını çalarlar ve Yeryüzünde; deniz canlılarının, gemilerin çoğu yok olur.

Yerin üçte biri,
(?Dünya ya vardır ya yoktur. yeryüzünde olanlar denmiyor) ağaçların-otların üçte biri yok olur. Acılaşan sulardan içen bir çok insan ölür. Güneşin üçte biri Yıldızların üçte biri vuruluyor.(?güneş ya vardır ya yoktur. Isı ve ışığı kastedilmiyor. Daha da komiği güneşin 1/3'ü gidince gündüzün de 1/3'i yok oluyor. -ışık azalıyor denilmiyor- Evreni bildikleri ve gördükleri ile sınırlı sanıp, Heredot Cevdet misali esinlemelerini anlatıyor. Ama öyle bir anlatmış ki, inanın" KİRLİ" bile yemezdi bu anlatılanları).

Mektupların oluşturduğu kitap ilahi, esinlemeler Vahiy olarak kabul edilirse, bu tür yanlışlıkların olması kaçınılmaz.(Aynı durum yere düşen yıldız tanımında da geçerli.Yazarın sanılarına göre yıldızlar yakalara takılan rozet konumunda yada Noel baba olmalı ki yere düşen yıldıza o yakıştırmaları yapabilirsin.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....8/12 Dördüncü melek borazanını çaldı. Güneşin üçte biri, ayın üçte biri ve yıldızların üçte biri vuruldu. Sonuç olarak ışıklarının üçte biri söndü, gündüzün de gecenin de üçte biri ışıksız kaldı.

5. Melek borazanını çaldığında yere düşen yıldıza verilen görev ve MÜHÜRÜ bulunmayan ve önceki afetlerden, saldırılardan kurtulan insanlara 5 AY süresince ızdırap vermeleri için ÇEKİRGELER ortaya salınır.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/1 Beşinci melek borazanını çaldı. Gökten yere düşmüş bir yıldız gördüm. Dipsiz derinliklere inen kuyunun anahtarı ona verildi.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/4 Çekirgelere, yeryüzündeki otlara, herhangi bir bitki ya da ağaca değil de, yalnız alınlarında Tanrı'nın mührü bulunmayan insanlara ıstırap vermeleri buyruldu.

VE 6.BORAZAN ÇALINIR.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/13 Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrı'nın önündeki altın sunağın dört boynuzundan bir ses işittim.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/14 Ses, elinde borazan olan altıncı meleğe, «Büyük Fırat nehrinin yanında bağlı duran dört meleği çöz» dedi.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/15 Tam o saat, o gün, o ay ve o yıl için hazır tutulan dört melek, insanların üçte birini öldürmek üzere çözüldü.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/16 Bunların atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/18 İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.

Herbir melek 10 kişi öldürse 2 milyar, 100 kişi öldürse 20 milyar, 1000 kişi öldürse 200 milyar insan eder. Melek bu; eli hızlı salladımı binlerce insan ölür gider. Orakcılar, yapılan hasaba göre 11 trilyon öldürdüklerine göre; bunlarda bayağı kan dökmüş olsa gerek. (yapılan hesap yazının aşağıda ki ilgili bölümünde)

Sürekli insan öldürme ile kafayı bozmuşlar, süreklide öldürüyorlar. Hiç varlıklar arası ölüm söz konusu olmadığı gibi; insanları kurtarma gibi bir düşüncede gündemlerinde değil. "Öldür babam öldür". son insanda öldürülesiye kadar bu yok etmeler sürüyor.
   
  Dikkat edilirse sürekli üçte-birden söz ediliyor. Ölümler, yıkımlar, gündüz-gece, güneş-yıldızlar. Üçte/bir ile üçte-bir olmak kast edilmiş olabilir mi? Testlis üçlemesi gibi. Diğer tekrarlanan sayı ise tüm dinlerde önem verilen 7 sayısı ve onun katları.-7 yıl=84 ay, 3,5 yıl=42 ay = 1260 gün gibi- .-7 ve 3.5; Grekce de, bir vakit ve yarım vakit anlamına geliyormuş-)
   
  Yeryüzündeki insanların üçte biri öldü (diğer ölümlere kurban gidenler hariç) ama henüz, "KURTULACAKLARIN BAŞINA KURTARILMALARI GEREKEN" bir olay gelmedi. Onlar hala komplolar, kehanetler peşinde, Dünya'da zülüm sergilemeye devam ediyorlar.Tüm olaylar TANRININ OĞLU / beklenen KURTARICININ / VAAD'cinin emri ile oluyor. Bu hesaplaşmada ne olacaksa, kendilerinden görmedikleri insanlara olacak, MÜHÜRLENMEMİŞ insanlara olacak.Mühürlenip ölenler içinde "onlar IŞIKLARA GARG" oldu derler.. İşte, kurtulanlar ve kurtulamayanların tasnifi..

Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/4 Çekirgelere, yeryüzündeki otlara, herhangi bir bitki ya da ağaca değil de, yalnız alınlarında Tanrı'nın mührü bulunmayan insanlara ıstırap vermeleri buyruldu.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/4 Mühürlenmiş olanların sayısını işittim. İsrail oğullarının bütün oymaklarından yüz kırk dört bin kişi mühürlenmişti.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/2-3 Yaşayan Tanrı'nın mührünü taşıyarak gündoğusundan yükselen başka bir melek daha gördüm. Bu melek, karaya ve denize zarar vermek için kendilerine yetki verilen dört meleğe yüksek sesle, «Biz Tanrımızın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ve ağaçlara zarar vermeyin!» diye bağırdı.
   
  Mühürlenmeden ölenlerin geride kalan mühürlenmemiş olanların moralini bozmaması içinde, onlara moral olacak sözlerde var..

Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/13 Gökten bir ses işittim. «Şunu yaz: bundan böyle Rab'be ait olarak ölenlere ne mutlu!» diyordu. «Evet» diyor Ruh, «uğraşlarından dinlenecekler. Çünkü yaptıkları işler onları izleyecektir.»
   
  Yedinci borazan çalınmadan önce gökten gelen bir melek Yuhanna'ya gözükür ve ona tamamlanacak olan SIRdan bahseder. ve "7. melek borazanını çaldığında bu SIR TASARISI tamalanacak" der. Bu sır Peygamber'lere de müjdelenmiş bir sır imiş.Oysa ellerindeki kitaplarda müjdeleri bildirenler yani "MÜJDELER BİZE bildirildi" diyenler, esinlenenler, fikirlerini söyleyenler; Peygamber hatta Havari bile olmayanlar.

Melek yapması gekenleri Yuhanna'ya bildirir bu arada başka bir meleğin elindeki tomarları alması emredilir. Tomarları elinde tutan melek ona bir hap verir. Tatlı olan ama miğde de mayalanıp acılık yapacak bir hap (Mavi Marmara gemisinden kurtulanlarda bu tür sıvının İsrail askerleri tarafından kullanıldığını söylemişlerdi. Aynı hap mevzuu Eski Ahit'de de var."
Hezekiel....3/3 Bana, "Ey insanoğlu, sana verdiğim tomarı ye, mideni onunla doldur" dedi. Bunun üzerine tomarı yedim. Bal gibi tatlı geldi bana.")


Esinleme (Vahiy/Revelation)...10/9 Meleğin yanına gidip küçük tomarı bana vermesini istedim. Bana, «Al, bunu ye!» dedi. «Midende bir acılık yapacak, ama ağzında bal gibi tatlı olacak.»
   
  Eline bir ölçü kamışı verilerek, yapması gerekenler Yuhanna'ya bildirilir. Ölçülmesi istenmeyen Avluyu, 42 AY boyunca Deccal yada kötülük Peygamberine verileceği bildirilir.

(Neden bazı gıdaların veye ürünlerin 42 gr olduğunu merak ediyorsanız işte cevabı. Neden bazı şeylerin ölçü kesimleri 40 yada 50 gram değilde, neden 42 gram diyorsanız işte cevabı. O ölçü sistemini kullanan işletmeler ya Yahudi işletmesidir yada onların devrettiği onların kurllarına göre işleyen tesislerdir.Hesaplaması zor, bölünmesi zor. 42 ay 3,5 yıl yapıyor yani 7 yılın / 84 ayın yarısı. Esinlenme bölümünde sık sık karşılaşılan sayılar bunlar.-7 ve 3.5; Grekce de, bir vakit ve yarım vakit anlamına geliyormuş-)


Bu kötülük peygamberleri 1260 gün boyunca (42 ay=3,5 yıl) mucizelerle donatılmış olarak hüküm sürecekleri, dipsiz derinlikler anavarının onları yanmesinin ardındanda Sadom ve Mısır yoluna cesetlerinin atılacağı söylenir.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/2 Tapınağın dış avlusunu bırak, orayı ölçme. Çünkü orası, kutsal kenti kırk iki ay boyunca ayaklarıyla çiğneyecek olan uluslara verildi.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/8 Cesetleri, simgesel olarak Sodom ve Mısır diye adlandırılan büyük kentin ana yoluna serilecek. Onların Rabbi de orada çarmıha gerilmişti.
   
  Yine açıkca başka RABLER OLDUĞU belirtiliyor. İSA' nın RAB olarak nitelendirilmesi gibi, başka RABLERİN DE OLDUĞU hatta o RABLERİN, İSA gibi çarmıha gerildiğini söyleyecek kadar başka RAB iddialarını detaylandırıyorlar. Nerede kaldı TEK TANRI inancı? Kutsal kitaplarında "RABLERİ VARDI, onları ÇARMIHA gerdik" diye yazanların TEK TANRI inançları nasıl olabilir?

(Çarmıha gerilen Rab dedikleri ALLAH'ın vahiylerini / emrettiklerini tebliğ eden Hz.İSA olmasın. Şeytana göre, Hz. İsa kendisinin düşmanı. Şeytanın aleyhine çalışıyor. Şeytan öğretilerine göre; kandilerinin kötülüğü peşinde koşan biri. Tıpkı Hz. Muhammed'i, sapkın olarak gören yeryüzü temsilcileri gibi yada Hz. Musa'nın, mucizeleri karşısında "
Alemlerin Rabbi ALLAH'a" iman eden, "Hz.Musa'nın Rabbine İman ettik" diyen, eski büyücüler olmasın.

Büyücülüğü yani şeytanın oyuncağı / askeri olmayı bırakıp, tövbe ederek ALLAH'a iman eden ve iman edilmeye ön ayak olanlar olmasın. Firavun'un kendilerine ihanet kabul ettiği tövbeleri sonrası, Hz. Musa'yı büyücülerin ustası, onları da öğrencisi olarak suçlayıp, ellerini ve ayaklarını çaprazlama kestirerek hurma ağaçlarına astırdıkları olmasın. MÜMİNE GÖRE KAFİR; ŞEYTAN. ŞEYTANA GÖRE SAPKIN OLANSA; KENDİSİNE UYMAYAN / ONDAN OLMAYAN HERKEZ

Görüldüğü gibi, Allah'a Oğul isnat etmekle kalmayıp başka RAB'lerin varlığını da kabul ediniyorlar. Onların anlatımı ve tabirleri ile BABA TANRI önünde / nezdinde galip gelme nasıl olmuş olabilir/nasıl olacağını hayal ediyorlar.

Zaten dinlerinde, Allah'a, ortak koşmak inanç temellerini oluşturuyor.Bazı konulardaki yaptırım kuvvetlerini, kendi tanımladıkların üzerine alarak yani o edindiklerine bazı kerametler yükleyerek, Allah'a ortak atamış/koşmuş oluyorlar.

Her şeyi yaratan Allah olduğunu biliyorlar.Tüm dinlerde sürekli yapılan bu hayali kuvvet devrini, yapa yapa alışkanlık kazanmış ve kuvvet devrinin olabileceğini sanmaktan öte boyutlara taşımış olmalılar ki, bu kuvvet devrinin kalıcı hale gelebileceğine inanır hale gelmişler ve Allah'ın Nur'unu söndürebileceklerine inanır olmuşlardır.

Bu kuvvet devriyle esas kurtulmayı amaçladıkları, Allah'ın din gününden, ve ecelden kurtulmaktır, Şeytanın vaad ettiği, sonsuz yaşam ve gücüne nihayet olmayan yaşama kavuşma hayali ile bu yola grmişler ve ata mirası olarakta sürdürmektedirler. O günlerin özlemi ile de yanıp tutuşmaktadırlar.
   
  HIRİSTİYANLARA GÖRE; İSA TANRIDIR. BU KONUDAKİ KİLİSE AÇIKLAMASININ YER ALDIĞI "TANRI İSA" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Kötülük peygamberlerinin ortadan kaldırılıp herkezin gözü önünde göğe kadırılmasından sonra, 7. Melek borazanını çalar ve OĞUL TANRI'nın TANRILIĞI İLAN edilir.
 

Esinleme (Vahiy/Revelation)....7/17 Çünkü tahtın TAHTIN ORTASINDA olan KUZU onları güdecek ve yaşam sularının pınarlarına götürecek. TANRI onların gözlerinden bütün yaşları silecektir.»

Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/15 Yedinci melek borazanını çaldı. Gökten gelen yüksek sesler şöyle diyordu: «Dünyanın egemenliği, Rabbimizin ve O'nun Mesihinin oldu. Ve O sonsuzlara dek egemenlik sürecek

Esinleme (Vahiy/Revelation)...11/16-17 TANRI'nın önünde, tahtları üzerinde oturan yirmi dört ihtiyar, yüzüstü yere kapandı. TANRI'ya tapınarak şöyle dediler: «Gücü her şeye yeten, var olan ve var olmuş olan RAB TANRI! Sana şükrediyoruz. Çünkü büyük KUDRETİNİ KUŞANIP egemenlik sürmeye başladın...

Oğul Tanrı, daha öncede, BABA TANRININ yedi RUHUNUN sahibi olduğunu açıklamıştı. Hani o yanan yedi meşalenin temsil ettiği, "Tanrının yedi ruhu" denilenlerin sahibi olduğunu, mektupları yazdırırken açıklamıştı. (Ruh kavramı can veren anlamında değil.Kuvvetleri olan kuvvetler anlamında) Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/5 Tahttan şimşekler çakıyor, uğultular ve gök gürlemeleri işitiliyordu. Tahtın önünde alev alev yanan yedi meşale vardı. Bunlar Tanrı'nın yedi ruhudur.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....3/1 «Sart'taki topluluğun meleğine yaz. Tanrı'nın yedi ruhuna ve yedi yıldıza sahip olan şöyle diyor: `Senin yaptıklarını biliyorum. Yaşayan topluluk olarak ad yapmışsın, ama ölüsün.

   
  Onların olmasını istedikleri manzara/gerçekleşmesini istedikleri tablo şu:Vahiy indiren ALLAH ile vahiylere uymayanların karşı karşıya gelerek yeni antlaşma (ahit) yapmaları. baş kaldıran hatta kafa tutan insanların, temsilcileri olarak seçtikleri secde etmeyenle birlikte ALLAH'a karşı güç birliğine gitmek ve Yeni bir antlaşma ile yetkilerden bir kısmını elde edebilmek.

Esinleme (Vahiy/Revelation)..11/19 Sonra Tanrı'nın gökteki tapınağı açıldı ve tapınakta O'nun antlaşma sandığı göründü. O anda şimşekler çaktı, uğultular ve gök gürlemeleri işitildi. Yer sarsıldı ve şiddetli bir dolu fırtınası koptu

Onlarda bu konuda farklı bir antlaşma sandığı olduğunu söylüyorlar. Onun antlaşma sandığı diyorlar.Yani yeni Tanrının yeni antlaşma sandığı.Eski Ahit sandığı kayıp denilen ama içinde ne olduğu belli olan sandıktı.

1 Krallar (1 Kings)...............8/9 Sandığın içinde Musa'nın Horev Dağı'nda koyduğu iki taş levhadan başka bir şey yoktu. Bunlar Mısır'dan çıkışlarında RAB'bin İsrailliler'le yaptığı antlaşmanın taş levhalarıydı.

Yeni ahit ise ellerinde olan esinlemeler ile OĞUL TANRI bize yazdırdı dedikleri kitaplardı
İbraniler.............................8/13 Tanrı, «yeni bir antlaşma» demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyen ve köhneleşen, çok geçmeden yok olur.

O halde Tanrının sandığı içinde olan antlaşmalar neyin nesi idi? Tanrısal boyutta galip geldikten sonra, Tahtın ortasındaki yerini aldıktan sonra yapmayı düşündüğü yeni yeni maddeler mi var? Sadece kendisine bağlı olanların (suçlu yada suçsuz olmaları, günahlı yada günahkar olmaları önemli değil) kurtarılmaya çalışılacağı yeni şartlar var olabilir mi?

Sorular var olan mizanseni daha iyi ortaya koyabilme amacı ile sıralanmıştır. Amaçları, toplumları etkileyebilmek, vaadlerle hesap vermeden ahiret yaşamına kavuşmayı hayal ettirmek.Pakete ne yazmış olurlarsa olsunlar, kesin olan birşey var o da; toplumların peşlerine takılmalarını kolaylaştıracak, Vaad maddelerini sınır tanımadan sıralıyor oldukları
   
 

VAADCİNİN TASARIMLARINA DEVAM EDİYORUZ.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/3 Sonra gökte başka bir belirti göründü: yedi başlı, on boynuzlu ve yedi başında yedi taç olan, kızıl renkli büyük bir ejderhaydı bu.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/7-8 Gökte savaş oldu. Mikail ve melekleri ejderhaya karşı savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler.

Kimmiş bu 7 başlı on boynuzlu Büyük ejderha/İblis? O güne kadar BABA TANRI'nın önünde Oğul Tanrıyı ve ona tabi olanları kötüleyen bir kuvvet imiş. Şeytan ve BABA TANRI aynı yerdeler ki, Şeytan Mesih ve taraftarlarını kötüleyebiliyor. Aynı yerde bulunduklarına başka bir örnek yine onlardan, Dünya seyahatinden yeni dönen şeytan, Rab'bı gelmişken bir uğrayayım der ve ziyaret eder. Aralarında şöyle bir konuşma geçer. Dünya'dan ve olup bitenden habersiz olarak TANITILAN TANRI, ancak ondan bundan duydukları ile YETİNDİRİLEN TANRI, Şeytana NEREDEN geldiğini sorar.

Eyup......1/6 Bir gün ilahi varlıklar Rab'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde, ŞEYTAN da onlarla geldi.
Eyup......1/7 Rab ŞEYTAN'a, "Nereden geliyorsun?" dedi. ŞEYTAN, "Dünyada gezip dolaşmaktan" diye yanıt verdi.

Yukarılar da büyük iktidar savaşları yaşanmış olmalı ki; Havva'yı kandıran ve bu nedenle kovulan, üstelik ceza da alan varlık için yılan ismini verirlerken, ismini Tanrının koyduğu şeytanın, BABA TANRI ile toplantılar yaptığını yazıyorlardı..Yani Şeytan Tanrı katında dolaşıyordu.

Yılan ise, ismini Adem'in koyduğu kovulmuş bir yaratık olarak tanıtılmıştı. Peki ne oldu da ikisini birlikte andıkları en kötülerden yapıverdiler.Şeytan Hz. Adem yaratıldığından beri Ademoğullarına düşmandı ve kovulmuştu.İsrailoğulları olarak kendilerini tanımlayanlar, Ademoğullarının geri kalanlarına karşı KUTSAL İTTİFAKLAR OLUŞTURMAK için mi birlik ve beraberlik içinde pozlar verdikleri tabloları kitaplarına sıralıyorlardı.

Oysa atamaya planladıkları yada yok etmek istedikleri, etkisiz hale getirmeye çalıştıkları, Allah'katında serbestce dolaşabilen, saf tutan melekler.Unutmayın her dinin şeytanı ve vardır. Şeytana tapanlarında, işlerine gelmeyen, onlara göre kötülüklerine çalışan, uyulmamaları gereken varlıkları vardır. O halde, şeytanın işbirliği yaptıklarının da, şeytan nitelendirmesi yaptıkları kuvvetleri vardır.

Örneğin bazı derin hocalar, sigara içilen yere Melekler gelmez derler. Sarmısak, soğan kokusu olan yerlere Melekler girmez derler. Oysa, Cehennem görevlisi Melek Malik'tir. Cennette görev yapan da Melekler'dir. Meleklerin emredileni yapmaktan başka seçenekleri yok ki. Melekler, insani diyebileceğimiz koku, renk, tad ve zevkleri algılamıyorlar ki. İnsani iğrenç kokular içinde çalışanlar, meleksiz mi kalıyor. Onlar oralarda görevleri gereği duruyorlar. Neden Melekler'den mahrum kalsınlar.

Hayır onların gelmiyor dedikleri, buhur ve tütsü kokusunu seven Cinleri. Onlara haberler getiren, Medyumluk ve falcılık mesleğinde tutunmalarını sağlayan Cinler. Onların Meleklerle ne işi olabilir ki? Allah, Kur'an'ı Kerim'in neresinde yazmış, Meleklerin koku aldıklarını."Cinciyiz" diye miyeceklerine göre böyle yalanlar uyduruyorlar

Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/9 Büyük ejderha, İblis ya da Şeytan diye adlandırılan ve tüm dünyayı saptıran o eski yılan, melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı.

Esinleme (Vahiy-Revelation)...17/14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecektir. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır.»

Uzak doğu dinlerine hakim ejderha tanımlaması ile aşağıya neden atılma ihtiyacını hissettiler.Etkilendikleri / esinlendikleri dini görüşler Uzakdoğu kaynaklı pagan dinleri mi? 6. Meleğin tasını gündoğusundan yani güneşin doğduğu yerin arkasından (uzaklardan) gelecek olan varlıklara mı yol açıyorlar. (Hint ve Çin inanç sistemlerinde olan, kendilerinin de dinlerine kaynak olarak aldıkları tanrı ilan edilenler )

Esinleme (Vahiy/Revelation)...16/12 Altıncı melek tasını büyük Fırat nehri üzerine boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu.

Yukarılar da büyük iktidar savaşları yaşanmış olmalı ki;" Tanrımızın kurtarışı, gücü, egemenliği ve Mesihinin yetkisi şimdi gerçekleşti" diyorlar. Olaylardan haberi olmayan bir Tanrı inancını beyinlere sokmak istiyorlar.

Şeytan, BABA TANRI'ya sürekli İsa Tanrıyı/Oğul Tanrıyı kötülüyor.
Kim Kötülüyor ŞEYTAN.
Pekii! Şeytana kulak verip dinleyen kim? BABA TANRI.
Kimi dinliyor ŞEYTANI.

Tıpkı Selena dizisi (ve benzerleri) gibi.Şeytan TANRIYI kötüleyebiliyor ve BABA TANRIDA bu anlatılanlara kulak veriyor.

Anlatan kötülüğün sembolu olan Şeytan. Dinleyen ise Şeytan da dahil herşeyi yaratmış olan, herşeye hükümran olan BABA TANRI.
Şeytanın sözü dinlendiğine göre, BABA TANRI karasız.
BABA TANRI kara verebilmek için Şeytanı dinliyor.
Önce BABA TANRI, EVRENİ ve ALEMLERİ yarattı de sonra BABA TANRI önünde bizi kötüleyen Şeytan var de!

BABA TANRI neye karar veremiyor?
BİRİCİK OĞLU ve Aynı zamanda TANRI OLAN İSA için karar veremiyor anlaşılan. Şeytan aşağıya atıldığında, sevinç içinde derin bir "OH" çektiklerine göre.
BABA TANRI; tahtını devredecek şehzade arayışı içinde olan, Padişah kararsızlığı içinde, Şeytanın sözlerine bile kulak veren/verecek hale düşmüş BABA TANRI
BABA TANRI için, OĞUL TANRININ hata yapma ihtimali yada yaptığı hatalar vardı ki; BABA TANRI karasızlık içinde Şeytan ve onun Meleklerine danışıyor.
BABA TANRI, okadar karasız ki, TANRI OLAN OĞLUNU bertaraf (kovmayı) etmeyi düşünüyor.

İşte bunların TANRI ANLAYIŞ klasiği. Tanrılar yok edilebiliyor, Tanrılar atanabiliyor, yeni Tanrılar oluşturulabiliyor.Çünkü taptıkları Tanrıları, Yahve'nin/ İSRAİL TANRISININ hiç sevmediği çom kıskandığı BABİL TANRISI gibi/ İNANNA gibi özel Tanrı. Edinilen Tanrılardan bir tanesi.

OĞUL TANRI, BABA TANRI tarafından kovulmaktan son anda kurtuluyor ve iktidarı ele geçiriyor ki taraftarları sevinç içinde duyuru yapıyorlar.

Selena ve benzer dizilerde işlenen Tanrı, melek, şeytan tiplemesi bu satırlardan alınmış olsa gerek.O dizilerde şeytanın haftanın en iyisi seçilip ödül aldığı zamanlarda oluyordu.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/10 Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: «Tanrımızın kurtarışı, gücü, egemenliği ve Mesihinin yetkisi şimdi gerçekleşti. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları Tanrımızın önünde gece gündüz suçlayan, aşağı atıldı.

BABA TANRI önünde / göklerde mücadele nasıl kazanılmış? Orada da ölüm var anlaşılan
Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/11 Kardeşlerimiz, Kuzu'nun kanıyla ve ettikleri tanıklığın bildirisiyle onu yendiler. Ölümü göze alacak kadar can sevgisinden vazgeçmişlerdi.

   
  Olaya, onların inanç sisteminden baksak bile; Vaadcinin din gününden kurtarma sözüne kanarak/kapılarak, arkasına takılanlar için çok tehlikeli, hüsran dolu durumlar söz konusu. Hayalleri bir çok sanıları gerçekleşmesine bağlı.

Özetle; din gününden kurtulabilmeleri, hesap vermeden sadece inandık demekle sonsuz yaşama kavuşabilmeleri, Pavlus'un ve Yuhanna'nın yazdıklarını doğru olmasından tutunda, bu mücadelenin gerçekten olması ve bu mücadeleyi Vaad'cilerinin kazanıyor olması gerekiyor.

Eğer, Pavlus iyi araştırmadı ise; Yuhanna gördüm dedikleri sadece hayal yada mizansen ise;geriye sadece VAAD'cinin "ben söz verdim ama benim bir gücüm yoktu. Benim sizin üzerinizde de bir gücüm yoktu ben çağırdım sizde geldiniz. Artık beni değil özbenliğinizi kınayın" sözlerini duymaktan/deyişini beklemekten gayri, yapacak başka işleri kalmıyor.
   
  ALLAH, KUR'AN'I KERİM'DE;

14 - İBRAHİM......22. İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
   
  Her şeyin bu sanal mücadeleyi kazanma üzerine kurmuş bir Vaad sistemi. Her şeylerini tüm ümitlerini bu mücadeleyi VAAD'cilerinin kazanmasına bağlamış olan insanlar.

Her türlü dünya zulmünü yapmaya, o zülümlere yüzünü çevirmeye izin veren, "nasıl olsa VAADCİ herşeyin hükümranı olacak bizleri kurtaracak" umuduna bağlamış olan inanç sistemi.

Ya! hayal ettikleri/sandıkları hiç birşey yoksa. Ya! öğretilenlerin hepsi yanlışsa. Ya! hiç birşey öğretilenler gibi gerçekleşmiyecekse. Ya! yazılanlar sadece sanılardan ve temennilerden ibaretse. Ya! gördüm, esinlendim dedikleri Cinlerse/kötü ruhlarsa (kendi tanımları). .Örnek kendilerinden.
1 Timoteyus (1Timothy)..4/2 Vicdanları âdeta kızgın bir demirle dağlanmış olan yalancıların ikiyüzlülüğü nedeniyle aldatıcı ruhlara ve cinlerin öğretilerine kulak verecekler.

Ya! "Övünmek iyidir" diyen biri mektuplarına, "en iyi ben biliyorum" diyen biri, diğerlerinden farklı olabilmek için "Görünümlerine", bilgeliğinden katkılarda bulunduysa?
2 Korintliler..........12/1 Yararlı olmasa da övünmek gereklidir. Şimdi görümlere ve Rab'bin verdiği esinlere geleyim.

Ya! "ruhları sınayın" demekle kendilerine gelenlerin iyi ruhlar olduğunu vugulamak isteyenler, kötü ruhlara esir olduysa?
1 Yuhanna...........4/1 Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. Tanrı'dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her tarafına yayılmıştır.

Ya! göklere çıktım diyen o kişi hayal kurdu da yada rüya gördü de onları anlattıysa?
2 Korintliler.........12/2 Ondört yıl önce, alınıp üçüncü göğe götürülmüş bir Mesih inanlısı tanıyorum. Bu, bedensel olarak mı, yoksa bedenin dışında mı oldu, bilmiyorum, Tanrı bilir.

Ya! başkalarını özensiz araştırma ile suçlayan, ben hem esinlendiklerimi, hem araştırdıklarımı hemde doğru tanıklarınkini anlatıyorum diyen esasında yanlış söylüyorsa?
Luka (Luke).........1/1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Ya! Mesih dirildi diyenler, Mesih şurada-burda diyenler,ben Mesih'i gördüm diyenler yalan söylemiş yada yanılmışsa;
Markos...............13/21 Eğer o zaman biri size, `İşte Mesih burada', ya da, `İşte şurada' derse, inanmayın.
Markos...............13/22 Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar, mucizeler ve harikalar yaratacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse seçilmiş olanları saptıracaklar.

Ya! güç anlaşılan yerler yanlış anlaşıldıysa. Güç anlaşılan şeyleri yazanın güvenirliliği ne olabilir?
2 Petrus..............3/16 Pavlus, bütün mektuplarında bu konulardan böyle söz eder. Mektuplarında güç anlaşılan bazı yerler var ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, diğer kutsal yazıları olduğu gibi, bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar.

Ya! veridiği sanılan bilgelik denilen şeyler bir aldatmaca ve göz boyamacılıktan ibaretse?
2 Petrus..............3/15 Sevgili kardeşimiz Pavlus'un da kendisine verilmiş olan bilgelikle size yazdığı gibi, Rabbimizin sabrını kurtuluş fırsatı sayın.

Bir başka örnek ise Petros'la ilgili. İsa, Petros'a Kaya benzetmesini yapar ve "kilisemi senin üzerine inşaa edeceğim" der.Ama aynı İsa, Petros'a "beni üç kez inkar edeceksin" de (yani kafir olacaksın) der. Gerçektende sözünde sağlam olarak gösterilen Petrus, üç kez yalan söylemiş ve inkar etmiş (olduğu yine kitaplarında yer alır).
Yuhanna (John)....13/38: "İsa, ona cevap verdi: 'Benim için canını mı vereceksin? Doğrusu ve doğrusu sana derim: Sen beni üç kere inkar etmedikçe horoz ötmeyecektir."
Markos (Mark).....14/30: "İsa da ona dedi: 'Doğrusu sana derim: Bugün hatta bugece, horoz iki kere ötmeden önce, sen beni üç kere inkar edeceksin."
Matta (Matthew)...26/34: "İsa ona dedi: 'Doğrusu sana derim: Bugece horoz ötmeden önce, sen beni üç kere inkar edeceksin."
Luka (Luke).........22/34: "İsa dedi: 'Petrus, sana diyorum: Beni tanıdığını üç kere sen inkar etmeden, bugün horoz ötmeyecek.

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi, aynı konuda, 4 kitabın dördünde de faklı iafadeler var. Böyle bariz farklılıklar varken, "sıfatı böyle kullanmış, zamir'i şöyle kullanmış eğer öyle demek isteseydi onları şöyle kullanırdı" diye imanı kökünden değiştirebilen yorumlar yapılsın, kestirimlerde bulunulsun.Eğer aynı konuları işlemiş olsalardı inanılmaz farklılıkları görebilirdik. Her kitap farklı yönden olaylara yaklaştığından ve her biri bir diğerine ilhamlar verdiğinden böyle farklılıklar, ispatlı olarak ortaya pek fazla koyulamıyor. Çünkü aynı konuları anlatmıyorlar anlattıklarında da böyle farklılıklar ortaya çıkıyor. Örnek:Eğer İncil yazarlarının bahsettikleri kişiler İsa Mesih'in “akrabaları” olmuş olsaydılar, o zaman Luka 21:16'da akraba anlamına gelen Grekçe suggenon kelimesi kullanılırdı.

Din kimlerin sözleri/yazıları üzerine inşaa edilmiş, en sağlamı TANRISINI üç kez inkar edenin dahil olduğu grubun sözleri üzerine inşaa edilmiş. Eski Ferisi, iman düşmanı olan Pavlus'un mektupları ve kanaatları üzerine inşaa edilmiş.İsa'yı para karşılığı ihbar eden Havari ve işbirlikcileri de cabası.

(Yeni Ahit'in bölüm isimleri M.S. 180 yılına kadar isimsiz metinler halinde imiş .Daha sonra bu isimler verilmiş. Bu kişilerin gerçekten İncilleri yazıp yazmadıkları bilinmiyormuş.Matta ve Yuhanna, Hz. İsa'nın havarisi olarak kabul ediliyormuş.Markos Pavlus'un takipçisi ve Luka da Pavlus'un öğrencisi olarak kabul görülüyormuş. İncil yazarları gerçekten yaşamış olmalarına rağmen İncilleri onların yazdıklarına dair bir kanıt bulunmuyormuş.)
   
  Sadece "ENEL-HAK" demekle bu iş olmuyor. ENEL-HAK'ı benimseyenlerin BİR'lik olması gerekiyor. Vahdet-i Vucüt'un oluşması, Varlık BİR'liğinin organizasyonunun kurulması gerekiyor. Adamlar boşuna mı Enel-Hak diyerek ortaya çıktılar ve o uğurda ölümü göze aldılar.

Kuru, kuruya ENEL-HAK demek neyi ifade eder. Ancak birleşirlerse, Allah'tan olan parçalar (onların felsefi görüşü) bir araya gelirse yani (HAŞA) Allah'a, bir simetrik oluşturulabilirse, birey olarak ENEL-HAK olmak bir şey ifade etmeye başlar.
   
  Varlık biriği bu açıdan onlar için çok önemli.Hayalleri, sanıları tamamen bu birliğin oluşturulabilmesine bağlı. Eğer oluşturamazlarsa hayalleri daha umut safhasına gelemeden bitecek.Hayal safhasından, umut safhasına geçiş, Varlık birliğinin oluştuğunu görebilmelerine / hissedebilmelerine bağlı.

Umut safhasını ise fiziki olarak Argemeddon savaşı ile hissedebilecelerine inanıyorlar. Ama biliyorlar ki, savaşta, olaylarda düzmece planlar üzerinden zoraki kabul edilen roller gereği olacak. Oldu bittiler üzerine kurulmuş umut kapısı.

Böyle bir mücadelenin olması zaten mümkün değil Alemlerin Rabbi olan Allah.Başka İlahlar, başka kuvvetler olabilir mi? Hem mümkün olmayan bir mücadelenin olmasını umuyorlar hemde o, mücadelede kendilerinin konuşturup, kendilerini vaadci yaparak karakter kazandırdıklarının galip gelmesini umuyorlar. (İki işinin yerine kağıt oynayan birinin, rakibini hile yapmakla suçlaması gibi bir şey)

(Rüya içinde rüya görmek gibi. Rüyada araba alabilmek için gerekli olan parayı temin edebilmek için, o rüya içinde başka bir rüya görme ihtiyacının ortaya çıkması gibi birşey. Belki içiçe onlarca rüya içindeler.Herşey bir sanı ile başlıyor. O sanıyı güçlendirmek için başka sanılar ortaya atılıyor. Bu sanılar zinciri o kadar çok içi içe geçiyor ki, sanıların gerçek olduğunu kabul edip, gerçekleşmesini istemekten başka birşey ellerinden gelmiyor)


Varlık birliği olmalı ki; Tanrının karşısında güçlü olarak durabilmeliler.Tanrının karşısında kuvvetli olarak durmalılar ki;Tanrının bazı yetkilerini VAAD'cinin/"BİR'in" emri altına alabilsinler.Din gününün hesap gününün ve ölümün/ecelin hükümranlığını elde edebilsinler.

1 Korintliler (1Corinthians).15/26 Ortadan kaldırılacak son düşman ölümdür.
1 Krallar (1 Kings)............17/20 Sonra RAB'be şöyle yalvardı: "Ya RAB Tanrım, neden yanında kaldığım dul kadının oğlunu öldürerek ona bu kötülüğü yaptın?"

Bu kuvvet dağılımından sonra; TANRI ve OĞUL TANRI, "TEK" ve "BİR" olarak görevleri paylaşmış olsunlar."TEK ve BİR'in" olabilmesi için Varlık birliğinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
   
  ENEL-HAK, TEK ve BİR, TEK ve BİRİCİK VARLIK BİRLİĞİ GÖRÜŞLERİNİN YER ALDIĞI "VAHDET-İ VUCUD" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Varlık birliğine bakışları ise şöyle:Varlık birliğini oluşturabilmek için, düşman gördükleri tüm diğer İlah, Tanrı ve Rab denilenleri yok edilmesi yada kendilerine yani ittifaklarına bağlanması gerekiyor. Yaratılmış olan, bir başka deyişle tüm bilinç sahibi varlıkların; sayısal olarak değilde etki alanları/kuvvetler toplamı bazında bir araya gelerek Varlık BİRliğin oluşturmaları gerekiyor.

Mısırdan Çıkış (Exodus)...34/13 Onların sunaklarını yıkacak, dikili taşlarını parçalayacak, Tanrıça Aşera'yı simgeleyen sütunlarını keseceksiniz.
Mısırdan Çıkış (Exodus)...34/14 Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben kıskanç bir RAB, kıskanç bir Tanrı'yım.

Eğer söz sahibi olmak istiyorlarsa, BİR hale gelerek güçlenmeliler. Bu nedenle, kendileri gibi inanmayanlara karşı oluşturdukları, kutsal ilan edilen ittifak içinde yer almaları, bu yolda gitmek isteyenler için bir zorunluluk haline getirilmiş.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....16/12 Altıncı melek tasını büyük Fırat nehri üzerine boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu.
Esinleme (Vahiy-Revelation)....16/14 Bunlar, mucizeler yapan cinlerin ruhlarıdır. Gücü her şeye yeten Tanrı'nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar.

Şeytan bir tane olsa, patronda bir tane olurdu. Ama tüm putpres dinlerden de anlaşıldığı gibi Tanrılar kadar, Şeytan ve şeytanlaşanlar çok sayıda.Şeytan bir tane değil. Onlarda kendi aralarında, taraftar, alan, iktidar kavgası yapmakta oldukları düşünülebilir.Şeytan eli kolu bağlı hiçbirşey yapmadan otumuyor ya!.Onlarda mutlaka tanrıcılık oyununa kendilerini kaptırmış/adepte etmiş bir şekilde yakaladığına bana bağlanın diyorlardır

(Eğer şeytan bir tane olsaydı; Hz.Süleymanın emrinde zincire bağlı olan bir adet şeytandan bahsedilirdi. Zincire bağlı şeytanlar denmezdi.Eğer bir tane Şeytan olsaydı; Hz Süleyman emrine zincirli olarak kaldığından Dünyada tüm şeytani işlerin o süreç içinde birmiş olması gerekirdi, Eğer şeytan bir tane olsaydı Allah onların -o ve kabilesi- kabilesinden bahsetmezdi, Şeytan için o da cinlerden demezdi)

Eğer din gereği diye toplumlara birtakım varlıkları Rab olarak edindiriliyorsa o edinilen Rablerin birbirlerinin düşmanı olduklarını da kabul etmeleri kaçınılmazdır. İsrail Tanrısı da bu nedenle kendi dışındaki tüm ilah kabullerine kızıyor.Onlara iğrenç Tanrılar diyor, Fahişe diyor, Put diyor, buhur sunmayın diyor.

Hezekiel (Ezekiel)...43/24 Bunları RAB'bin önüne getireceksin. Kâhinler üzerlerine tuz serpip yakmalık sunu olarak RAB'be sunacaklar.
Hezekiel (Ezekiel)...43/27 Yedi gün bitince, kâhinler sekizinci gün ve daha sonra yakmalık ve esenlik sunularınızı sunağın üzerinde sunacak. O zaman sizi kabul edeceğim. Rab Yahve böyle diyor."
   
 
   
  Onlara tapanlara sinirleniyor ve tehdit ediyor ama onların varlığını kabul ediyor. Benden başka ilah yoktur demiyor. Onlardan birine tapan Peygamberine bile iki kez görünüp ancak ikaz ediyor ama Peygamberlikten atamıyor.

1 Krallar (1 Kings)...11/9-10 İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, 'Başka ilahlara tapma!' demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ve O'nun buyruğuna uymadı. Bu yüzden RAB Süleyman'a öfkelenerek,
1 Krallar (1 Kings)...11/11 "Seninle yaptığım antlaşmaya ve kurallarıma bilerek uymadığın için krallığı elinden alacağım ve görevlilerinden birine vereceğim" dedi,

Der demesine ama Süleyman Kral olarak ölür.
     
  İşin ilginç tarafı, İsrail Tanrısı sadece İsrail'lilere koruyacağına onları Dünya patronu yapacağına ve diğer tüm ulusları onlara köle yapacağına veya onları yok edeceğine söz veriyor/yemin ettiriliyor.Hemde "her ne yaparsanız yapın yeter ki bana inanın peşimden gelin benim için yeterli diyerek" bu sözleri veriyor/verdiriliyor.

(Elbette arada dürüst olun doğru olun diyor. Ne de olsa meydana getirdikleri bir din kitabı ve ona bağlı olarak ortaya koydukları bir din söz konusu. Ama her fırsatta da Peygamberlerin üç kağıtlarını, ensest ilişkilerini, yalancılıklarını ortaya koymaktan da geri kalmıyor/kalmıyorlar.)

Ama Yahudilerin başına gelen her kötü olay, sürgün, bela, helak sonrasında da, otoriteyi kaybetmemek, kontrolün elinde olduğunu göstermek içinde ben yaptım diyor. Bana uymazsanız, diğer iğrenç Tanrılara taparsanız sizi mahvederim diyor. Anlaşılan kendisine en uygun gördüğü ulus İsrail'liler/Yahudiler. Yahudilerinde/İsraillilerinde kendilerine RAB olarak en uygun gördükleride VAAD'ci.

İbraniler.........8/10 `O günlerden sonra' diyor Rab, `İsrail halkıyla yapacağım antlaşma şudur: yasalarımı onların zihnine işleyeceğim, yüreklerine yazacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacaklar.
İbraniler.........8/11 Hiç kimse kendi yurttaşına, kendi kardeşine, Rab'bi tanıyın diye akıl öğretmeyecek. Çünkü küçüğünden büyüğüne kadar, onların hepsi beni tanıyacak.
İbraniler.........8/12 Kötülüklerini bağışlayacağım, günahlarını artık anmayacağım.'»

Başka hiç bir ulusla ilgilenmiyor, onlara hiç bir şey yapmıyor. Varsa yoksa İsrail diyen Tanrı.Elbette sadece İsrail'lilere ait olan tanrı; İSRAİL TANRISI.
   
  Vaadcinin alması gereken bazı kuvvetleri elde edememiş olması elbetteki, VAAD'ciye ümit bağlamış olanları hayal kırıklığı yaşatıyor. Umut kapılarından geri çeviriyor.Onlara göre birçok olaylar/safhalar gerçekleşmeli ve vaadci TAHTA oturmalı ve MÜHÜRLERİ AÇMAYA başlamalı idi.
   
  ESİNLENMELERE DEVAM

Gökyüzündeki bulutlar üzerinde elinde ORAK olan birini görür. Melekler ORAĞINI uzatta biç, biçme saati geldi, Yeryüzü ürünlerini toplama zamanı geldi, derler.Son düşman dendikleri Ölüm artık TANRI İSA'nın emrindedir.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/14 Bundan sonra beyaz bir bulut gördüm. Bulutun üzerinde oturan, başında altın bir taç ve elinde keskin bir orak bulunan, `insanoğluna benzer biri' vardı.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/15 Tapınaktan çıkan başka bir melek bulutun üzerinde oturana yüksek sesle şöyle bağırdı: «ORAĞINI uzat ve biç! BİÇME SAATİ geldi. Çünkü yerin EKİNİ olgunlaşmış bulunuyor.»

Yerin EKİNİ ne? ORAK kullanan kim? Bunu cevabı yine onlardan.ÇAĞIN bitiminin anlatımı şöyle; (Emir veren yaratıklardan insan benzeri denildiğine göre sfenks yada mask takmış Firavun olmalı)

Matta (Matthew).....13/36 Bundan sonra İsa halkı bırakıp eve gitti. Öğrencileri yanına gelip, «Tarladaki DELİCELERLE ilgili benzetmeyi bize açıkla» dediler.
Matta (Matthew).....13/37 İsa, «İYİ TOHUMU EKEN , İNSANOĞLU'dur» diye karşılık verdi.
Matta (Matthew).....13/38 «Tarla ise dünyadır. İYİ TOHUM, Göksel Egemenliğin oğulları, DELİCELER de kötü olanın oğullarıdır.
Matta (Matthew).....13/39 DELİCELERİ eken düşman, İblis'tir. EKİN BİÇME ZAMANI ÇAĞIN SONU; ORAKCILAR ise MELEKLERDİR
Matta (Matthew).....13/40 «DELİCELER nasıl toplanıp ateşte yakılıyorsa, ÇAĞIN SONUDA böyle olacak.

(Ara not:Çağın sonu /yeni çağın başlangıcı Fatih'in İstanbul'u alması sanılmış olabilir mi? Doğudan gelen, Fıratı geçen ordular Roma imparatorluğuna son verdiler. Kehanet gerçekleşti/gerçekleşiyor diye düşünen Papa bu yüzden, Annesinin de Hıristiyan olmasına güvenerek Fatih'e mektup yazıp "Hıristiyan ol Dünya hükümdarı olursun, tüm uluslar önünde eğilir" diyen mektubu bu amaçla yazmış olabilir mi? Yeni bir çağ başlatacak kadar önem verilen hükümdar.)


Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/18 Ateşin üzerinde yetkili olan başka bir melek ise sunaktan çıkıp geldi. Keskin ORAĞI olana yüksek sesle, «Keskin ORAĞINI uzat!» dedi. «Yerin ASMASININ salkımlarını topla. Çünkü üzümleri olgunlaştı
Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/19 Bunun üzerine melek ORAĞINI yerin üzerine salladı. Yerin ASMASININ ürününü toplayıp Tanrı öfkesinin büyük cenderesine attı.

Yerin ASMASININ ürününü toplayıp Tanrı öfkesinin büyük cenderesine attı. Yerin biçilecek asması ne manaya geliyor.Dökülen kanlar / cendere de sıkılarak toplanan kanlar hangi manaya geliyor? Yine kendi ifadelerinden anlayalım.

Markos (Mark).....4/23 Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.
Markos (Mark).....4/24 «Bu benim kanım» dedi İsa, «birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.
Markos (Mark).....4/25 Size DOĞRUSUNU söyleyeyim, Tanrı'nın Egemenliğinde tazesini içeceğim O GÜNE dek, asmanın ürününden bir daha içmeyeceğim.»


Öldür öldürebildiğin kadar. "Dünyaya barışı bozmaya geldim" diyen Oğul Tanrı, yetkilenince öldürmekte sınır tanımıyor. Tıpkı "biz onu inanalarıyız" diyen, peşinden haçı taşıyanlar gibi.Hiç bir peygamber "Dünyaya barışı bozmaya geldim" der mi? Allah'ın, insanları doğru yola getirsin, huzur ve güveni tesis etsin diye gönderdiği peygamber böyle laflar eder mi?

Vaadcinin insanlara öfkesini yansıtan cümleler bunlar.Kin nefret tohumu ekmek isteyenlerin, TANRI BÖYLE istedi ruhsatını kullanma metodlarından birinin kayda geçirlmiş hali.Öldür, sonra "dinin gereği böyle bak BİRİCİK TANRININ sözleri bunlar de" işibitir. Bu sözleri duyan taraftarda katliamların daha kanlı olması için, tütsü yaksın, mum diksin, ayin yapsın BARIŞI SEVMEYEN OĞUL TANRILARI için. Ne kolay değil mi?

Önce, Mektuplar, kitaplar yaz, "TANRININ İSTEKLERİ" diye, sonra uygula uygulayabildiğin kadar, katlet katetebildiğin kadar.Artık Tanrısal izin sahibisin, üstelik dualar ve korolor eşliğinde.

Yapılan ve yapılması planlanan işler önemli görevleri içeriyor.Öldürme ve işgal görevi boşlamaya gelmez, sonra Tanrın kızar. Postalları giyip hemen seferlere çıkmalı, ortaya çıkan Yecüc ve Mecüc'ün önünü kesmelisin, üstelik Oğul Tanrında"kalk git bu işi hallet G.W.Bush" demişken. Hiçbir haçlıya oturmak yakışmaz.

Yuhanna'ya dönersek;etrafına bakınırken birden bire bir ejderha görür. Ejderhada öyle, Çin ve uzakdoğu festivallerinde Tanrı veya Şeytan tiplemesi olarak gördüğümüz boyutlarda değil. Kuyruğu ile yıldızların üçte birini düşürdüğüne göre, baba bir ejderha. Öyle görmek için birkaç milyon (belki milyar) ışık yılı uzaktan bakmalı ki görülebilsin. Yoksa, dağın dibine gidip, dağa gözlerini dayamış ama dağı göremedim diye üzülen adamı durumuna düşülür. (20. yy başında Sibirya / Tungusta'ya düşen 60 metrelik göktaşı, 2000 kilometrekarelik ormanı yok etmiş. Hiroşima'ya atılan atom bombasının bin katı büyüklükte bir patlamaya neden olmuş)

Kuyruğu kaç milyon (belki milyar) ışık yılı boyutunda ki, bir savuruşta görünen yıldızların üçte birini düşürüyor.Ama isabetli bir vuruşla.Çünkü; hepsi yeryüzüne düşüyor, hemde hiç zaiyat vermeden.Burada Yuhanna'nın günahını almamak lazım bu esinlemeleri kimin yazdığı belli değil.Birileri onun ismini kullanmış olabilir.
(Ejderha öyle bir ejderha ki; bıraksalar Samanyolu galaksisini, Çarmıh'taki İsa ile birlikte sabah kahvaltısı niyetine götürecek, ortada uğraşacağı ne Dünya, nede Dünya'lı bırakmayacak.)


Esinleme (Vahiy)....12/3 Sonra gökte başka bir belirti göründü: YEDİ BAŞLI, ON BOYNUZLU ve yedi başında YEDİ TAÇ olan, kızıl renkli büyük bir EJDERHAYDI bu.


Ejderha, Ulusları demir sopa ile hükmetmesini temenni ettikleri İSA'nın doğumunu beklemektedir. Niyetlerinde, hatta rüyalarında bile sevgi ve barış olmayanların kitaplarında, elbette böyle beklentilere yer olur. Kurtarıcı diye tanıtılan, aslında tam bir diktatör olarak karşımıza çıkıyor. Kurtarıcı değil demir çubuklu birini atayacaklar.Tüm uluslar onun önünde eğilsin diye.

Esinleme (Vahiy)......12/5 Kadın bir oğul, bütün ulusları demir çomakla güdecek bir erkek çocuk doğurdu. Çocuk hemen alınıp Tanrı'ya, Tanrı'nın tahtına götürüldü.

Luka (Luke)............12/51 Yeryüzüne barış getirmeye mi geldiğimi sanıyorsunuz? Size hayır diyorum, ben ayrılık getirmeye geldim.
Luka (Luke)............12/52 Bundan böyle bir evde beş kişi, ikiye karşı üç, üçe karşı iki bölünmüş olacak.
Luka (Luke)............12/53 Baba oğluna karşı, oğul babasına karşı, anne kızına karşı, kız annesine karşı, kaynana gelinine karşı, gelin kaynanasına karşı olacaktır.»

Öldürme o boyutlarda hayal ediliyor ki, Kanın yüksekliği, 1600 ok atımı (~300 km... 1 ok atımı 187,5 mt) çapındaki alanda atların gemlerine kadar yükseliyor (gem yuksekliği pazular üzeri, omuz hizası desek yani 150 cm olarak alsak, hadi atın başı yere eğikti diyerek 1 mt olarak alsak; akan kanın hacmi ~ (300.000mt/2)x(300.000mt/2)x3,14x1=70.650.000.000 m3 (yetmiş milyar). İnsan vücudunda 6 lt kan var dersek (80ckg. ağırlığındaki insanın vücudunda, ~6 litre kan varmış. Kan vücut ağırlığının ortalama % 8 ini oluştururmuş.) ve hepside cenderelerde çıktığını kabul edersek öldürülen insan sayısının 11,7 trilyon olması gerekiyor. Gözlerini kan bürümüş olanlar kanla beslenmek isteyenler desteksiz hiç hesap etmeden atmışlar.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/19 Bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. Yerin asmasının ürününü toplayıp TANRI ÖFKESİNİN büyük CENDERESİNE attı.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/20 Kentin dışında sıkılan cendereden KAN aktı. KAN, bin altı yüz ok atımı çapındaki bir alanda atların gemlerine dek yükseldi.

Yanlış okumadınız.11,7 trilyon olması gerekiyor.Hata yapma ihtimaline karşılık 1 metre çaplı alan hesabı ile başlayıp kademe kademe ilerleyerek 1600 ok atımı yani 300 km çaplı bir alanın hacim hesabına ulaştım.Sonuç olarak ortaya çıkan bu tablo. Dünya nufusunun yaklaşık 1500 katı. Avcılar kulübündeki uyarı yazısı gibi; "atmak serbest, müdahele etmek yasak".Had, onlar avcı, atmadan anlatımın keyfi çıkmaz diyorlar ve abartıyorlar.Maksat hoş sohbet, gırgır olsun.

Ama hiç kimse "bana vahiy" geldi diyerek insanları saptırma pahasına, hemde hiç bilmediği konular da ahkam kesip, ilahi unvanlar almaya çalışmıyor. Kitaplar yazıp "TANRININ OĞLU var" demiyor. "İSA TANRIDIR" demiyor. ("Vurduğum tilkinin kuyruğu 1 metre vardı" dediği zaman, o da biliyor, karşısındakilerde biliyor abartıldığını ve kuyruk ölçüsünün olabilirliğini.)
   
 
   
  Üstelik bu sayı yukarıdaki maddelerde bildirilen insanlardan arta kalan 2/3'lük kısmının içinden öldürülenler.Bu hesaba göre, 1/3' lik kısımdaki öldürülen insanların sayısı da TRİLYONLARLA ifade edilmesi gerekiyor.

Esinleme (Vahiy/Revelation)....9/18 İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.

Görüldüğü gibi o insan sayısına ulaşılabilmesi için asırların geçmesi gerekiyor.Ellerindeki metinler TANRI ESİNİ dediklerine göre, korkulacak birşey yok TANRI hata yapmıyacağına göre kurtarıcı kehanetinin gerçekleşmesi için daha asırlar var. Daha elinde orak olan gönderilmeden önce, ölenlerin sayısı trilyonlarla ifade edildiğine göre kurtarılmaya ihtiyacı olanlarda yok demektir.O aşamaya gelinmesi için bile asırlar gerekiyor.TANRI'larından geldiklerini söyledikleri kitap, yanlış yazacak değil ya!

Metinleri yazanın Astronomi bilgileri zayıf olduğu gibi, havuz hesaplarında da kötü olmalı. Hadi ejderin bir kuyruk darbesi ile yıldızların üçte birini Dünya'ya döktün, hadi güneşin üçte birini alınca gündüzün üçte birini de yok ettin, yıldıza aya vurdun karanlığında üçte birini yok ettin. Nasıl olsa esinlenme bu geçer dedik. Madem bunları yazacaktı bari bilenlere sorsaydı da Tanrısallığı/Tanrıyı oynamayı bu kadar düşürmeseydi dedik.

Hiç yaşamamış (dinazorlar ejderha değil onlar o çğın gerektirdiği ölçülerdeki hayvanlar.) ejderhalardan bahseden, ejderha boyutunda atar dedik durduk. Ama havuz hesabınıda mahfettin. Diğerleri HAYAL OLDUĞU için; FİZİKSEL İSPATI olmadığı için; SAHAFLARDA BUNLARA BENZER binlercesi var dedik geçtik ama Hz. Ademin yaratılma tarihinde olduğu gibi, havuz hesabında da pes dedirttiler.
   
 
   
  ÇELİŞKİ ÖRNEKLERİNİN; RESİMLERLE DETAYLANDIRILMIŞ OLDUĞU "AHİT ve ÇELİŞKİLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ESKİ ve YENİ AHİT'te PEYGAMBERLERE BAKIŞ AÇILARINI ve ONLARA YAKIŞTIRILAN ENSEST İLİŞKİLERE AİT ÖRNEKLERE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Esinleme (Vahiy/Revelation)....1/1 Bu kitap İSA MESİH'in esinlemesidir. Tanrı, YAKIN ZAMANDA olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...22/6 Melek bana, «Bu sözler güvenilir ve gerçektir» dedi. «Peygamberlerin ruhlarının Tanrısı olan Rab, YAKIN ZAMANDA olması gereken olayları kendi kullarına göstermek için meleğini gönderdi.»

"Tanrının ve özellikle de esinlenenin hata yapması mümkün değil" üzerine kurulmuş bir din sisteminde, Yuhanna'nın yanlış anlamış olma ihtimali -0- Sıfır kabul edildiği muhakkak.Bu nedenlede kitaplara yazdıkları hükümlerin kalıcılığını sağlamak için tehditler kullanılıyor. Oysa, fiziki hataların yapıldığı, açıkca belli olan kitaplarının İlahi bir esinleme olmadığı muhakkak. Bu fiziki yanlışlara rağmen esinlenmelerin İlahi olduğunu kabul ettirmek için lanetler yazdırmakta, baklavaya biber sürmek gibi birşey.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...22/18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...22/19 Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.

Herhangi bir şeyi savunurlarken bırakın Yuhanna'nın ve diğerlerinin yanlış algılama olasılığını kelimeleri kullanış şekillerine bakarak hükümler çıkartacaklar kadar doğruluğundan eminler.

Örneğin: Eğer İncil yazarlarının bahsettikleri kişiler İsa Mesih'in “akrabaları” olmuş olsaydılar, o zaman Luka 21:16'da akraba anlamına gelen Grekçe suggenon kelimesi kullanılırdı. diye bir detaydan hükümlerini sağlamlaştırıyorlar.


Kitaplarına bakarsanız TANRI hata yapıyor, yanılıyor, Peygamberler, her türlü yalanı söyleyebilyor, ensest işilkilerden üç kağıda kadar herşeyi yapabiliyorlar. Ama iş esinlenenlere ve mektup yazanlara gelince böyle bir hata yapma olasılıkları -0- Sıfır.

Çünkü tüm gelecekler;Yuhanna'nın vahiylerine ve Pavlus'un mektuplarına bağlanmış. Mektuplara ve esinlenmelere bağlanmış, sanılara dayanan bir kurtarıcı dininde böyle bir yanlış anlaşılma kabul edilemez.

Esinleme...22/16 «Ben İsa, inanlı topluluklarıyla ilgili olan bu tanıklığı sizlere iletsin diye meleğimi gönderdim. Davut'un kökünden ve soyundan olan ben'im, parlak sabah yıldızı ben'im.»

Ya! Vaadcinin vaadleri de yanlış anlaşıldı ise;
Ya! Yuhanna hayal gördü ise;
Ya! Yuhanna'ya maledilen bu görüşlerle, Yuhanna'nın hiçilgisi yoksa;
Ya! bu vahiyler yazıldığında (eğer yaşıyorsa) 95-100 yaşlar civarında olması gereken Yuhanna'nın ismi kullanıldıysa;
Ya! gerçekten TANRININ OĞLU yoksa;
Ya! gerçekten antlaşma diye birşey yoksa;
Ya! gerçekten şeytanın bir oyununa kurban gidiliyorsa; o zaman haller nice olur.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...21/5 Tahtın üzerinde oturan dedi ki, «İşte her şeyi yeniliyorum.» Sonra, «Bunları yaz!» dedi. «Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir.»

Din gününe/hesap gününe sırf inananlardanız dedik diye, boynada haç taktık diye uğramadan kolayca sonsuz yaşama gitmek varken, herşey yalanmış denirse, herşey sil baştan mı olacak. Seçilmiş olmak varken, direk hesapsız cennete gitmek varken bunca hayaller kurmuş iken durumumuz ne olacak?

Kutsal kentin orasından akan ırmak etrafındaki yaşam meyvasından yiyebilme imkanımız da yalan mıydı?Yoksa o anlatılanlar gerçek vahiy olan ilahi kitaplardaki, Cennet tasvirinden akıllarda kalanlar mıydı?

Esinleme (Vahiy/Revelation)...22/2 Kentin ana yolunun ortasında akan ırmağın iki tarafında, on iki çeşit meyve üreten ve her ay meyvesini veren yaşam ağacı bulunuyordu. Ağacın yaprakları ise ulusların şifası içindir.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...22/14 «Kaftanlarını yıkayan ve böylelikle yaşam ağacından yemeye hak kazanarak kapılardan geçip kente girenlere ne mutlu!

   
 

Yuhanna, daha sonra Tanrının son yedi belasını taşıyan Meleği ve tapınağın/tanıklık çadırının açıldığını görür. Yedi belayı taşıyan keten elbiseli Melekler tapınaktan çıkarlar.Bu safhada "DÖRT YARATIK" olarak nitelendirilen ama tanımlanamayan, çok üst seviyede oldukları tahmin edilen, söz konusu yaratıklardan bir tanesi, Meleklere, TANRININ ÖFKESİ ile dolu tası verir.

Yaratıkları şöyle tanımlıyorlar. (Bilgisayar oyun yapım firmaları, çizgi flimciler, oyuncakcılar ve sinemacılar burada yapılan tasfirleri bol bol kullandıkları muhakkak)

Bu arada Tanrı çadıra gelir ve görkeminden çadır dolar. Tanrı ÇADIRA SIĞIYORSA Tanrının.... (artık o soruları sizler kendi kendinize sorun. Tanrı diye de yazsam bazı şeyleri sorgulamak zor) TANRI ÇADIRA SIĞDIRILIYORSA (büyüklüğünü vurgulamak için görkeminin çadırı doldurduğunu söylüyorlar) o Tanrı dedikleri; ALEMLERİN RABBİ ALLAH olabilir mi? Açıkca, tanrı edindikleri bir varlıktan bahsettikleri belli. İSRAİL TANRISI. TANRIYI akşam serinliğinde bahçeyi gezdirenler, TANRILARINI güreşte yalvartanlar, TANRILARINI çadıra da sokarlar. Yaptıkları kule ile Tanrıyı korkutanlar, birlik haline geldiklerinde Tanrıyı yenebileceklerini, Tanrıya ispatlayanlar. Onlar için Tanrı güçsüz başa çıkılabilir olmalı

Esinleme (Vahiy/Revelation)...15/8 Tapınak, Tanrı'nın yüceliğinden ve kudretinden ötürü dumanla doldu. Yedi meleğin yedi belası sona erinceye dek kimse tapınağa giremedi.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...16/1 Bundan sonra tapınaktan yükselen gür bir sesin yedi meleğe, «Gidin, Tanrı'nın öfkesiyle dolu yedi tası yeryüzüne boşaltın!» dediğini işittim.

Melekler sırası ile 1., 2., 3., 4. ve 5. Tanrının öfkesi dolu olan tasları, yeryüzüne boşaltırlar. Güneş kavurur, sular kan olur, denizlerde ki canlılar ölür.Canavarda tasların 5.'sinden nasibini alır. Sıra 6. tasa gelir. Altıncı tas FIRAT NEHRİNE boşlatılarak kuruması sağlanır. Böylece gün-doğusundan gelecek olan kralların yolları da açılmış olur.

Esinleme (Vahiy/Revelation)...16/12 Altıncı melek tasını büyük Fırat nehri üzerine boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu.

Gündoğusundan gelmesini bekledikleri krallar kim?
Onların gelebilmesi için Fırat nehrinin neden kuruması gerekiyor. (Önemi için, Tanrıya orada bahçe yaptırdıklarını da göz önüne almak gerekir)
Su'dan korkanlar kimler.
Dağları taşları aşıp gelenler, neden Fırat nehrini geçemiyorlar?
Dicle nehrini ve diğer engelleri nasıl aşıyorlar.

Eğer FİZİKİ OLARAK aşılamayan, engel bir NEHİR olsaydı, B.İskender oralara nasıl gidebildi? İran'lılar Anadolu'ya ve Balkan'lara nasıl seferler düzenleyabildi, Moğol istilası nasıl olabildi...vs..

Oysa kitaplarında da kurtarıcı olarak ilan ettikleri, övgüler düzdükleri, Yahudileri Babil sürgününden kurtaran, Büyük Darius (M.Ö. 552 – 485 yılların da İran'ı yönetmiş olan imparator). Akdeniz'in batısına dek uzanmış,Trakya ve Makedonya'yı istila etmiş, (Kahinleri sevdiği için üstelik birde Yahudilere dini serbestlik tanıyıp, Mısır'da da tapınak inşaa etmiş olan Pers imparatoru o sınırları fiziki anlamda geçmiş.) Demek ki, Fırat fiziki bir engel değil.

   
  Gerçekten merak ettim suya alerjisi olanlar kim?
Suyu geçememelerinin esas sebebi ne?
Yoksa onlara yasaklanmış bölgenin, ilk oluşturulan sınırlardan biri olduğu için mi, Fırat'a bu kadar öfkelililer?
Kendieri için oluşturulan bu seti, bu engeli geçememiş olmalarından dolayı mı, ilk fırsatta Fırat'ı kurutma hayalleri kuruyorlar?
Gök yüzünden dökülen öfke tası Fırat'ı neden kurutuyor?
Neden Fırat nehrine, TANRILARI bu kadar öfkeli?
Fırat üzerine barajlar ve güneydoğu terörü bu kurutmayı sağlama yolunda onlara moral vermiş olabilir mi? Bu sayılanlar hayallerindeki etapların aşamaları olabilir mi?
Diğer nehirleri değilde, neden sadece onu kurutuyor?
Neden Dicle nehrine ve ondan önce var olan nehirlere dokunmuyor?
   
  İşte böylece, FIRAT kurutularak gelecek takviye kuvvet KRALLARIN (Tanrıların) orduları ile, ejderhanın ağzından çıkan üç kötü RUHUN yani CİNİN toplayacağı diğer KRALLARA (Tanrılara) ait ordular savaş meydanında karşı karşıya gelebileceklerdir.

Hıristiyanlar neden İSA olarak tanımladıkları Tanrılarına "KRAL" dedikleri şimdi daha iyi anlaşılıyor. "İsa'nın, Hem TANRI hem KRAL olması neden?" sorusunun cevabı burada. KRAL aynı zamanda TANRI demek. KRALLARIN KRALI demekse TANRILARIN TANRISI demek oluyor.

Onların başka TANRILARIN varlığından bir şikayetleri yok. Onlar "TEK İLAH" varlığına da zaten inanıyor değiller. Onlar için önemli olan seçtikleri TANRILARININ HERŞEYE EGEMENİM demesi/sanmaları. Tüm diğer TANRILARI EGEMENLİĞİ ALTINA ALMASI, yani; KRALLAR KRALI olması, yani; RABLER RABBİ olması.

Yoksa onlarda, tek İLAH imanına sahip olmadıklarını biliyorlar.
Onlarda, Alemlerin RABBİ ALLAH, dışında başka yollara saptıklarını ve o yoldan çıkış aradıklarını biliyorlar.
Onlarda, Alemlerin RABBİ ALLAH'la, bir ilişkilerinin kalmadığını biliyorlar.
Onlarda, ALLAH'a, hesap veremiyeceklerini biliyorlar.
Onlarda, Din gününden kurtulabilmek için, bu VARLIK BİRLİĞİNDEN başka hayal edebilecekleri birşeyleri olmadığını biliyorlar.
Onlarda, ALLAH ile VAAD'cinin bir bağının, bir ilişkisinin olmadığını hatta; kovulanın ta kendisi olduğunu biliyorlar.
Onlarda, o yılan dediklerine, Denize düşenin yaptığı gibi sarıldıklarını biliyorlar.
Onlarda, o yüzden İSA olarak tanımladıkları Tanrılarını KRALLARIN KRALI, RABLERİN RABBİ diye teşvik edip, BİRLİKLERİNE kuvvet kazandırmaya çalışıyorlar.

Kitaplarında şöyle ifade ediyorlar...
"...Çünkü kuzu RABLERİN RABBİ , KRALLARIN KRALIDIR " (Esinleme 17:14). Mesih'in ikinci gelişinde elbisesinin üzerinde "KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ" yazılı olacak (Esinleme 19:10).

Tek Dünya Devlet düzenide aynı anlayış ve kuvvet dengeleri içinde olmayacak mı?.Dünyanın çatısında, FEDERE 4. roma imparatorluğu. Konsiller, eyaletler, Sezarlar, Brütüsler
   
  VATİKAN .Katolik kilisesi

454 Tanrı'nın Oğlu adı, Mesih İsa'nın Babası Tanrı'ya olan biricik ve ebedi ilişkisi demektir: O Baba'nın ve Tanrı'nın Kendisinin biricik Oğludur. Hıristiyan olabilmek için Mesih İsa' nın Tanrı'nın Oğlu olduğuna inanmak şarttır.
   
   
 

Pavlus zamanında, Anadoluda hüküm süren Pagan dini, Hint kökenli yani Gündoğusunun ötelerinden gelmiş olan bir din. Haliyle Tanrıları da, Tanrıçaları da gündoğusunun ötesinden gelenler olmalı.Üçebirlik inançlarını, daha doğrusu din sistemlerini kurmakta çok fazla esinlendikleri Mitra dini Hint kökenli bir inanç sistemi.

Budist ve Putperes akımların, önceden var oldukları o bölgeye tekrar girmesini ve yayılmasını istiyorlar.Dost inanç birlikleri olarak gördükleri, Pagan inanç sistemini oluşturan varlıkların tekrar bu bölgede serbestce yayılmasını ve hissedilebilmesini istiyorlar.Hz. İbrahim zamanında putları ile kendini yaşattığını, Kur'an'ı Kerim'den ve put kalıntılarından öğrendiğimiz Pagan inançlarının Nemrut zamanındaki zirvesi

Bunlar komik gibi gelebilir ama değil. Kitapları bu tür inanç sistemlerine ait tanımlarla / deyimlerle dolu. Bunlar komik gelebilir ama bazı şeyleri çağdaşlık adına yaparken o komiklikler hiç aklımıza gelmiyor. O yapılan eylemleri komik olarak değil çağın ve yaşamın gerekliliği adına kabul ediyor, hatta onun bir parçası oluyoruz, üstelik birde para ödüyoruz.

Putperes NEMRUT'u kitaplarına alacak kadar sevmiş, benimsemiş olanların dinleri, strateijileri İmani hangi değerlere sahip olabilir.Nemrut'u bu kadar benimseyenler, Onun TANRILIĞINI kabul edenler olabilir. Elbette Nemrut'un inanç sistemine ait tapınma örneklerini de kitaplarına alacaklardır. İşte NEMRUT SEVGİLERİNİ gösteren ifadeler.

Yaratılıs...10/6 Ham'ın oğulları: Kûş, Misrayim, Pût, Kenan.
Yaratılıs...10/7 Kûş'un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka. Raama'nın oğulları: Şeva, Dedan.
Yaratılıs...10/8 Kûş'un NEMRUT adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı.
Yaratılıs...10/9 RAB'bin önünde yiğit bir avcıydı. "RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı" sözü buradan gelir.

1 Tarihler ............1/10 Kûş'un NEMRUT adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı.

Adeta; Allah'ın, Hz. İbrahime olan övgülerine nazire yaparcasına, PUTPRES NEMRUT övülüyor. Peki! Putperes Nemrut'u öven, RAB dedikleri ne olabilir. Allah, imanı yerine, Putpresliği teşvik eden, "Bende İlah'ım, bende HAYAT VERİR, bende ÖLDÜRÜRÜM" diyen, Hz. İbrahim'i Ateşe atarak öldürmek isteyen ama öldüremeyen, böylece öldüremediğini, dolayısıya hayat da veremediğini görmüş olmasına rağmen, İlahlık iddiasından vaz geçmemiştir.Tanrılık iddiasından vaz geçmeyen bir yaratılmışı sevgiyle bağrına basan, ancak onun gibi TANRICILIK oynamak isteyen başka yaratılmış/yaratılmışlar olabilir.

O komik olarak nitelendirdiğimiz şeyler, bizlere, bilimsel, dinsel, yöresel, geleneksel, öğretiler halinde sunulduğunda, onlara hoşgörü ile bakmanın yanında eğitimlerini alıp ticaretlerini yapmaya koyulabiliyoruz.

Komik buluyoruz ama onların çağdaşları olan, işleri garibet ve ucube ticareti olan;olumlamacılar, kuantumcular, astrologlar, koçlar, pin kodcular, falcılar, büyücüler, otcular ve şifacılar önce boşaltmak daha sonra kendi ucubelerini doldurmak için 7/24 hizmete hazır beklemekte..

   
 

Bilinç altlarına kartvizitlerini bırakıyorlar. Ucubelerini depoluyorlar. Bilinçlere dipnot bırakıyorlar. Düşünme yollarını tıkıyorlar. Onlar yecüc ve mecücleri beyinlere pompalıyorlar. Toplum içinde yer edinebilmek tutunabilmek inandırabilmek için bunu sürekli yapıyorlar. Kabus gibi, karabasan gibi toplumların üzerine çöküyorlar.

Düşünemeyen, kendisini, sürekli baskı altında hisseden, panik atak, depresif davranışlar sergileyen, kendine olan güvenini yitirmiş, sürekli talimatnameler, standartlar ve yönlendiriciye ihtiyaç duyan, ilk fırsatta kendisine yaşam koçu, içsel temizliyici, olumlamacı, kuantumcu edinen, pin kodunun ve yıldızların kendisine söylediklerini araştıran, hatayı kendisine takılan isimlerde arayan, asıl suçun doğum tarihinde olduğunu kabul eden, renklerle, taşlarla kurtuluşa ereceğini zanneden, A-sosyal yaşama yönelen, toplumsal olmaktansa, bireysel olmayı amaçlayan, başkalarının çektiği sıkıntıları kendisine teselli kaynağı edinen, bunalıma düşen, hatta intihar etmeyi kurtuluş olarak gören, bir toplum, ancak bu yöntemlerle elde edilebilir.

Evrenden isteme, kuantum, olumlamalar, pozitif ve negatif enerjiler, yaşam koçları, reiki, maji, yoga, derin nefes teknikleri, gonga vurma, renkler, isimler, sayılar..vs..gibi çağdaş içsel temizlik araçları olarak, toplumlara empoze edilen öğretiler, o yagınlılarını ve o üstünlüklerini nelerle ilişkilendirerek elde ediyorlar sanıyorsunuz.

Kuars, kristal yada herhangi bir işaretlenmis/seçilmiş metalin insanlara ne faydası olabilir.Faydası varsa bile onların belli yerlerden, alınmaların şartı ne?Hızlandırılmış eğitimden mi geçiriliyor taşlar, maddeler veya onlardan üretilen küpeler, yüzükler, kolyeler, biblo türü ikonlar...vs... Para köşesi için koydukları metalin ÇİN parası olmasının önemi ne? Yoksa, o pozitifliği sağlayacağını vaad ettikleri varlık, gündoğumunun ötesinden gelip buraları mekan edinmiş olanlardan mı? ÇİN parasındaki işaretleri bellediği için konaklayacağı yeri bilenlerden mi?

   
 
   
  Saydıklarımın hepsi, Nemrut'un putlarının şekil değiştirmiş, küçülmüş, modernize edilmiş hali. Onlarda yaptıkları heykellere tapmıyorlardı ki. İnsanlık var olduğundan beri, hiçbir yaratılan, hiçbir zaman taşın, putun kendisine tapmamıştır.Hiç kimse; kırdığı veye bir müddet sonra yok edeceği şeye tapmaz. Hiç kimse; şekil verdiği, yaldızladığı şeye tapmaz.

Puta tapanlar, / buluşma yeri olarak tayin edilen ikonların etrafında, yoğunlaştığını kabul ettikleri varlıklara taparlar. Onların var kabul ettikleri, güç/kuvvet birliklerine TAPARLAR. Hiç kimse daha sonra yiyeceği şekere, yiyeceğe , helvaya şekil vererek tapmaz. O kişi, ona göre, okunmuş kuvvet kazanmış bir yiyeceği yer. O yiyecek onun için, kutsanmış ve şifalı yiyecektir.

Tıpkı; taktığı aksesuarın tılsımlı olduğunu söyleyenler gibi, onlarda okunmuş suları içer, o taşlara el-yüz sürer.
Tıpkı; onlarda tütsü/buhur yakanlar gibi, mumlar yakarlar.
Tıpkı; onlarda bileklerine kabala ipleri takanlar gibi, kutsal denilen heryere çaputlar bağlarlar.
Tıpkı; onlarda para köşeleri, uğur köşeleri yapanlar gibi, nal takarlar, boncuk asarlar

Kısaca esasında, aralarındaki tek fark sunulanın ambalajında, sunum güzelliğinde.Hz. Musa'nın ateşte yaktığı, Hz. İbrahim'in parçaladığı, Hz. Muhammed'in kırarak yasakladığı putlar ambalaj değiştirip meydanlarda boy göstermektedir.Putlara tapmanın ilkelliğini görenlerin, gönüllerine içirilmiştir. Göğüslerin içinde büyüyen çağdaşlaşmış buzağı olarak egemenlik süreceği günleri beklemektedir.
   
  Fırat ötesi, Babil, Horus ve Nemrut diyarı onlar için okadar çok önemli olmalı ki; Vahiy bölümünde, özel isim verilen bir kaç yerden, hatta yok edilen iki yerden biri. Tamamen yok edilen / edilmesi öngörülen yerlerden biri BABİL diğeri ise FIRAT. İman bölgesinin iki sınırından birinin hattı.
(Fiziki engel aşımı olsaydı, Fırat nehrinden önce aşmaları gereken başka engeller de var. Örneğin, Dicle nehri hiç hesapta yok.Fırat'ı geçmeden önce geçmeleri gereken nehirlerden bir tanesi de Dicle nehri. Dicle ve diğer engelleri aşabildiklerine göre, Fırat'ı aşamamalarının nedeni ne olabilir?) Sınırın bir hattı Fırat nehri.

Fırat denilince akla hemen, bizi ilgirendiren kısmı olan Anadolu toprakları geliyor. Oysa onlar Fırat'ı komple olarak kast ediyorlar. Çünkü geçiş yeri değil bir daha oluşmamak üzere kurutmaktan bahsediyorlar.Sınırı top yekün kaldırmayı amaçlıyorlar.Su ile çizilmiş Fırat sınırıyla ilgili bir problemleri var sanırım. Yayılamadıkları bölgelere engel olarak Fırat'ı görüyorlar. Yada olaya tersinden bakarsak, yayılmak istedikleri, egemen güç olarak hüküm sürmek istedikleri, bölgenin sınırını işaret ediyorlar. Gündoğusundan gelecek olanlara kapalı sınırı onlara açmak ve o bölgeye onlarla birlikte egemen olmak istiyorlar.

Fırat sınırının bir ucunda, büyünün ilk merkezlerinden biri olan, Harut ve Marut'un hüküm sürdüğü, BABİL FAHİŞESİ olarak adlandırdıkları TANRIÇA İNANNA'nın kalesi olan BABİL var.Marduk, Enli memleketi.Fırat'ın diğer ucunda ise Tanrılığını ilan etmiş"Bende hayat verir bende öldürürüm" diyen NEMRUT var.

Putperes NEMRUT'u kitaplarına alacak kadar sevmiş, benimsemiş olanlar elbette onun sahip olduklarından medet umarak tapınmalarına yön vereceklerdir.İşte NEMRUT SEVGİLERİNİ gösteren ifadeler.

Yaratılıs...10/8 Kûş'un NEMRUT adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı.
Yaratılıs...10/9 RAB'bin önünde yiğit bir avcıydı. "RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı" sözü buradan gelir.

Adeta; Allah'ın, Hz. İbrahime olan övgülerine nazire yaparcasına, PUTPRES NEMRUT övülüyor. Peki! Putperes Nemrut'u öven, RAB dedikleri ne olabilir. Allah, imanı yerine, Putpresliği teşvik eden, "Bende İlah'ım, bende HAYAT VERİR, bende ÖLDÜRÜRÜM" diyen, Hz. İbrahim'i Ateşe atarak öldürmek isteyen ama öldüremeyen, böylece öldüremediğini, dolayısıya hayat da veremediğini görmüş olmasına rağmen, İlahlık iddiasından vaz geçmemiştir.Tanrılık iddiasından vaz geçmeyen bir yaratılmışı sevgiyle bağrına basan, ancak onun gibi TANRICILIK oynamak isteyen başka yaratılmış/yaratılmışlar olabilir.

 


  ALLAH KUR'AN'I KERİM'DE KONUYU ŞÖYLE BİLDİRİYOR. (NEMRUT ve BABİL )

ŞEYTANIN İNSANLARA HÜKMETME HIRSI. KİN, NEFRET, ÖFKE DOLU İFADELER.
4 - NİSA.......... 119. “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsrana düşmüştür.

NEMRUT'un Hz. İBRAHİM'E TANRILIK TASLAMASI
37 - SAFFAT.......88. Bu arada İbrahim yıldızlara bir göz attı,
37 - SAFFAT.......89. Şöyle dedi: "Ben hastayım!"
37 - SAFFAT.......90. Bunun üzerine ondan gerisin geri kaçtılar.
37 - SAFFAT.......91. O da onların ilahlarının yanına sokulup dedi: "Bir şey yemez misiniz?"
37 - SAFFAT.......92."Neniz var ki, konuşmuyorsunuz!"

2 - BAKARA......258.Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Hz. SÜLEYMAN ile İRTİBATLI BABİL
Yahudilerin Hz. Süleyman'a; Babil ile ilişkilendirerek hatta kıyaslayarak büyücülük yaftasını yapıştırdıklarını gösterir. Yahudiler, Babil sürgünü yaşadıklarından dolayı, BABİL TANRILARINI biliyorlardı.Babil Talmut'unu da bu sürgünde yazmışlardı.

Burada esas olan iddia onların, Hz. Süleyman'ın büyücü olduğunu, Kahin olduğunu söylemeleri.Peygamberliği büyücülük gibi algılamış ve kabul etmiş olmaları. Zaten kitaplarında da, Peygamberleri, kahin kabul ediyorlar ve kutsama talep ediyorlar.Peygamberliği elden ele geçen bir unvan olarak görüyorlar. Tanrıdan gelen değil elde edilen kahinlik gibi birşey olarak görüyorlar.

Peygamberlik, Esav'a geçmesin diye, annesi Rabeka ile Yakup bir olup babası İshak'a tuzak kurarlar.
Yaratılıs...27/34 ESAV babasının anlattıklarını duyunca, acı acı haykırdı. BABASINA, "Beni de kutsa, baba, beni de!" dedi.
Yaratılıs...27/35 İSHAK, "Kardeşin gelip beni kandırdı" diye karşılık verdi, "Senin yerine o kutsandı."

Yaratılıs...27/36 Esav, "Ona boşuna mı Yakup diyorlar?" dedi, "İki kezdir beni aldatıyor. Önce ilk oğulluk hakkımı aldı. Şimdi de benim yerime o kutsandı." Sonra, "Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?" diye sordu.

Yaratılıs...27/37 İSHAK, "Onu SANA egemen KILDIM " diye yanıtladı, "Bütün kardeşlerini onun HİZMETİNE VERDİM. Onu buğday ve yeni şarapla besledim. Senin için ne yapabilirim ki, oğlum?"
Yaratılıs...27/38 ESAV, "Sen yalnız bir kişiyi mi kutsayabilirsin baba?" dedi, "Beni de kutsa, BABA, beni de!" Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Peygamberliği dağıtanın, Tanrı değil, insan olduğu vurgulanarak işlenmiş. Dolandırıcı, satekar olarak gösterilende İsrail Oğullarının, "soyundan geliyoruz" diye övündükleri Yakup. 12 Yahudi kabilesinin kurucusu olan, 12 oğulun babası Yakup. Hz. Yakup gibi bir peygamberin ismini kullanarak, kendilerine sahtekar ve dolandırıcı tanımını yapıştırıp onunla övünenlerin, Dünya'da yaptıklarını yadırgamamak lazım.

Büyük ihtimalle de bu saptamaları BABİL TANRILARINI öğrendikten sonra yaptılar. Üstelik onlarla kıyaslayarak. Daha sonra sürgünden dönenlerde, Babil inançları ile geldiler.İnançlarına zemin oluşturabilmek içinde, Hz. Süleyman'a büyücülük damgasını vurdular.

"Esasında bizler onun yaptıklarını öğrendik, biz farklı şeyler yapmıyoruz" diyebilmek içinde, Babil ile Hz. Süleyman arasında eşitlik/aynılık kurma yoluna gittiler.Tıpkı "Amentularımız aynı" çağrıları ile şirin gösterilen Hıristiyanlık gibi. Onlarda, Babil öğretilerinin aslında, Hz. Süleyman'ın öğrettiği ile aynı olduğunu ispat için, bu özdeşlikleri kurdular.

Samirinin buzağısından sonra yeni bir inanç sistemi kurma imkanını da yakalmışlardı (Hz. Musa ile mucizevi bir şekilde denizi geçip Firavun'dan kurtulmalarına sevinip, Allah'a hamd ve şükredeceklerine, ilk rastladıkları yerde tapınılanlara imrenip aynısından isteyenlerin devamıyız diyenlerden bahsediyoruz.) Bu durumda, Yahudiler arasında iki inanç grubu oluşmaya başladı. Aralarındaki bu şiddetli rekabet elbette düşman Tanrı inançlarını da ortaya çıkarttı.

Tevhid dini ile tamamen ilgisiz olan bu durum; yeni yeni kitaplar, yeni yeni inanç sistemlerini beraberinde getirdi.Fırsatları değerlendirenler, yüzyıllar içinde Tevhid dini ile hiçbir alakası olmayan bambaşka dinin içine Yahudileri sokmuşlardı. (Kutsallarımız diye ortaya sürdüklerinden başkaİ Hahamlarının, Düşünürlerinin, Rabbilerin yazdığı kaç kitapları var bilmiyorum).BABİL tanrılarını kötülerken, kullandıkları ara bulucu/ortalayıcı yeni kuvvetlerle, yeni bir inanç sistemini de devreye almış oldular. Hz. Süleyman'dan sonra, Yahudilerin yepyeni bir Tanrıları olmuştu adı "İSRAİL TANRISI". Sonra ismi İSA TANRI olarak değişecekti ama olsun. YAHVE onlar için hep İSRAİL TANRISI olarak kalacaktı..

2 - BAKARA......102. Süleyman'ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarına uydular. Halbuki Süleyman küfre sapmamıştı. Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil'de Hârût ve Mârût adlı iki melek/iki melik üzerine indirileni öğretiyorlardı. Oysaki o iki melek, "Biz bir imtihan aracıyız, sakın küfre sapma!" demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. İnsanlar onlardan erkekle eşinin arasını açacakları şeyi öğreniyorlardı. Ne var ki, onlar onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu satın alanın âhirette hiçbir nasibi olmayacağını açıkça bilmişlerdir. Öz benliklerini sattıkları şey ne kötüdür! Bir bilebilselerdi!
   
  Hz. İbrahim'in, Tanrı edindikleri heykelleri parçaladığı, varlıkların cirit attığı, imanın tamamen yok edildiği NEMRUT'UN PUTLAR ülkesi var. Babil ve Bağdat ABD'nin fiili işgali altında. Sınırın bir ucu ele geçirilmiş durumda. Sınırın Nemrut ucu ise, Güneydoğu PKK olayları, G.O.P & B.O.P ve GAP yatırım projeleri ile eli kulağında beklemekte yada bekletilmekte.(GAP bölgesinde en büyük yatırımı yapanlar yahudiler. Mayınlı sınır alanına talip olanlarda onlar.Çekiç gücün faaliyet göetrip, askerlerimizin sokulmadığı, subaylar ile birlikte helikopterimizi düşürecek kadar ileri gittikleri bölge)

Ohalde Fırat nehri sınır olarak hangi bölgeleri içeriyor. Yada başka bir deyişle sınırlar hangi işaretler arasında? BABİL ile NEMRUT DAĞLARI. (Adıyaman-Urfa dolayları. ATATÜRK barajı su toplama havzası. Hani Fener patriğinin, Atatürk resmi üstüne/önüne düşürdüğü, "azıcık kaldı" / "az zaman kaldı" ifadeli parmaklarıyla, tükenen olarak işaret ettiği T. Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, adının verildiği baraj üzerinden geçen hat.)
   
 
   
  PATRİĞİN MİLLİYETE VERDİĞİ ÇARMIH ROPÖRTAJINI İŞLEYEN "PATRİK - ÇARMIH - PARMAK ve ATATÜRK" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ
   
 

NEMRUT memleketinden, FIRAT'ın Basraya döküldüğü delta bölgesine BABİL üzerinden geçen bir hat çizildiğinde; ortaya, Yahudilerin "KENDİLERİNE VAAD" olarak gördükleri, kendi kendilerine Vaad ettikleri bölgenin 1. SINIRI ortaya çıkar.

Yaratılıs...10/8 Kûş'un NEMRUT adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı.
Yaratılıs...10/9 RAB'bin önünde yiğit bir avcıydı. "RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı" sözü buradan gelir.

Nemrut'u ktaplarına alacak kadar sevenler, Tanrılığını kabul edenler, elbette ona ait olan, ondan izler taşıyan toprakların, kendi kontrolleri dışında olmalarına gönülleri elvermez. Kitap yazarlarının inanç sistemlerine yön veren, Nemrut Putperesliği nasıl olurda onlar için göz ardı adilebilecek bir unsur olabilir.

Ayrıca;Nemrut krallığının simgesi ise ASLAN'mış, hani Vahiy bölümünde Yuhanna'nın gördüğünü iddia ettiği Dost yaratıklardan biri. Eskiden Anadoluda hüküm sürmüş TEVHİD inancı yerleştikten sonra kendisine rahat edebileceği alan kalmamış olan, kendisini VAAD'cinin emrine vermiş olan yaratık/TANRI .Tanrının tahtının etrafında duran ASLANA benzeyen yaratık.

Yeni ahitte bu birinci nokta yani Nemrut bölgesinin sembolü, şu ifade ile vurgulanıyor. Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/7 "Birinci yaratık ASLANA ......benziyordu...".

Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/6 Tahtın önünde billur gibi, sanki camdan bir deniz vardı. Tahtın ortasında ve çevresinde, önü ve arkası gözlerle kaplı dört tane canlı yaratık duruyordu.
Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/7 Birinci yaratık ASLANA, ikinci yaratık DANAYA benziyordu. Üçüncü yaratığın yüzü İNSAN YÜZÜ GİBİYDİ. Dördüncü yaratık UÇAN bir KARTALA benziyordu.

Tanımsız, isimsiz, tarifli Tanrısal yaratık. Herşeyi gösteren O TANRISAL hizmetliler neden yaratıkların ismini söylememiş olabilirler?
Neden Yuhanna yazarı, "herşeyi gören, heryeri gözlerle kaplı" tarifinden sonra, genel mana içeren "YARATIK" demekle yetinmiş olabilir?
Yaratıkların, neden özel isimleri, söylenmemiş olabilir?
Ortada duranın, hangisi olduğu neden belirtilmemiş olabilir?

Tanrı isimlerinin, fazla tekrarını yasaklayan maddeleri, kitaplarına alarak ÖZELLİKLE sınır getirmiş olabilirler.(YAHVE ismini anılmasının yasak olması gibi, Yezidi'ler de Şeytan isminin telaffuz edilmesinin yasak olduğu gibi.)

Tanrı katındakiler TANRI isimlerini tekrar etme serbestliğine sahiplerken ve anarlarken, yeryüzünde insanların ismini anmasına neden yasak getiriliyor.VAAD'ci isminin, "TANRI" olarak anılmasından ve "BABA TANRI" ile özleştirilmekten rahatsız mı oluyor?

   
  "Sevabına" diyerek biz o yaratıkları isimlendirelim. Her biri bölgelerinde, BABİL FAHİŞESİ gibi TANRI ilan edilmiş. Pagan inanç temeline oturtulmuş bir dinin esinleneleri de elbette, dost kuvvetleri görecektir.

Tek Tanrılı din iddiasında olanlar bu yaratıkların isimlerini nasıl söyleyebilirler. Tanrı diye lanse ettikleri, kurtarıcımız dediklerinin esasında VAAD'ci olduğunu nasıl açıklayabilirler. İttifak halinde odukları güçlerin esasında, Allah'ın Peygamber ve kitaplar göndererek yok etmek istediği, bölge dışına ittiği inanç sistemlerinin ürünleri olduklarını nasıl anlatabilirler.
 
   
  Ancak başka bir ayrıntı Bizans kartalı olma iddiasını yok ediyor. Esinleme .4/7de yaratıklar tanımlanarak sıralanırken, "Dördüncü yaratık UÇAN bir KARTALA benziyordu." ifadesi var. Özellikle "uçan kartala benziyor" ibaresi kullanılarak kanatların açık olduğu vurgulanıyor.(uçmayan ama uçan gibi duran) Uçan kartala benzeyen ise Mısırdan tanıdığımız, Osiris ve İsis' in oğlu Tanrı Horus.
   
  Bunların ciddiye alınmadığı sanılabilir. Hatta siz bunları ciddiye de almıyor olabilirsiniz ama onlar bunları çok ciddiye alıyorlar inanıyorlar ve inanç sistemlerinin bir parçası haline getirmişler.Pagan inanç sistemleri üzerine inşaa ettikleri, TEK TANRI kaplamalı dinlerinde bu yaratıklar, bu Tanrı kabul edilenler onlar için çok önemli.
   
 
   
  DOLARDAKİ, HORUS, PİRAMİT, ADALET TERAZİSİ, ANAHTAR ve "BİZ TANRIYA İNANIRIZ" sözünün işlendiği "PARADAKİ TANRI" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
   
 
   
  ABD KONGRE ÖNÜNDEKİ HORUS ve PİRAMİTİNİN İŞLENDİĞİ "HORUS PİRAMİTİ GÖREN GÖZ ve KONGRE" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Herşey yerli yerine oturtulmuş.Herşey ölçülü ve biçili. Şimdi yaptıkları karalamaların doğruluğunu ispatlama aşamasındalar. "Bak dedi idik" etabındalar. "Bakın tüm kehanetler birer birer gerçekleşiyor adlı son çağrıları yapma hazırlıklarındalar. Gerçekleşen hiç birşey yok. Yaptıkları tek şey atılan demir okun önüne, mıknatıslarla donattıkları hedef tahtasını taşımak. Okun ıska geçmemesi içinde, var güçleri ile elele vererek çalışıyorlar. Tüm birimleri ile tüm silahları ile. A-simetrik yada simetrik hiç önemli değil, her yol vaadciye çıkar diyorlar. Fiziksel yada değil, dini yada değil, her yol deneniyor her birim üzerine düşen görevi can havli ile yapıyor. Kıyamet projesini tüm can yakıcılığı ve eziciliği ile uyguluyorlar.
   
  ABD YÜKSEK MAHKEME'SİNİN ÇATISININ GOOGLE EARTH' taki GÖRÜNTÜSÜ.Amaç beyinler farkında olmadan alışsın.
 
   
  "GOOGLE ile 25. SANAL MİSYONERLİK" KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "GOOGLE 25.KARE MİSYONERLİĞİ " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  ABD KONGRESİNDEKİ KOMPLEKSİNDEKİ İŞARETLERİN İŞLENDİĞİ "ARGEMEDDON SAVAŞININ İZLERİ "SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Esasında onlar, Allah'tan gelenleri, ciddiye almayıp, ilahi emirlerden ve peygamberlerin tavsiyelerinden uzaklaşıyorlar. Onlar için, Allah'tan gelenler, kendileri için iyi bir makyaj malzemesi, kamuflaj aracı. Bakın kucataki İSA betimlemesine; kendilerinin profilini çizdikleri İSA ile bir ilgisi var mı? Yüzü sarışın, elleri simsiyah olan İSA'nın, onların tarifine bir benzerliği var mı? Ya kucağa alana bakın, yine kendilerinin tanıttığı Meryem ile bir alakası var mı? 2000 yıl önce yaşayan Meryem'in gözlükle ne işi olabilir. Meryem'in sakalları mı vardı? Kutsal anne dedikleri yoksa erkek miydi? Semiramis ile Meryem'in yüzlerine bakın sanki yumurta ikizleri.(Kopyalandığı nasıl da belli) Patrik ana ise tamamen kendine özgü. Tam "Ekümenik."
   
 
   
  MESİH - MEHDİ GELECEK Mİ? MESİHLERİ KİM OLABİLİR? KONUSUNUN İŞLENDİĞİ "MESİH - MEHDİ GELİR Mİ?" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  TANRI diye CİN'lerle kurdukları ittifaklara İNSANLARI taptıranların, TANRININ OĞLU inançları olabilir mi? "KUZU KİM & KÖPECİK KİM" sayfasına buradan ulaşabilirsiniz
   
  Kucakta elleri simsiyah olan sarışın ve BİZİM (OWN) denilen, İSA mesih betimlemesi yapan Patrik;
kendisini kurtarıcıyı yetiştirip, atayacak kişi olarak gören Patrik;
TANRI İSA'yı kucağına alan Patrik;

Kendisini TANRISAL görmüyor mu?
En azından tanrıcılık oynamıyor mu?
O kiliseye gidenler o Patriği TANRI kıvamında kabul etmiş olmuyorlar mı?

Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/5 Kadın bir oğul, bütün ulusları demir çomakla güdecek bir erkek çocuk doğurdu. Çocuk hemen alınıp TANRI'ya, Tanrı'nın tahtına götürüldü.
Esinleme (Vahiy/Revelation)...12/6 Kadın ise çöle kaçtı. Orada bin iki yüz altmış gün beslenmesi için Tanrı tarafından hazırlanmış bir yeri vardı.

Esinlemede Doğum sonrası 42 ay kalacağı sığınağı için çöle kaçan kadının (MERYEMİN), dünyayı demir sopa ile yönetecek çocuğu, hemen TANRIYA getiriliyor.O doğumu yapan kadın MERYEM, doğan çocukta İSA değil mi? Doğan çocuk hemen TANRI'ya, TANRININ TAHTINA götürülmedi mi?

İSA tekrar Mesih olarak gelecek demiyorlar mı? Esinlenme gelecek, olması muhtemel olayları anlatmıyor mu?Gelmesi içinde tekrar bedenlenmesi gerekmiyor mu? Mesih bedenlenmesi için bir vücuda ihtiyacı yok mu? (özel bir vücud genleri isa'ya ait olan.Dünyada akrabalık bağları bulunmayan)

O halde TANRIYI KUCAĞINDA TUTAN, TANRIDAN BAŞKASI OLABİLİR Mİ? O nedenle Meryem'e, İSA'nın annesi değilde, TANRI'nın annesi demiyorlar mı? (Meryem' e o nedenle göklerin kraliçesi yakıştırması yapılmadı mı)
 


  O halde, Vaad saydıkları toprakları belirleyen, 1. sınır çizgisi nasıl şekilleniyor bakalım. Onların, vaad edilmiş dedikleri yerler, yapacakları işbirliği sonucu VAAD'cileri tarafından kendilerine ödül olarak verileceğine inandıkları toprak parçaları. Yoksa onlara, Allah tarafından vaad edilmiş bir yer yok. Zaten onların Allah'ın indirdikleri ile de bir alakaları yok.

Onlar kendilerine yasaklanmış olan bölgeye, Vaadcileri ile birlikte sahip olmak ve hüküm sürmek istiyorlar.Onların vaad edilmiş topraklar dedikleri yerler esasında onlara ve VAAD'cilerine yasaklanmış olan yerler.O inançları temsil ettiği söylenen varlıkların dışarı atıldığı bölgeler.

Onlar, o iman bölgesine; her iki taraftaki sınırı dıştan zorlayarak girme mecburiyetindeler. Hem imani açıdan, hemde fiziki açıdan o bölgenin dışındalar."İsrail" ile içe girmiş gibi gözükselerde, kısmı işgaller hariç binlerce senedir (Hz. Muhammed'i baz alsak bile en az 1400 senedir) o bölgenin dışındalar.Hıristiyan dünya nüfüsünda 3 milyar civarında. O bölgede toplasanız 30-40 milyon Hıristiyan bulamazsınız. Yahudilerin ise tüm dünyadaki sayıları 20-24 milyon civarında imiş.

O nedenle, İsrail devleti silah zoru ile orada kalabiliyor.
O nedenle, içten Truva atları ile işgal ve ele geçirme hazırlıkları yapıyorlar.
O nedenle G.O.P ve B.O.P gibi projeler ile bölgede kurumlar ve kamuoyları oluşturuyorlar.
O nedenle 2050, 2100 gibi haritaları ortaya atıyorlar.
O nedenle, Ülkemizde PKK terörü devam ettiriliyor.
O nedenle etnik kökler ayrıştırılıyor.
O nedenle sahte Furkanlar yazılıyor.
O nedenle misyonerlik faaliyetler almış başını gidiyor.
O nedenle, bölgemizde Mezhep ayrılıkları körüklenip, ayrılıklar derinleştiriliyor.
O nedenle, İran nükleer tehlike arzedisi gösterilerek, potansiyel hedef halinde tutuluyor.
O nedenle Irak işgal ediliyor.
O nedenle Afganistan işgal ediliyor.Afganistan, Dünya da işgal edilmemiş, kendi dillerini konuşan 2-3 ülkeden biri

(Kıyamet projelerine göre, İsrail Oğullarının oniki kabilesinin bir araya gelmesi gerekiyormuş.Kabilelerden on adeti ise kayıp sayılabilecek seviyede imiş. Bu kabilelerden birinin izleri ise Afganistan'da olduğu tespit edilmiş. Afgan, Yusufzai (Yusufi/Yosef'in oğulları) grubu Paştun kabileleri arasında en büyüklerinden miş. Yusufzai (Yusufi) grubunun Yosef'in (Efraim ve Menaşe) soyundan geliyormuş. Paştun kayıtlarında İsrailoğullarının Afganistan'ın Ghor şehrine yerleştikleri yazarmış.Dünyada 6 milyona yakın sayıda Yusufzai oymağından olan İsrail Oğulları varmış)
Hindistan, Pakistan, Çin, İran, Afganistan ve diğer çevre ülkelerinde ise diğer kabilelerin devamı kabul edilen topluluklar varlıklarını sürdürüyorlarmış..1981'den beri varlıkları bilinen bu grupların bir kısmı İsrail'e naklediliyormuş.

O nedenle, ablukada olsa Somali tehdit altında tutulup piskolojik işgale uğruyor.
O nedenle, Somali, Habeşistan (belki Sudan. Dikkat edin dışlanan, terörist ilan edilen ülkeler kesinlikle işgal ediliyor.) kapısı olsun diye üs olarak seçiliyor.

Habeşistan, Dünya'da işgal edilmemiş, işgalcilerin elinden kurtulmuş olan 2-3 ülkeden biri. Habeşistan aynı zamanda Nasraniler denilen Hz.İsa'nın indirdiği ile amel eden, ona bağlı oldukları içinde, (Nasralı İsa tanımından dolayı) Hz. İsa'ya bağlılar anlamına Nasrani'ler denilenlerin göç ettikleri yerlerden biri.Ayrıca yine oniki Yahudi kabilesinin bir araya getirme çalışmaları sonucunda bir kabilenin izleride Habeşistan'da bulunmuş.Dan kabilesinden geldikleri sanılan ve Falaşa'lar olarak adlandırılan bu grup, 1984'teki Musa ve 1991'deki Süleyman Operasyonu adlarını verdikleri organizasyonlarla Etiyopya'dan İsrail'e getirilmişler.

Kudüs ve civarında gerek Romalıların, gerek Yahudilerin, gerekse Pavlus ekolü Hıristiyanların baskısı sonucu muhtelif yerlere göç etmek zorunda kalan Nasranilerin, bir koluda Habeşistana göç etmiştir.

Hz. Muhammed'in isteği ile bir gurup Müslüman, Habeşistan'a gitmiştir.Kur'an Ayetlerine aşina olan, Allah'ın indirdiklerine ehil olan, Allah'ın resüllerinin söylediklerine alışık olan, kitapta olan ayetleri bilen kısaca KİTAP EHLİ yada EHLİ KİTAP olan, Yani iman konusunda ehil olmuş/ usta olmuş ehliyet sahibi olmuş bu ülkenin insanları, Müslümanları bağırlarına basmışlardır.

Habeşistan aynı zamanda, Antik uygarlıklardan sayılan Punt (M.Ö. 2450-1170) uygarlığına ev sahipliği yaptığı sanılan üç ülkeden biridir. Punt'ilerin Mısırla ticarette çok ileri gittikleri ve Tılsım gibi konulardla ilgilendikleri biliniyor.Puntilere ev sahipliği yaptığı sanılan, diğerler iki ülke hangileri derseniz cevap ortada değil mi? Sudan ve Somali.

Bu bilgileri toplamadan da, Fırat-Babil sınır hattını, Mısır Nil civarına (Hz. Musa ile büyücülerin karşılaştığı ve büyücülerin iman ettiği yöre) Paralel olarak taşıdığınızda karşınızda Somali, Etopya ve Sudan çıkıyor.Irak, Afganistan, Sudan, Somali örneklerini aldığınızda, sebeplerini araştırdığınızda zaten İSRAİL bayrağındaki ikinci çizginin nereleri kapsadığı anlaşılıyor. Yasak bölgenin, VAAD edilmiş bölgeye dönüşüm sınırı.

Sınır elbette bir çizgi kalınlığında değil."Nehir aramızda sınır olsun, sağ tarafı sizin, sol tarafı bizim olsun,. nehrin ortasına kadar olan bölgede her ülkenin ekonomik yaralanma sahası olsun türünden bir antlaşma yok. Sınır tahmini olarak 100/200 km genişliğinde. Sınır genişliği, nehrin can verdiği ekonomik toprakları ve delta bölgesini içine alacak kalınlıkta.Özetle; sınır takdire bağlı genişlikte. Sınırın arkası / öte tarafı ise, kendilerine "inanç birliğinde" uyum gösteren, Tevhid imanından kopmuş, kontrolleri altında tuttukları, "ekonomik sağmalları" olacak uluslara ayrılmış. Koruyucu kalkanın dışında kalan bu topraklar, Yahudi kabilelerinden olmayan ama onların hükümranlıklarını kabul etmiş toplulukların yaşaması için ayrılmış.İlerleyen bölümde koruyucu kalkanın nasıl şekillendiğini ve nereleri kapsadığını göreceğiz.
   
 

1. sınır çizgisi nasıl şekilleniyor bakalım

 
   
  Yeni Ahit yapıldığında Uzakdoğu Tanrılarının geri plana düştükleri yerin sınırı Fırat nehri. Hz. Süleyman zamanında da, Hz. İbrahim zamanında da geçemedikleri bölgenin sınır işareti Fırat nehri. O nehrin önce doğusuna çekilmek zorunda kaldılar.

O bölgede Pagan Tanrılar, inançların vazgeçilmez parçaları idi. Elbette bu sınır daha sonra Türklerin ve İranlıların Müslüman olmaları ile Asya'nın içlerine kadar geriledi. Geçemedikleri Fırat nehri; adeta Yecüc ve Mecüc engeli gibi birtakım garibetlerin faaliyet alanlarına, sınır teşkil eden yerlerden biri.

Hz. Nuh zamanında suya gömülen, yayılmalarına engel olunan, İman dışı inanç sistemleri, Mezapotamya bölgesinden, sular ülkesi Sümer kaynaklı dinler olarak ortaya çıksalarda, eski rahat ortamlarını kaybetmek zorunda kalmışlardır.

Hz. Yusuf, Hz. Yunus, Hz.Şuayip, Hz. Lut ve Hz. Musa su ile gelmişler, su bölgelerinde kalarak İmanın yerleşmesine vesile olmuşlardır.Su yolu ile Firavun'a gelen Hz. Musa, Firavun' geldiği suya teslim etmiştir.Tanrı Ra Nil nehrine gömülmüştür.
   
 

Sınırın diğer çizgisi ise; 2. çizgisi ise; Firavun'a, Hz. Musa ile mucizelerin gösterildiği Mısır daki Nil nehri.
Horus'un, İsis'in Osiris'in memleketi.
Kur'an'ı Kerim de bildirilen iki büyü merkezinden biri.
İsrail bayrağındaki iki çizginin temsil ettiği nehirlerden ikincisi yaşam kaynağı; Nil nehri.
Hz. Musa'nın, Firavun sarayına girmek için kullanmış olduğu su yolu; Nil nehri.

   
 
   
 

Yani vaad edilen topraklar.
Yani imanın yeşerdiği filizlendiği ve KEMALE erdirildiği bölge.
Yani Peygamberler bölgesi.
Yani iman ile çanağın doldurulduğu bölge,
Yani çanağı boşaltarak istedikleri gibi doldurmal istedikleri bölge.

Peki! bu bölgeyi, Alemlerin Rabbi olan Allah, "VAAD" ETMİŞ olabilir mi?

Allah'ın asırlardır Peygamberler gönderdiği, kitaplar indirdiği yerlere onlara ve işbirlikcilerine (bölgeye) girme olanağı verir mi? O bölge onlara zaten kapalı bu güne kadar silah zoru işgaller hariç egemen olamadıkları bölge.O bölge iman düşmanı şeytani akımlara kapalı.

   
  YAŞAMLARIMIZA ve BİLİNÇLERİMİZE YERLEŞTİRİLEN "YECÜC VE MECÜC ve ÜRETİCİLERİNE" ÖRNEK İÇİN BU BAĞLANTIYI KULLANABİLİRSİNİZ.
   
  Horus, İnanna ve Mitra inancı

Kartala Bizans kartalıda eklenebilir. Yuhanna kitabı bazı iddialara göre edebi yönü iyi, Yunan tanrılar sistemini bilen bir kurgucuya yazdırıldı. Eğer iddialar doğru ise; esinlenmecinin orada gördüğünü iddia ettiği kartal simgesi ile Bizansı yani Hıristiyanlığın kurucusu kabul edilen, İmparatorluğu işaret etmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Vaadciye hizmet eden yaratık Kartal iyi bir esinlenme olur.. İlk mektupların Grekce olması, ilk faaliyetlerini Roma topraklarında yapmış olmaları, bu görüşü doğrular nitelikte.

Ancak başka bir ayrıntı Bizans kartalı olma iddiasını yok ediyor. Esinleme .4/7de yaratıklar tanımlanarak sıralanırken, "Dördüncü yaratık UÇAN bir KARTALA benziyordu." ifadesi var. Özellikle "uçan kartala benziyor" ibaresi kullanılarak kanatların açık olduğu vurgulanıyor.(uçmayan ama uçan gibi duran) Uçan kartala benzeyen ise Mısırdan tanıdığımız, Osiris ve İsis' in oğlu Tanrı Horus.

Oysa bir sonraki madde; Esinleme..4/8'de tüm yaratıkların, 6 kanatlı olduğu ifade ediliyor.( kanatlar uçmak için değil mi? Göklerde duranlar gidiş gelişlerinde kanata ihtiyaç duyarlar). Uçmaya hazır vurgulaması ile KARTAL'ın kanatları açık durumda beklediğini belirtiyor.Kanatları açık olansa elbette Tanrı Horus. Her yanı gözlerle kaplı herşeyi gören Tanrı. Piramit'in tekamül üçgenindeki (kopuk arçasındaki) gören göz

Hatta bu yazan kişinin Yahudi olması yada Yahudi siparişi üzere esinlemeyi kaleme almış olması, kuvvetle muhtemel."Neden" derseniz? Esinleme bölümünde, Tanrı ile Siyon dağında buluşanların (belki olayları izleyenlerin) hepsi Yahudi. Diğerleri mühürlenerek kurtulma imkanına sahip olabilirlerken, 12 kabileden 144.000 Yahudi Siyon dağında birlikteler. Eski Ahit'in Hezekiel (Ezekiel) bölümünü çok iyi bilen ve esinlenmelerini ona göre yapmış olan bu zat aldığı sipariş üzere Yahudilere öncelik tanımıştır.

Hıristiyanlar ise zülüm panayırından, mühürlenebilirlerse ölümden kurtulabilecekler. TANRI İSA'yı ÇARMIHA geren Yahudiler ama ilk kurtulanlarda Yahudiler. İSRAİL TANRISINI çarmıhta öldürenler Yahudiler ama yine ilk kurtulanlar Yahudiler.Hıristiyanlar Tanrı isa adına Vaftiz olmadan kurtulamazken, Tanrı İsa, Tanrı olduğu halde vaftiz edilirken vaftiz olmadan kurtulanlar Yahudiler ve kurtulacak olanlar yine Yahudiler.

Bu saymaya çalıştığım nedenlerden dolayı yazarın Yahudi kökenli olan ama yani yayılan bir dinin mensuplarını hatta tanrılarını hiç sevmeyen biri olabileceğini söylüyorum.
   
  Tamamen Yahudi inancı üzerine yazılmış.Vaad edilmiş toprakları işaret eden, kutsallaştırmak istedikleri Davut yıldızı/mührü (bayraklarındaki çizgilerin ve yıldızın oluşmasına esin kaynağı olan) üzerine yapılmış bir kurgu.Tüm insanları yok sayan sadece, "üstün ırka" vaad edilmiş olan toprakların sınırlarının tanrısal işareti/ifadesi üzerine yazılmış metinler. Bu saptamayı delilendiren de Esinlenme bölümü.

Hıristiyan kitabında Yahudierin VAAD edilmiş topraklarının elde edilme planları var. Papa'lar hep söylenenleri tekrarlayacaklarına, ellerine tutuşturulmuş olan kitapların içeriğini iyice araştırsalar, Hıristiyanları içine düştükleri bu durumdan kurtarabilirlerdi.

Yanılmayız, Tanrının sözcüsüyüz edası ile ziyaret ettikleri, misafir oldukları ülkenin Camii'lerin de, ucuz parmak işaretleri ile mesaj vermeye uğraşacaklarına, kendi kitaplarının içine Yahudilerce sokulmuş mesajları arar ve temizlerlerdi.

Hıristiyanlar Müjdeci bize geldi diye seviniyor. Esasında gelen müjdeci Yahudilere varlık birliği konusunda yeni katılımların olduğunu/olacağını, böylece vaad edilmiş topraklara daha kolay ulaşılabileceğini söyleyen, Yahudi kaynaklı bir olgu. Esinlenenleri, Yahudiler adına esinlenivermişler ve sipariş üzere söz konusu mektupları ve metinleri sipariş verenin arzuları doğrultusunda yazmışlar.

VERİLEN SİPARİŞİN NE KADAR ÖNEMLE YERİNE GETİRİLDİĞİNE BAKIN SİZ KARAR VERİN

Öncelikle sipariş verenlerin istekleri, kendilerine vaad olarak takdir edip kitaplarına yazdıkları neledir? onlara bakmalı ki, hem verilen sipariş ile sonuçlar karşılaştırılabilsin, hemde siparişlerin özgürlüğümüzü ne kedar tehdit altına aldığını anlaşılabilsin. Bu konu Mesih gelecek bizleri kurtaracak müsameresi ile geçiştirilemiyecek kadar kötülük ve felaketler içermektedir.Bu planlanan Mesih oyununda, gerçekten Kurt Kırmızı Başlıklı Kızı yiyecek. Felaket senaryosunun ortasında olan bizler ve işte "vaad" olarak gördükleri.
   
  Tesniye (Yasa kitabı)......11/23 RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz.
Tesniye (Yasa kitabı)......11/24 Ayak BASACAĞINIZ HER YER SİZİN olacak. Sınırlarınız ÇÖLDEN Lübnan'a, FIRAT Irmağı'ndan AKDENİZ'e kadar uzanacak.
Tesniye (Yasa kitabı)......11/25 Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, Ayak BASACAĞINIZ HER YERE dehşetinizi, KORKUNUZU saçacaktır.

Alkış tutmalar ne kadar fazla olursa, onlara karşı koymalar o kadar az olacaktır. Alkış tutmalar ne kadar fazla olursa; dökecekleri kan, segileyecekleri dehşette o derece fazla olacaktır. Böylece Tanrı Rab'ları sözünü yerine getirmiş sayılacaktır.

Yaradılış/Tekvin....15/18-21 O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: "Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan bu toprakları, Kenliler'in, Kenizliler'in, Kadmonlular'ın, Hititler'in, Perizliler'in, Refalılar'ın, Amorlular'ın, Kenanlılar'ın, Girgaşlılar'ın, Yevuslular'ın topraklarını senin soyuna vereceğim."
   
  MESİH GELECEKTE KİMİ, KİMLERİ KURTARACAK? ALLAH'LA İLİŞKİSİ OLMAYANLARA MESİH GELİR Mİ?

ATAMA MESİH İLE YAZDIKLARI KİTAPLARA DAYANARAK, SÖZDE KURTARIŞLAR YAPILIRKEN, SERGİLEYECEKLERİ ZULUMLERLE KİMLERİN YOK OLMASI GEREKİYOR. ANLAMAK İÇİN HARİTAYA ve ONLARIN BUGÜNE KADAR SERGİLEDİKLERİ ZULÜMLERE BAKMAK YETERLİ.

"İSA MESİH GELECEK" DERKEN KİMLERE DESTEK VERİLDİĞİNİ GÖRMEK, ANLAMAK EĞER ÇIKAR VARSA, .ALKIŞ TUTUP "MESİHİ ONLAR SEÇECEK" DİYE ALKIŞ TUTMAK GEREKİR.

ONLAR ALLAH'A VERECEKLERİ HESAPTAN KURTULMAK İÇİN BUNU TEK YOL OLARAK GÖRÜYORLAR. İNSANLARIN KURTARILMALARI, SENARYOLARINDA PEKTE FAZLA ÖNEM ARZETMEYEN BİR EYLEM.

NASRETTİN HOCA, BİNDİĞİ DALI KESMİŞ DİYE HEPİMİZ GÜLÜYORUZ. "GÖRE GÖRE BÖYLE BİR İŞ / HATA YAPILIR MI" DİYORUZ? MESİH ORGANİZATÖRLERİ DE AYNI GÜLME EYLEMİNİ,
"KENDİ SONLARINA ALKIŞ TUTANLARA" BAKARAK SERGİLİYOR.
   
 
   
  Esinleme (Vahiy/Revelation)....4/7 Birinci yaratık aslana, ikinci yaratık danaya benziyordu. Üçüncü yaratığın yüzü insan yüzü gibiydi. Dördüncü yaratık uçan bir kartala benziyordu.
   
 
   
  Bahsi geçen Yaratıklar ile elde ettiğimiz çizgilerden hareketle, Tevhid İmanı için, İnsanlık için, Yahudilik için, Tılsım ve büyü ile Dünya'nın yönetilebileceğine inanalar için çok önemli olan merkezlere uğrayarak, Hıristiyan kitabındaki Yahudi izlerini kesinleştirelim.
   
  Hz. İbrahim'in ve Samiler'in çıkış yeri tüm kavimlerinde çıkış yeri olan Sümer toprakları. Hz. İbrahim'in, Nemrut putpersliği ile mücadele ettiği, babasının put imalatcısı olduğu, Putları kırdığı ve Nemrut'un Tanrılık iddiasında bulunduğu yer bugün Nemrut harabelerinin olduğu bölge. Adıyaman, Atatürk baraj gölünün olduğu yer.Vahiy bölümünde Yaratık Aslan ile vurgulanan yer.Hz. İbrahim'in Putlarını kırdığı gerekçesi ile Ateşe atıldığı, Peygamberler diyarı denilen yerde Şanlı Urfa ilimiz.

Samilerin çıkış yeri olan Sümer ülkesinden, Babil- Bağdat- Nemrut- Şanlı Urfa arasına, Fırat ve Dicle'nin Basra körfezine döküldüğü yerden başlamak üzere düz bir hat çizelim..

İsrail Oğullarının / Yahudilerin kabilelerini meydana getiren, Hz. Yakup'un dedesi olan Hz. İbrahim'in, atalarının topraklarından kat ettiği ilk çizgisel yol bu.Hz. İbrahim'in, iki ayrı eşinden birer oğlu olur. Biri, Kurban olmayı gönüllü kabul eden Hz. İsmail (Arapların atası kabul edilir.) Diğeri ise çok ileri yaşlarda Allah'ın ol demesi ile olan oğlu Hz. İshak. Hz. Yakup'ta , Hz. İshak'ın oğludur.Hz. Yakup'un oniki oğlu olur. Hz. Yusuf'ta bunlardan biridir.Firavun sarayına ilk giren Tevhid imanına sahip olan kişidir Hz. Yusuf.

Hz. İbrahim ikinci en büyük hareketini Allah'ın emri ile Mekke'ye yapmıştır. İkinci İman dalgasını (kendisine göre) burada yapmış Tevhid imanını oraya yerleştirmiştir. Allah'ın, emri ile orada Kabe binasını duvarlarını, küllenen "Allah imanının" sembolü sayılan KABE'nin duvarlarını oğlu Hz. İsmail ile birlikte yapmıştır. Yine, Allah'ın, emriyle temiz tutmuş (takva) o mekandan yer takva yoluna yönelmek için, ibadet için, iman için yer isteyenlere orayı açık tutmuştur. Allah'ın, "güvenli kıldım" dediği, Hz. İbrahim'in ailesini o mal mülk hırsı olmadan çorak topraklara yerleştirdiği, Allah'ın, şehirlerin anası dediği Mekke'ye yapıyor.(Hz. Muhammed'i ve Kuran'ı Kerim'i gördermekle uyarılan Şehirlerin anası Mekke.)

Bu hareket, İman yayılmasının başlangıçlarından biri. İsrail Oğullarının ortaya çıkma zamanlarının yaklaştığı dönemler.Hz. İbrahim'in Sümer topraklarından başlayarak çizdiğimiz Basra - Babil - Bağdat- Nemrut- Şanlı Urfa hattının başlangıç noktası olan Şaltül-Arap yani Fırat ve Diclenin denize döküldüğü yerden Kabe'ye doğru bir çizgi daha çizelim..
   
 
   
  Aynı şekilde İsrail bayrağının Fırat sınırını işaret eden çizginin Nemrut kapısından açı ortayı olabilecek bir doğru çizdiğinizde de yine Kabe'yi buluyorsunuz.

Hz. Musa Allah'ın gerçekleştirdiği büyücüleri bile imana sevk eden mucizelerle İsrailoğullarını Firavun'un zulmünden kurtarmıştır. Mucizelerin gercekleştiği yer olan Nil deltasına doğru, Kabeden başlayan Hz. İbrahim'in ilk hareket çizgisi dediğimiz, Fırat sınırını işaretleyen, Basra - Babil- Bağdat- Nemrut- Şanlı Urfa hattına bir paralel çizgi daha çizelim. Basra- Nemrut hattı uzunluğunda çizilen bu hat Gördüğünüz gibi bu hat Nil nehrini kesiyor.

Nemrut noktasından Yani Basra - Babil- Bağdat- Nemrut- Şanlı Urfa hattının son noktasından. Babil, Kabe hattına Paralel bir hat çizelim. Kabe'den gelen hat ile Nil deltasında kesişecektir.Horus'un ve Sfenksin bölgesinde iki hat birbirlerini kesiyor.
   
 
   
  Ortaya baklava dilimini andıran (eşkanar dörtgen) bu hat Vaad edilen toprakların kalbini göstermektedir.Yahudilik inancının olmazsa olmazlarından sınırlarıdır bunlar.Yahudiliğin omazsa olmazlarıdır çünkü Vaad edilmiş/vaad edilen topraklar yok denildiğinde, ortada Yahudiliği birarada tutan/yaşatan olgu yok edilmiş demektir.Herşeye rağmen vaad edilen toprak beklentisi sağlayan ne seçilmişlik kalır, nede tüm yaptıklarına rağmen sonsuz hayat vaad eden kendilerine ait olan Tanrı.
   
  Yahudiliğin, "Tevhid imanı" dışında, edindindikleri inanç sistemleri yüzünden binlerce yıldır sahip olmadıkları, hükmedemedikleri bu topraklar, Vaad'cilerinin ve Yahudilerin hayallerini süslemektedir.Korunan bu topraklara bütünen sahip olabilmek, hem Vaad'cilerinin, hemde Yahudiliğin ana ülküsü halindedir. Peygamberler bölgesine, İmanın bölgesine, bütünen sahip olamadıkları sürece hiç birşeyi elde etmiş sayılmayacaklarını biliyorlar.Sonsuz yaşam için en büyük işaret, bu bölgeye hakim hale gelmektir.

Vaadcinin İmanı yok edebilmesi; bu peygamberler bölgesi, iman bölgesi dediğimiz ve Allah'ın güvenli kıldığı bu bölgeyi ele geçirmesine bağlı. Varlık birliğinin anahtarı ve sonu onlara göre bu bölgede kurabilecekleri hükümranlığa bağlı. Bu nedenle Esinleme denilen bölümlerinde çeşitli isimler verdikleri sürekli varlıklar arası savaşlar var. Bu nedenle Ejderha, Canavar gibi yaratıklar icad edip, ağızları ile söyleyemedikleri hedeflerini sembolleştirme yoluna gidiyorlar." Vaad'ci ne yapıyor?" sorusuna kitaplarında ki cevap; "Yaratıklarla, Canavarlarla, Ejderhalarla savaşıyor.Bu savaşta ona Aslana, İnsana, Kartala ve Danaya benzeyen yaratıklar yardım ediyor". Hayali varlıklar oluşturuyorlarki, onlarla mücadele özetleri veriyorlarki, mücadelenin son hızle sürdüğü sanılsın, ölmeye ve olaylara hazır olsun.

Horus, İsis, Osiris, Khnum, Sfenks, Ahura Mazda'kı kutsal ittifak kurmuşlar."Put ikon tanrılarını" bir araya getirip dinin içine kurtarıcı olarak sokmuşlar. Sonra "biz semavi diniz" diye bağlılarını kandırıyorlar.

TEVHİD DİNİ, O PUTLARI YOK ETMEK İÇİN GELMEDİ Mİ?
Allah'ın, İnsanların korunması için, Peygamberler ve Kitaplar gönderdiği Put inanç sisteminin İKON TANRILARI; Horus, İsis, Osiris, Khnum, Sfenks, Ahura Mazda ittifak / koalisyon kurmuşlar sözde Şeytanla savaşıyorlar. Şeytan kim? Savaşılan Kim? Daha doğrusu savaşmak istedikleri, yenmeyi düşledikleri kim? Şeytan olmadığı kesin. Şeytanın onların tarafında hatta patronları olduğuda kesin. Yoksa; Horus, İsis, Osiris, Khnum, Sfenks, Ahura Mazda'nın onların din sisteminin içinde işleri ne?
   
  Baklava dilimini bulduk, vaad edilmiş toprakların işaretlendiği İsrail bayrağının göbeğini oturttuk onlar için çok önem arzeden 12 kabienin isimlerini yazacakları 12 kapının 4 ana kapısını işaretledik. Her halde bu 4 ana kapıya en önemli YAHUDİ oymaklarının isimlerini yazarlar.

Yahudilerin Yaşamlarında yani yahudilik geçmişinde çok önem verdikleri yerler var nelerdir bunlar? Babil, Kudus, Krallar vadisi Luksor
Şimdi Babil ile Kudüs / Mescidi Aksa/ Ağlama duvarı arasına bir yatay çizgi çizelim ve uçlarını diğer gelecek çizgilerin kesmesi için serbest bırakalım. Benzer bir çizgiyi bu çizgiye paralel gelecek biçimde Krallar vadisi Luksor'undan geçecek şekilde çizip yine ilk çizgide olduğu gibi uçlarını serbest bırakalım.(İstanbul'da ki dikili taşı Lusor'da ki Karnak Tapınağı'ndan getirilmiş)

Böylece dört kapı daha elde edildi toplam sekiz kapı oldu.
   
 
   
  İlk çizilen cizgiler ile bu son çizilen çizgileri birleştirin işte size dört kapı daha.Dört piramitin tekamüle ulaşmasını bekledikleri, dört kopuk parçasını temsil eden eşkenar küçük üçgenler.

TANRI katında Tahtın etrafında Tanrıya bağlılıklarını sunan onu kutsayan dört yaratık vardı. Biri aslana, biri danaya, biri insana biride UÇAN kartala benziyordu. Herbirinin her tarafı gören gözleri vardı.Her yerleri gözlerle dolu idi. Herşeyi gören gözlerin piramitcikleri bunlar. Birlik için bir aradalar. İNANÇSIZLARA KARŞI KUTSAL İTTİFAK KURMUŞ KUTSALLAR BUNLAR.

   
 
   
  Ortaya İsrail bayrağındaki yıldız çıkıyor. Elbette ortaya çıkan bu yıldız bir kehanetin işareti değildir. Tam aksine var olan birşeyin nasıl kehanet diye sunulduğunu gösteren bir çalışmadır. İsrail bayrağına esin veren yıldızın nasıl ortaya çıkarıldığının açıklamasıdır. Davut'un mührü denen işaretin ne zaman yapıldığı belli değildir. Kim tarafından hangi amaçla yapıldığıda belli değildir.

Kitaplarını yazımı sırasında da aynı metodu takip etmişler.Her türlü çılgınlığı, tapınmaları yapmışlar. Başka tanrılar edinmişler. Sonra başlarına elbetteki bir takım kötü sayılabilecek yıkımlar, sürgünler, işgaller gelmiş. Toplumu derinden etkiliyen acılar yaşanmış. Edindikleri Tanrılarına güvenleri sarsılmış başka tanrılar edinmişler.Tanrılarına olan bağlılıklarını tekrar sağlayabilmeleri için Rabbileri, Hahamları, din önderleri kitapları yeniden derleme ve yorumlama yoluna gitmişler.

Yeni yeni kitaplar yazmışlar. Bu yazdıkları kitaplarda yada derledikleri ana din kitaplarında, Tanrının ağzından yaptıkları ilavelerle, başlarına gelen olaylar ve o olayların nedenleri anlatılmış.Tanrının öfkesi ve istekleri tek tek sıralanmış.

Her şeyin planlayıcısı olarak Yahve gösterilmiş.Her şeyin kontrolünün Yahve de olduğu ve ilahi plan gereği, çok sevdiği İsrail halkına ders vermek için bunları yaptığını, kutsal ilan ettikleri metinlerde işlemişler.

Örneğin: İsrail Tanrısı, Süleyman başka tanrılar edindi diye çok kızıyor ve krallığını başkalarına vereceğim diyor. Süleyman öldükten sonra, Krallık önce ikiye sonra on parçaya bölünüyor. Daha sonra işgal ve Babil sürgünleri başlıyor. Şimdi burada ülkenin bölünmesi, işgallerin ve sürgünlerin olması kutsal kitaplarında olduğu için olmuyor. Yada Tanrıları "bu böyle olacak dediği" için olmuyor. Edindikleri İsrail Tanrı'sının haberi ve etkisi yok.

Tüm olaylar olup bittkten birkaç yüzyıl sonra bu olaylar "TANRI DEDİ Kİ" diye kitaplara ilave ediliyor. Özetle; önce olaylar oluyor, sonra Tanrının prestiji sarsılmasın diye, kendilerini Tanrının sözcüleri yerine koyanlar tarafından kaleme alınıyor. (Yani hedef tahtası atılan okun önüne itiliyor/getiriliyor, ok hedefi vurduktan sonrada yorum yapılıyor, kritikler yapılıyor.)

Bu nedenle ne kitaplarında, ne işaretlerinde, ne sözlerinde; gelecekle ilgili veya kehanetle ilgili hiçbirşey yok. (Hz. Süleymanın asasını yiyen kurtcuğu hatırlayın. Esaret altındakiler, Hz. Süleyma'nın ölümünü asa kırıldıktan sonra anlayabiliyorlar.Ölmüş ama asasına yaslı duran Hz. Süleyman'ın öldüğünü bilemiyorlar.Gaybı bilmiyorlar) Bindiği dalı kesen Nasrettin Hocaya düşeceğini söyleyen kişi kahin değildi.Nasrettin Hoca'nın merdivenden düştükten sonra, doktor yerine istediği merdiven tecrübelisi gibi olayları bilen, Hoca'nın ters tarafta olduğunu gören biriydi.

Kehanetle hiç bir ilgileri yok ama insanları ikna etme yöntemleri iyi. Tahmin etme, istatistik tutma kamuoyu oluşturma, Dünyadaki olaylara yön verme, standartları saptama, ekonomiye hükmetme, hükümetleri etkiliyebilme, sanatsal faaliyetleri idolojik hale getirebilme yönleri çok iyi.Belgesel yapımları, arkeolojik çalışmaları, terör mefhumunu yönetebilmeleride işlerinin en önemli kolları elbettebunlarıda layıkı ile yerine getiriyorlar.Falcıları, büyücüleri, otcuarı, şifacıları ...vs..(modern yada klasik) kullanabilmeleri dalındada durumları gerçekten çok iyi. Kısaca:Hava tahminini çok iyi yapıyorlar.Tahminlerinin tutması içinde gerekirse ateş yakıp, üflüyorlar.

Kehanetle ilgileri olsa, edindikleri tanrılarının birşeylerden haberleri olsa ve bunları onlara haberler verse / iletebilse;
Dünyada M.Ö 9.500-10.000 yıllarında insanlar Urfa Göbeklitepede şehirler kurmuş yaşarken, Kutsal kitaplarında tam bundan 5000 sene sonra Hz. Adem'in yaratıldığı yazarlar ve bunu tekrarlar mıydılar?

M.Ö. 7000 yılında (buğday tarımı yapa yapa- buğdayın işlenmesi ile elde edilen) bulgur kalıntıları bırakan toplumlardan 3000 yıl sonra, ilk insan yaratıldı diye anlatırlar mıydı?

Sürgün yıllarında ve sürgün yıllarından sonra, Tanrı "dedi ki" diye başlayan sayfaları yazanlar, edindikleri Tanrıları tarafından uyarılmış olsaydı; Ortaçağ Yahudi alimleri Yaratılış tarihini İ.Ö. 3760 olduğunu söylemezler, Yahudi takvimini de bu tarihten başlatmazlardı. 1658'de, evrenin İ.Ö. 4004'te yaratıldığını hesaplayanlar olmazdı. Yehova şahitleri (Yahvenin/Tanrının şahitleri) Adem ve Havva yaşı için M.Ö 4000'li yıllar olarak vermezlerdi. (Yehova Şahitlerine göre; Adem ve Havva M.Ö. 4026 yılında yaratılmış.)
   
  Kehanet ve Siyon yıldızını, işe yarayışlı hale getirme meselesine daha iyi ışık tutacak başka bir örneklemeye bakalım.

Siyon yıldızı / Davut yıldızı / Davut kalkanı denilen bu oluşum iki eşkener üçgenin ters olarak içiçe geçmesinden meydana geliyor gözükmesine rağmen esasında üçgenler meydana getiren değil, meydana gelen durumundalar. Yani üçgenler ana temayı oluşturan elemanlar değil, amaçlanan temanın elde edilmesi sırasında ortaya çıkan ürünler.Tekamüle aday kopuk parçalar.Dinlerin diyaloğu sonucunda tekamül erdemine kavuşacak inançlar topluluğu/sistemi

Hani hep anlatırlar, Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethetmeden önce, Bizansa, gelebilecek yardımların önünü kesebilmek için, Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarın'ı yapmak ister. Arazi problemi çıkar.Sonunda Fatih Sultan Mehmet, bir dana derisi büyüklüğündeki araziyi alma sözünü alır. Deri alanı kadar yerden birşey çıkmaz denilir. Fatih deriyi hiç kopartmadan incecik kestirir ve arazinin etrafını o deri ile çevirtir.Artık Fatih'in arzuladığı alan, (bir dana derisi ile çevrili olarak) Hisar yapmak için elde edilmiştir.

Üretim sonucu çıkan üçgenler içinde dini birtakım sözler söylenmiş ve yorumlar yapılmıştır.Üçgenler Davut kalkanı denilen, Heksagram üçgen birleşiminin göbeğini oluşturmaktadır. Neden Süleyman'ın mührü (Pentagram..-beşgen-) değilde Davut'un kalkanı (Pentagram..-altıgen-) denilebilir. Açılım siyonizme uygun gelmemiştir de ondan olabilir.

Koruma kalkanı dedikleri, bayraklarındaki yıldıza bakalım. Çizgi halinde iken, pek anlaşılmayan yapı boyanınca daha iyi ortaya çıkıyor. Hani bir kutunun açılımı gibi. Okullarda küpün/kutunun açılımını yaptırırlardı da, ortada bir merkez, onun etrafında ise kanatcıklar olurdu. Burada da öyle bir durum söz konusu. Pastahanelerde pasta koyulan kutulara benziyor. Altıgen pasta kutusunun açılımı gibi. ABD Polis / şerif rozeti gibi..
   
 
   
   
  Vaad edilen toprakları mı istiyorlar yoksa, o bölgede dini egemenlik mi istiyorlar? Elbette her ikisini de istiyorlar. Sadece Tanrıları ile aralarında problem çıkarıp, hayallerine veda etmek istemiyorlar. Allah'a, dönmek ve yargılanmak istemiyorlar. Her ne olursa olsun VAAD'cileri, hem kendileri hem de geçmişleri için, galip gelmeli.

Vaadcinin galip gelmesi, geçmiş ataları ve önderleri içinde çok önemli olmalı ki, her biri ismini yaşam defterlerinde bulabilecekmiş/bulacakmış. Yaşam defterinde ismi olanlar diriltilecek ve sonsuz yaşama başlayacakmış.
   
  18-19.yy'la kadar tüm doğum ve ölüm kayıtları kiliselerde tutuluyormuş.Günümüzde ne kadarı tutuluyor bilmiyorum ama doğum ve evlilik için bu kayıt tutulmalar geçerli (Başka kurumlarla koordineli olabilirler) Kiliselerde tutulan bu kayıtlar sayesinde, Hıristiyanlar böylece YAŞAM DEFTERLERİNE adlarını yazdırmış oluyorlarmış.

Yaşam defterine kayıt olan Hıristiyan, (Amentüları gereği) kurtarıcı TANRI olarak tekrar gelecek İsa'nın, günahlarının affı için çarmıhta TANRI olarak öldüğüne inanır.Günahlardan Çarmıha gerilen TANRI İSA sayesinde kurtulduğuna inanan Hıristiyan, yine TANRI İSA sayesinde, Din gününden ve ölümden kolayca kurtularak, sonsuz yaşama kavuşacağına da inanır. Bu kabul ve inançlar içinde yaşantısını sürdürür. Adı yaşam defterine kaydedilmiş olan için, artık korkulacak bir şey ortada kalmamıştır.(Korku duymama onlara empoze edilen durum.Kilise defterine kayıt olmak herşeyden kurtulma anlamına gelmiyor. İlerde işlenecek Vahiy bölümü korkulacak çok şey olduğunu söylüyor.)

Doğal olarak her mezhep (Ortodoks, Protestan, Katolik gibi, iç gruplaşmaları hariç) sadece kendi vaftizlerinin, dolayısıyla KENDİ YAŞAM defterlerinin bunu sağlayabileceğini iddia etmektedir. Öyle olmasa, 1000 yıl önce Katolikler Ortodoksları, Ortodokslar ise Katolikleri aforozlayarak, birbirlerini SAPKIN/KAFİR ilan ederler miydi? Öyle olmasa, Protestanlar, Katolikleri Hıristiyan olmamakla, Putperes olmakla suçlar mıydı? Aynı şekilde; Katolikler, Protestanlığın kurucusu Martin Luther'i, dolayısıyla tüm protestanlığı 430 yıl önce aforoz ederek hala bunu sürdürür olurlar mıydı??(ona uyanlarda sakın olacağından tüm protestanlığı inanaç olarak yok sayılıyor. inançsız kabul etmiş oluyorlar)

Bu mutlu yaşantıyı bozabilecek tek şey ise; AFOROZ edilmektir. İsminin yaşam defterinden silinmesidir. Aforoz, kurtarıcıdan gelebilecek tüm yararlardan ve sonsuz yaşamdan mahrum kalmak demekmiş. Aforoz nedeni ile adı yaşam defterinden silinen kişinin, çevresi ile bağları koparılmakta, her türlü yardımdan mahrum bırakılmakta kısaca dünyevi yaşamı da karartılmakta imiş.

Hıristiyanlıkta vaftiz bu açıdan çok önemli.Kişi doğduğun da vaftiz töreni ile adını yaşam defterine ayıt ettirmiş oluyor. Artık o kurtarılmaya layık bir birey haline gelmiştir. Yaşamındaki herşey o deftere bağlı olarak tutulacak, kilise şartlarına aykırı hareket etmediği sürecede, o işaretmiş olması yani mühürlenmesi yaşam defterinde kalıcı olacakmış..Evlilikte bu defterlere gimek zorunda, çünkü doğacak çocukları da yaşam defterlerinde yerini almalı.Toplum içinde yer alabilmesi daha doğrusu kabul edilebilmesi için doğumu ile adının yaşam defterine kayıt olması gerekiyor. Bunu en iyi sağlayıcı yöntem ise Vaftiz.

Demek ki ;özellikle 100 yıl öncesine kadar bir Hıristiyanın varım diyebilmesi için, önce vaftiz olarak adını yaşam defterine kayıt ettirmesi gerekiyormuş.Hıristiyan toplum içinde varlıklarını sürdürmek isteyen herkezde, mecburen bu vecibeleri yerine getirmek zorunda kalmış.

Vaftiz ve yaşam defteri hırıstiyanlığın yayılmasının lokomotifi olmuşlardır. İşgal, zorlama, köleleştirme, asker yapma, işkenceleri saymaz misyonerlik faaliyetlerini görmez isek.
Bu dünyada yaşamak için vaftiz olacaksın, Diğer dünyada sonsuz yaşama kavuşmak içinde, adını yaşam defterine yazdıracaksın. Adını yaşam defterine yazdırmak içinde vaftiz olacaksın. Ateşle vaftizden kolayca geçebilmen içinde adın yaşam defterinde kayıtlı olmalı. vs
   
  Bakın Yeni Ahit'te İsa Tanrı gelecek bizleri kurtaracak diye, teselli buldukları Esinleme'ler bölümüne, orada mühürlenebilirlerse, işaretlenebilirlerse kurtulabilecekleri açıkca yazıyor. Damgalanırsa ıstıraptan, canavarlardan, ejderhalardan ve ölümden kurtulabileceği söyleniyor.İşin en kötüsüde mühürsüzlerin, sahte peygamberlerle, serbest bırakılan şeytanlarla, 42 ay hüküm sürenlerle çok ciddi imtihan edileceği dönemler var.Çoğunun (belkide hepsinin) kaybedeceği, TANRI'larına küfür edeceği etaplarla geçirecekleri bir yaşantıları olacak.Defterde kayıt olmak, Esinleme yazarına göre pek birşey ifade etmiyor.

Mühürlenenlerin Hıristiyanlarıda kapsadığı yönünde hiç bir delil yok.TANRININ yaşam defterinde isimlerin yazılı olması dahi fazla birşey ifade etmiyor. İmtihanlar, mühürlenmeler, Ateşle vaftiz ve tanıklık çadırından geçebilme söz konusu. Esinleme de, Tanrı İsa'ya yani Yahve'ye inananlar, onu tanıyanlar ("onları" denmiyor. "Hem İsrail Tanrısını, hemde Oğul Tanrıyı tanıyanlar" denmiyor, Hırıstiyan ve Yahudileri içine alan genelleme yapılmıyor) işaretlenecek, Mühürlenecek deniliyor.

Mühürlenenlerinde, Yahudi olma olasılıkları çok yüksek.Olaylarda, savaşlarda zaten Kudüs civarında geçiyor. Toplu katliamlardan ölümlerse, o bölgenin dışında gerçekleşiyor.

Hem İsrail Tanrısı Yahve'yi, hemde Oğul İsa Tanrıyı tanıyanlar denmiyor. Bu arada;. BABA TANRI'da üç kişilik olduğu gibi OĞUL TANRI'da da iki kişilik olmuş oluyor.Verilen vaadler söz konusu olduğunda, hangi Tanrı kişiliğinin ağır basacağı belli değil. İSA TANRI için Vaftiz olarak yaşayanları mı? yoksa; YAHVE'ye inanıp Vaftiz olmadan yaşayanları mı?, kurtaracağı açıklık kazanmış değil.

Eğer; VAAD'cide tek kişilik söz konusu olsaydı, yeni anlatlaşma yapıp Vaftiz şartını getirmez, yada Yahudilere de Hıristiyanlar gibi İsa Tanrı adına vaftiz olma şartı getirdi.

O zaman nasıl oluyorda; İsrail Tanrısı/Yahve
ile Oğul Tanrı/İsa Tanrı aynı Tanrı oluyor. Yahudiler, İsrail Tanrısı kişiliğine, Hıristiyanlar Oğul Tanrı kişiliğine mi tapınıyorlar.
Aynı Tanrı bir gruba, "Vaftiz olursanız kurtarırım" diyor, diğer gruba da "nasıl gelirseniz gelin kurtarırım" diyor.

Onlar, Hz. İsa'dan sonra Pavlus ve arkadaşları tarafından İmparator ve konsil katkıları ile Yahudilerin Tanrıları olan İSRAİL TANRISINA bağlanmışlar. Zaten kendileri de hemen hemen öyle olduğunu söylüyorlar. "Yahve, Rab olarak çevrilmese idi; Yahve ile İsa tanrı arasında isim benzerliği olmayacaktı" diyorlar.

VATİKAN
.Katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri

446.............. Eski Ahit'te yer alan kitapların Yunanca çevirisinde Tanrı'nın Musa'ya açınladığı sözle ifade olunamaz adı YAHVE, Kyrios ("Rab") olarak çevrilmiştir. Rab sözcüğü o zamandan beri İSRAİL TANRISININ Tanrılığını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Yeni Ahit bu güçlü "Rab" adını hem BABA hem de TANRI'NIN KENDİSİ olarak kabul edilen İsa için kullanıyor, bu bir yeniliktir.

Özetle: eğer Eski Ahit'teki, Yahve adı Yunanca'ya "Rab" manasına gelen "Kyrios" olarak değilde, başka manada çevrilmiş olsaydı, o zaman biz; kitaplarımızda Rab olarak bahsettiğimiz, Oğul Tanrı ile Yahve arasında bir ilişki kuramayacaktık" diyorlar.

Tanrılar, bir birlerinin devamı olmadıkları içinde; Yahudilerin Tanrısı Yahve, devam eden (aynı) Tanrı olamayacaktı. Yahudilerin Tanrısı başka, Hıristiyanların Tanrısı başka olduğu ortalarda olacaktı.(İsa'nın havralara Babamın evi demesi) Yuhanna......2:16 Güvercin satanlara, «Bunları buradan kaldırın, BABAMIN EVİNİ pazar yerine çevirmeyin!» dedi.

"Yeni dine eski, köklü, deneyimli, güçü bir Tanrı kazandırmak, Yeni Ahit'in yeniliğidir" diyorlar. "Böylece çok Tanrılı imajından kurtulmuş, tüm Tanrı gördüklerimize/kabul ettiklerimize aynı ismi verme imkanına kavuşmamızı sağlamıştır" diyorlar. "Bu durum iman ve inanç sistemleri içinde yenilik değil midir?" diye de ekliyorlar.

Sanıyorum Hıristiyanlara sadece şu teselli maddesi kalıyor; (Rab'be deniliyor. İsrail Tanrısı için denmiyor. İsa için kullandıkları RAB'be ismini kullanılmış.)

Esinleme (Vahiy/Revelation)...14/13 Gökten bir ses işittim. «Şunu yaz: bundan böyle Rab'be ait olarak ölenlere ne mutlu!» diyordu. «Evet» diyor Ruh, «uğraşlarından dinlenecekler. Çünkü yaptıkları işler onları izleyecektir.»
   
  İKİ İSA İKİ SECERE ve BABİL SÜRGÜNÜNDE BİTEN DAVUT SOYUNUN İŞLENDİĞİ "İKİ İSA & İKİ SECERE " SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
 

Yaşam defterine kayıtlı olsalar bile mühürlenmeleri gerekiyor.kargaşa sırasında/arasında mühürlenebilmek "iki ayağı bir papuca giydirmek" gibi birşeye benziyor..Oysa Yahudiler, VAFTİZ olmadıkları halde, Oğul Tanrı İsa adına vaftiz edilmedikleri halde kurtulanlar ve mühürlenenler arasında yerlerini alıyorlar.Siyon dağında Kuzu ile buluşuyorlar

Siyon dağında, KUZU ile birlite olanların hepsi Yahudi yani o mühürlenen 144.000 kişi. Hani Rab uğruna can verenler. Onlara sadece "mutluluklar" var gibi geliyor.Kendisinin ve Babasının adları yazılan bu kişilerin içinde; Hıristiyanlar, kuzuya inanlar, onun adına vaftiz edilenlerde olmalı değil miydi? Oysa hiç biri yok.Hatta havariler ve İsa Tanrı adına anltlaşma mektupları yazan Pavlus'un adı bile hgeçmiyor. Hani! gözükerek esinlendirdiği, hani! o özel meleklerini gönderdiği büyük insan, Aziz ilan edilen, resimleri Kilise duvarlarını işgal eden, tüm Hıristiyan mezheplerince dinin olmazsa olmazı gösterilen, Pavlus o 144.000 kişi arasında yok.
Elçilerin İşleri (Acts)....19/11 Tanrı, Pavlus'un eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.

Luka, Markoz gibilerine hocalık yapmış onalar kitaplarını yazmakta esin kaynağı olmuş, Pavlus o 144.000 kişi arasında yok.

Filimun (Philemon).....1/23-24 Mesih İsa uğruna kendisiyle birlikte tutuklu bulunduğum Epafra, emektaşlarım Markos, Aristarkus, Dimas ve Luka sana selam ederler.
2 Timoteyus/Timothy..1/11 Yanımda yalnız Luka var. Markos'u alıp beraberinde getir. O, yapacağım hizmette bana yardımcı olur.

Yeni Ahit'in büyük bir kısmını oluşturmakla kalmamış Kilisenin ve Hıristiyanlığın temellerini atan ve bu uğurda başını veren, Pavlus o 144.000 kişi arasında yok.

Elçilerin İşleri (Acts)....7/55 Kutsal Ruh'la dolu olan İstefan ise, gözlerini göğe dikip Tanrı'nın görkemini ve Tanrı'nın sağında duran İsa'yı gördü.
Elçilerin İşleri (Acts)....7/56 «Bakın» dedi, «göklerin açıldığını ve İnsanoğlu'nun Tanrı'nın sağında durmakta olduğunu görüyorum.»

Göklere baktığında Baba Tanrıyı ve ikinci Tanrı İsa'yı gören, üstünlüklerle donatılmış, dine sözleri "Tanrı sözü" kıvamında olarak işlenen, (ellerinde Allah'tan inen kitapları olmadığından, gördüm diyenlerin insafına bırakılmış sözler) gördükleri ile Hıristiyanlığı şekillendirilen insanların da adı listede yok.

Bir tek Yuhanna kendisini kurtarıyor. O'da esinlenmenin ölüm ve ölüm sonrası boyutunu yazdığı için. Diğerleri Dünya boyutunu yazdıklarından dolayı, kilise duvarlarında öpülenler olarak kalmışlar. Yuhanna ise kendisini göklere atarak bu işi bitirmiş.

Mühürlenen bu 144.000 kişinin bugünkü Yahudileri içermeside çok zor. Çünkü, yüz yıllardır Yakupoğullarının 12 kabilesinden 10 adeti kayıp.Helaklarla yok olmuşlar (Tubba halkı ile gelenler) Tüm çabalara rağmen, araştırmalara rağmen, Babil erkek genlerini de kabul etmelerine rağmen (Babil dönüşü devamlılığ salanan2 kabile mevcut) "var" diyebildikleri iki adet kabileye ait olanlar var.

Kutsal kitaplarından anlaşıldığı hatta yazıldığına göre, 144.000 kişinin 120.000 kişisi (10 kabile x 12.000=120.000 kişi) o kaybolduklarını kabul ettikleri kabilelerden. Baba Tanrının ve Kuzunun adını mühür olarak taşıyan bu listelenmiş kişiler, etaplar başladığında sayıları 144.000 kişi olacağına göre, geride kalan Yahudi ve Hıristiyanlar Mühürlenmeyi bekleyecekler.Yani hesap gününden, kurtulmalarını sağlayacağını ümit ettikleri ilk aşamayı bekleyecekler. Soru şu; KURTARICI, kendisini bekleyenleri NE TÜR BİR OLGUDAN KURTARMIŞ OLUYOR.

   
  Vaftiz olmadan 144.000 kişi, kurtuluş için zorunlu ilan edilen Vaftizi olmadan Tanrı yanında yerlerini almış oluyorlar.

Böyle bir imtiyaz; KUZU'nun, "Yahudi karekterinin" yani eski kişiliği olan YAHVE tarafının baskın olduğunu ortaya koymuyor mu?
Açıkca zorunlu kılınan, inananlı sayılmanın ilk şartı olan, Ruhların arınmasını sağlayan Vaftizi, olmadan nasıl kurtuluşu haketmiş olabilirler.
İsa Tanrı onların bu Dünya'da ki günahlarının affı için çarmıhta acılara katlandı.
Ruhların üzerine yüklenmiş olan ilk günahtan kurtulabilmeleri amacıyla, Vaftiz yapılmasını ve bu Vaftizinde kendi adına yapılmasını özeş melekleri aracılığı ile iletmiş

Yoksa diyorum;Yahve eski ekibi ile birlikte mi olmak istiyor? 1. karekteri daha mı ağır basıyor? Yahudilere bu imtiyazı niye? Vaftizden muaf olarak kurtulmuş oluyorlar.Hemde TANRI adına değil, Kutsal Ruh/Tanrı isa/Yahve adına yapılması şart olan bir vaftizden bahsediyorum.

Elçilerin İşleri (Acts)....19/1-2 Apollos Korint'teyken Pavlus, iç bölgelerden geçerek Efes'e geldi. Orada bazı öğrencileri bularak onlara, «İman ettiğiniz zaman Kutsal Ruh'u aldınız mı?» diye sordu.«Kutsal Ruh diye birinin varlığını duymadık ki!» dediler.
Elçilerin İşleri (Acts)....19/3 «Öyleyse neye dayanarak vaftiz oldunuz?» diye sordu.«Yahya'nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk» dediler.
Elçilerin İşleri (Acts)....19/4 Pavlus, «Yahya'nın yaptığı vaftiz, tövbeyle ilgili bir vaftizdi» dedi. «Halka, kendisinden sonra gelecek Olan'a, yani İsa'ya inanmalarını söyledi.»
Elçilerin İşleri (Acts)....19/5 Onlar bunu duyunca, Rab İsa'nın adıyla vaftiz oldular.
   
  Oysa, Ataları dine gireken Vaftiz olmadılar diye;
İlk günahtan arınamadılar diye;
Arınmak için vaftizde edilemiyorlar diye; Aforoz mekanizması çalıştırılmıştı.

Papa'lık, "Günahları almış başını gitmiş, vaftizde edilemediklerine göre,...." diye, başlayan hüküm sonucunda katliam başlatırken; Yahudiler nasıl oluyorda Vaftiz olmadan İsa Tanrının /Yahve'nin yanında olabiliyorlar.

1209 yılındaki bu enginizasyon kararına göre, milyonlarca kişi kafir ilan edilmiş. Enginizasyon kararı hemen uygulanmış ve 1.000.000 civarında insan sırf VAFTİZ EDİLEMİYORLAR diye öldürülmüşler. Özetle; "kurtuluşumuz İsa'da" diyerek; Hıristiyan olan insanlar, Tanrı İsa adına Vaftiz yapılamadıkları için, Tanrı İsa adına öldürülmüşler.

Hemde, Kilise kayıtlarına bile bakma zahmetine katlanmadan. Önlerine gelenlenlerin kimlerden olduğuna bakmadan katletmişler.O kadar gözü kara öldürme içine dalmışlar ki; Soykırımı yöneten Katolik şövalyelerden biri şöyle demiş: "Hepsini öldürün. Tanrı nasıl olsa hangisinin kafir (heretik), hangisinin masum olduğuna karar verir".

Hıristiyanlık inancında Vaftiz bu kadar önemli iken;
Oğul Tanrı'da bunu esinlenmecilere önemle vurgulamışken;
Aforoz hükmünün verildiği kitapla aynı olan Papa'lık kitabında (ahitin aynılılğı) Vaftiz olmadan da kurtulunabileceği mi söyleniyor.
Oğul Tanrının, iki kişiliği ön plana mı çıkartılıyor? Yahudi olanlar İsrail Tanrı kişiliğine, Hıristiyan olanlar İsa Tanrı kişiliğine tabidir mi deniliyor?

Vaftiz olmadan kurtuldukları ilan edilen 144.000 kişi (+1 Yuhanna) tamamen Oğul Tanrı öncesinde yaşayanlardansa; O zaman Yahudi ve Hıristiyanlara şu sözler söylenmiş oluyor."Hepsini öldürün. Tanrı nasıl olsa hangisinin kafir (heretik), hangisinin masum olduğuna karar verir".
   
 

Elbette kimseyi umutsuz bırakıp taraftar kaybının olmasını ne din önderleri ister , ne Tanrıları ister, nede bu işin sanayii, siyasi ve makam kısmıyla ilgilenenler ister. İşte bu noktada, Tanıklık çadırı devreye giriyor. Kilise kayıtları ve Yaşam defteri birebir geçerli olsa idi, mühürlemelere ve tanıklık çadırına gerek almazdı.

Her İsaTanrı/Yahve inananlısı, Kilise de Vaftiz olduğuna dolayısıyla kilise kayıtlarına girerek adını defterede yazdırdığına göre kurtulanlar listesine girmeliydi. Yaşam defterinin alt kayıtları vaftiz defterleri deği mi? O halde adını deftere yazdırdığına ve aforozde edilmediğine göre direk kurtulanlardan olmalı idi.

Mühürleme olmadan, onlarda diğer insanlar gibi biçilmeden (olgunlaşmış ekinler biçilecek. Ayrım ifadesi yok. Kanlar Atların gemlerine kadar yükselecek) göklere varmalı idiler.Tanıklık çadırına girmek sonsuz yaşamdaki yerlerini almalıydılar.Üstelik birde ateşle Vaftiz olmak var. Oğul Tanrı İsa'nın bile kanlarını donduran ateşle Vaftiz var.Yahudiler ise bunların hiç birini yaşamadan kurtuluşa ulaşabiliyorlar.Bana göre Oğul Tanrı ilk kişiliği olan İsrail Tanrılığı/Yahve'liği nedeni ile ilk göz ağrılarına imtiyazlı davranıyor.

Yahudiler ve Hıristiyanlar aynı kitaba inandıkları halde bu farklılık nasıl oluyor. Kimse, Yahudiler Eski Ahit'e göre tapınıyor o nedenle onda olanlara göre kurtuluşa gidecek demesin. O inandıkları kitapları yüzünden kendilerini kurtarıcı olarak gelen İsa'yı kabul etmeyip çarmıha germediler mi? eğer Eski Ahit'te böyle kurtulma imkanı varsa, Hıristiyanlarda Eski Ahit'e uysalardı/uysunlar.

Onlarda (iddia ettikleri gibi) Tanrı İsa'nın uyduğu Eski Ahit'e uyup bu zorluklarda yaşatılmasaydı./katlanmasalardıYeni Ahit yazıldığında Eski Ahit eskidi Pörsüdü diyenler yine kutsalları olan kitapları.Eğer eskimemiş olsaydı, geçersiz sayılmış olmasaydı, Tanrı İsa gözükerek, özel meleklerini göndererek yeni antlaşmayı bildirir miydi. Bu olayla ilgili maddeleri kitaplarına yazdırır mıydı?

Eskisi iptal edildi ise; Yeni olan Ahitle kurtuluşu yakalamak mümkün. Peki! o zamanYahudiler nasıl oluyorda; Hıristiyan olmalarına rağmen, vaftiz olamadıkları gerekçesi ile öldürenler varken; Yahudiler nasıl oluyorda; böyle bir kurala uymadan kurtuluyorlar.Yahudiler de Tanrımız Yahve şimdi İsa Tanrı oldu demiyorlar mı? Yoksa onlar başka Tanrıları olduğunu mu söylüyorlar.

O zaman onlar Yeni Ahit'e de inanmıyorlar.
Yeni Ahit'e inanmıyorlarsa; yeni antlaşma gereği ilan edilen müjdelere de itibar etmiyorlar.
Müjdelere itibar etmediklerine göre; Kurtarıcı Mesihte onlar için hiçbirşey ifade etmiyor.
O halde İsa Mesih geleceğine de inanmıyorlar demektir.

İsa Tanrıya inanmıyorlarsa Hıristiyanların söylediği bir tanrıyı kabul etmiyorlar demektir. O halde nasıl oluyor bu "AYNI TANRIYA İNANIYORUZ "söyle mi? Nasıl oluyor "TEK TANRI İNANCIMIZ var" demeler. Nasıl oluyor "Amentularımız aynı, haydi dinlerin diyaloğuna" diye yapılan çağrılar.

Eğer, Yahudiler de "Tanrımız Yahve şimdi İsa Tanrı oldu" diyorlarsa; neden İsa Tanrı adına vaftiz olmadan kurtulabilme imkanına sahipler. Onların ilk günahları yok mu? Yoksa onlar Ademoğulları olduklarını kabul etmek yerine Yakupoğulları /İsrail oğulları olduklarını mı kabul ediyorlar. O halde onlar Yahve kısmına mı dua ediyorlar

   
 

Ortada büyük sıkıntı var. Bu durumda, Vaftiz Kiliselerin ve papaz sınıfının varlıklarını sürdürebilmeleri için / insanları yönetebilmesi için dine monte edilmiş bir kandırmacadan ibaret olduğu ortaya çıkıyor.

   
 

İsa Tanrının Ruhu kirli miydi de vaftiz oldu?
Tanrı İsa'da ilk günahın suç sahiplerinden sayıldı?
Baba Tanrı ile aynı özden olduğuna göre; ilk günaha nasıl bulaştı?
Baba Tanrı ile aynı anda var olduğuna göre; ilk günaha ortak mı oldular?
Tanarı İsa, günahkar Ruha mı sahipti de arınmak için Vaftiz oldu?
Baba Tanrı Meryem'e çocuk doğurması için günahkar / kötü bir Ruh mu gönderdi de Vaftiz etme gereği hissettiler?
Bu durumda, "İsa Kutsal Ruhun kendisi" denildiğine göre; esasında Kutsal Ruh dedikleri kötü günahkar bir Ruh mu oluyor?
Papa seçimlerinden biliyoruz, Kutsal Ruh'ları her Kardinale başka isimler verek yalan söylüyor. Bu durumda, Vaftiz edilmesi bir işe yaramamış mı oluyor?
Oğul Tanrı Vaftiz olduğunda Tanrının kendisi İsa olduğuna göre; Baba tanrı ve Kutsal Ruh'ta mı vaftiz oldu?
"Onlarda ilk günaha bulaştı mı" demek istiyorlar."Kutsal Ruh'ta bu günahın içinde idi" mi demek istiyorlar?
"İsa Tanrı değil" tam aksine "Tanrı İsa'nın ta kendisidir" denildiğine göre İsa'nın vaftizi kime yapılmış oldu?
Eğer Tanrı üçlemesine vaftiz yapılmasa idi durumları ne olacaktı?
Dine o zamanlarda tamamen hakim olan Vatikan, onları Aforoz mu ederdi?
Üçebirlik değiller miydi? Her konum gereği farklı kişilikleri alıp ona göre mi davranıyorlar?
Tanrılarına atfettikleri bu kişilik çokluğu, şizofrenik davranışları da ortaya çıkartmıyor mu?
"İsa ben Tanrıyım" dese idi o durumda TANRIYI vaftiz ederler miydi?
Tanrıyı vaftiz edenler Tanrının günahkar olduğunu, kabul edenler olmaz mı?

Yahya ile İsa arasında 6 ay kadar yaş farkı var ve teyze çocukları...(İslama göre de Hz. Yahya ve Hz. İsa arasında az bir yaş farkı var ve çok yakınlar)
Biri vaftizli iken, diğeri neden vaftizli değildi?
Yahya'yı vaftiz edenler, İsa'yı neden vaftiz etmediler?
İkisi birbirleri ile yaşıt olan iki peygamberden (her ikiside müjdelenerek doğuyorlar) biri Vaftiz edilip, diğeri Vaftiz edilmemiş olsun?
Yahya lakap olarak aldığı (Vaftizci Yahya) Vaftiz işini nereden öğrenmişti?
Babası Zekerya öğrettiyse, neden İSA!yı da vaftiz etmedi?
Yok eğer Tanrı söyledi ise, neden İsa'ya da söylemedi?
İsa Tanrı değil miydi? Vaftiz konusunu bilmesi gerekmez miydi?
Mucize ile doğan Tanrı ve onu mucizevi bir biçimde doğuran annesi Meryem'in, neden vaftizden haberi yoktu?
Meryem ilk günahtan kurtulmak için Vaftiz olmamış mıydı? İlk günahın yükü ile mi yaşıyordu?
Eğer Meryem vaftizsiz idiyse; yani ilk günahın yükünü taşıyordu ise, neden Zekerya (Meryem karısının yeğeni ve büyüttüğü) tarafından vaftiz edilip bu günahtan kurtarılmadı?
Eğer Meryem vaftizsiz idiyse sonradan oğlunun1/3 lük kısmını temsil edecek yani oğlu olacak Kutsal Ruh neden Meryem'i bu günahtan kurtarmadı.
Eğer Meryem bir şekilde vaftiz olup ilk günahın sorumluluğundan kurtulduysa, İsa'yı Yahya büyüsün de vaftiz etsin diye bekledi?
Eğer Meryem tarafından Vaftiz biliniyorsa; doğduğunda bu iş olmalı değil miydi?
Onca seneler boyunca onlar ilk günahın yüküyle yaşatılır mı?
Kendisi ile 6 ay yaş farkı var olan, bir başka peygember büyüsünde İsa'yı vaftiz etsin diye beklenir mi?
Yahya bu durumda; Oğul Tanrı, BABA TANRI ve Kutsal Ruh' vaftiz etmiş olmuyor mu?

   
  Çelişkilerini yaklayabilmek, kitapları elleri ile yazdıklarını anlayabilmek, gariplikleri ortaya çıkarabilmek, din üreticilerinin parmağını görebilmek için; kitaplarında yazdıkları senaryoyu onların anlayışı ile irdelemek gerekiyor.

Onların kabulleri çerçevesinde (yani herşeye, onların kitaplarında yazdıkları kabullerinin üzerinden yaklaşarak) irdelemeye başlandığında, ilk akla gelen sorulardan biri şu oluyor.
   
  Acaba? İsrail Tanrısı çarmıha gerilenin kendisi olduğunu niye söylememiş."Ey Yahudier, bakın Tanrınızı öldürüyorsunuz.Tamam güreşte yendiğinizle yetinin beni öldürmeyin sonra tanrısız kalırsınız" diye niye seslenmemiş?

Kendisini "Yahve'yim, sizin her zamanki kıskanç Tanrınız İsrail Tanrısıyım" diye diye niye tanıtmamış..Madem İsa Tanrı, Yahve'nin devamı bir Tanrı, ozaman; "Ben esasında Yahveyim, İsrail Tanrısıyım, hani güreşte yendiğiniz Tanrınızım kurtulmak için beklediğiniz yollarını gözlediğiniz tanrınızım. Sizi kurtaracak olanım" deseydi.

Yahve olduğunu ispat etmek içinde, Hahamların, Rabbilerin bildiği sır olan bazı şeyleri söyleyebilirdi.Özel ismini söyleyerekte kendisini tanıtabilir, aralarında antlaşmaya varabilirlerdi.Yahudiler'de kurtarıcılarının geldiğini kavrar, sevinç içinde bağırlarına basarlardı.

Yeni kitap getimemiş, ellerindeki kitaba göre amel eden, sorumlulukları yine bildik şekilde dağıtan bir Tanrıyı, Yahudiler elbette sahiplenirlerdi.Yeni kitap yok, üzerleri örtülenlere dair yeni emirler yok. Ellerinizdekine göre takılın diyen ve kendisini tanıtan bir Tanrıyı Yahudiler havada kaparlardı.

Demek ki; ben Tanrının oğluyum diyeceğine sır olan birkaç şeyi söyleyerek bu kabullendirma işini halledebilirdi.Gerçek kimliği olan "ben Yahve'yim, İsrail Tanrısı'yım" deseydi şimdi; "Hıristiyan'ız" diyenlerin, bugünkü olandan biraz farklı, bir Tanrı inançları ile ellerinde Eski Ahit denilen kitapları olacaktı.

O zaman, Pavlus ve arkadaşları yada başkaları (büyük ihtimalle yine Yahudi kontrollü) dini o merkez üzerinde inşaa edeceklerdi. Ama eski defterlerin açılmasını istemeyen Yahudiler Hz. İsa'yı tamamen reddedince olayı sahiplenenler de değişti. Araya, devlet dini oluşturmak isteyen, gücüne kutsallık ilave etmek isteyen Pagan imparatorlar girdi.Konsillerle, mektuplarla çarmıh, Oğul Baba Tanrı, Kutsal Ruh motifleri de koyularak inanç sistemi bugünkü duruma getirildi. Tevhit inancı dışına çıkan dini inanç sayesinde Yahudilerle ortak paydalar oluştu.Teferruatların gözardı edildiği uzlaşma zeminleri oluştu.(İNANÇSIZLARA KARŞI KUTSAL İTTİFAKLAR gibi. Amaç, Tevhid imanını yok edebilmek. Vaadciye yaranabilmek. Ordularının komutanı olabilmek.)

Oluşturulan zeminler arası geçişler veya aynı zemin üzerinde tutunabilmek içinde; Tanrıların birleştirilmesi gerekiyordu. Onlarda, tercüme gereği oluşan/oluşturulan kelime benzerliklerini ele alarak, "esasında Oğul Tanrı Yahve imiş" dediler ve olayı Tatlıya bağladılar. İsa'yı kabul etmeyen Yahudilerin, "tu-kaka" denilen tipler olduğunu ilan eden yeni dini ortaya çıkarttılar.

(Elbette olaylar böyle olmadı. Hz.İsa'nın, kabul edilmemesinin tek sebebi, Yahudileri İMANİ KURTULUŞA çağırmasıydı. Yani, Alemlerin Rabbi Allah imanına davetti. Allah, İmanına yapılan çağrı ise; Yahudilerin binlerce yıldır uymak istemedikleri ve kaçtıkları bir davetti. Elbette davete icabet etmeleri beklenemezdi ve öyle de oldu. Onlar kendilerine gelen imani kurtarıcıyı çarmıha astılar --onların iddiası.Kur'an'ı Kerim'e göre öldüremediler-- böylece kurtarılmayı bir kez daha red etmiş oldular.)
   
  İsa Tanrı, Yahvenin devamı olduğuna göre, Yahve'nin emrettiği şeyleri emretmesi / tebliğ etmesi lazım. Yahvenin söylediklerini bilen Yahudilerde, İsa'yı bağırlarına basmaları gerekirdi.Yoksa dedi de, Yahudiler kendilerinin olan Yahveyi tanıdıkları için farklılıklarımı anladılar. (bazılarına gözüküyor ya! güreş tutmadılar mı? kötü olanlarl a onu nasıl ayırt ediyorlar demekki, en azından rabbilerine veya Hahamlarına görünen birşeye sahipler. onlarda bu değil diyorlar herhelde. Tıpkı Alemlerin Rabbi Allah'tan inenleri red ettikleri gibi)

Yahve'nin devamı olan, 1.Yahvenin söylediklerini tastikleyen bildirimlerde bulunur. Yahudiler söylenenlerin farklı olmadığını gördüklerinde; nasıl Hahamlarını, Rabbilerini din emirlerini tekrarladıkları için, ret etmeyip kabul ediyorlarsa, Tanrı İsa'yı da bildikleri ve duydukları şeyleri tekrar ettiği için kabul ederlerdi.

Hahamlarının, Rabbilerinin sürekli dini yenileyip, yeni kitaplar yazıp öğretilerinin arasına sokmasına izin verenler, İsa'nın, mevcut bildiklerini tekrarlayan çağrılarını duydukları halde neden kabul etmemiş olsunlar.

Üstelik İsa içlerinden biriydi ve mucizevi bir şekilde dünyaya gelmişti (Nasıralı İsa dedikleri idi.). Ama Yahudiler İsa'yı, Yahve'nin devamı olarak kabul etmediler.

Peki! ne oldu da sonradan kitaplarını birleştirdiler. Benzer anlayışların oluştuğu din sistemleri oluşunca, idealler uğruna birleşmek zorunluluğu doğdu.Yahudiler İsa'ya tapmasalarda, Tanrı İsa'ya tapılmasına da fazla ses çıkarmaz hale geldiler (elbette Yahudilerin Hıristiyanlaştırılması karşısında mücadele veriyorlar. Birbirlerini flimlerle, bulunan tomarlarla taşlıyorlar, özel kitaplarında İsa için ağır cümlelerde kuruyorlar ama Dinlerin diyaloğunda iştahları açık olarak masa başında yan yana oturuyorlar.)
   
 

Elbette Yahudilerin kabul etmediği Hz. İsa idi. Hz. İsa onları imana çağırdı, Tevhit inancına davet etti. Onlarsa Alemlerin Rabbi Allah'tan Hz. İsa vasıtası ile gelen bu davete, önceden de yaptıkları gibi uymadılar.

Alışkanlıkları gereği, kazandıkları reflekslerden dolayı gelen tüm vahiylerin üzerini örtme eylemine giriştiler.Yine tarih boyunca başka Peygamberlere de yaptıkları gibi, Hz. İsa'yı öldürmek istediler. Düşmanları olan Tevhid imanını yok etme yolunda yapacakları başka bir şeyde yoktu.

(Hz. Adem'in oğullarından katil olanın bildiği tek şey öldürmekti. Kargadan öğreneceği çok şey olan katil evladın imani olarak öğretebileceği, takva yolunda insanlara sağlıyabileceği ne olabilir? Kendisini imana yön veren konumuna oturtan bu cinayetten, artık sorunlarla nasıl başedebileceğini öğrenmiş olarak çıkmıştır. Eğer ulaşamayacağın,erişemiyeceğin, sahip olamayacağın birşey varsa ÖLDÜR senin olsun. Kandır senden olsun.
Bu öğrendiklerini, imani izleri silebilmek için bunu tüm yaşamında kullandı. Bugünde onun mirascıları aynı yolu takip ederek yollarına devam ediyorlar. Toprağa gömülen Takvada ileri olan kardeşti ama o öldükten sonra, üstü örtülende o takvaya işaret olan imandı.)
Karganın ve katil evladın öğretilerine bağlılıklarından olacak, imanı örtmek ve öldürmek eylemlerini, içeren yolu seçtiler.

Kargadan örtmeyi, katil evlattan öldürmeyi, Haman'dan Tanrılara, Bel'am'dan ayetlere / dini yorumlara, Karun'dan paraya, Firavundan da Dünya'ya hükmetmeyi öğrenenlerin yaptıkları ustalarınına /pirlerine parmak ısıttıracak boyutta

Alemlerin Rabbi Allah'a, layık (yolunda) olma adına yapılan bu daveti kabul etmediler. Çünkü; Yahve inancı üzerine kurdukları dini, tamamen bırakmaları gerekiyordu.Tüm inanç sistemleri değişecekti.Onlar zaten, Allah'a olan imandan kaçtıkları için bu din sistemini oluşturmuşlardı. Allah'tan inenlerin üzerlerini örtmek, izlerini silmek için az emek sarfetmemişlerdi.

Bu izlerin ilahiliğini giderebilmek için Peygamberlere hakaretler içeren az metinler yazıp kitaplar oluşturmamışlardı. bu yapılanları, Tanrıyı küçültme çabaları boşuna mıydı? Şimdi ne oluyordu da Hz. İsa kapattıkları, örttükleri, izlerini sildikleri tüm ilahi emirleri tekrarlayarak ALLAH'A GİDEN YOLU gösteriyordu? Herşey yoluna sokulmuşken, Tevhid imanı yok edilmişken ne oluyordu da, Hz. İsa onları Alemlerin Rabbi Allah'ın, emrettiği yola çağırıyordu?

Fethullah Gülen'de onların tevhid dinine nasıl ve davet edildiklerini, İlahi kitapların yani Tevrat ve İncil'in onlara niçin verildiğini şöyle dile getiriyor.
Favorit dergisinin sorularına hazırlanarak verdiği cevaplarda, "O GÜNKÜ (orjinal Tevrat ve İncil) kitapların neden verildiğini açıklıyor. Aslında, Tevrat ve İncil'in neden verildiğini açıklarken, O GÜNKÜ TEVRAT ve İNCİL'in, NASIL KİTAPLAR OLDUĞUNU da açıklamış oluyor

Şöyle diyor Fethullah Gülen;"Çünkü Musevîliğin ve Hıristiyanlığın başındaki isimler olan Hz. Musa ve Hz. İsa (Allah'ın selâmı üzerlerine olsun), İslâm'ın da Hz. Muhammed (s.a.s.) gibi kendilerine peygamber olarak inanılmasını emrettiği iki büyük peygamberdi. Onlara verilen Tevrat ve İncil de, Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı."

Demek ki, Müslüman olmaları için verilen kitaplar da emredilenlerin üzerlerini örttüler.
Demek ki, onlara indirilen kitaplarda olanlarla Kur'an'ı Kerim'de olanlar aynı olması gerekiyor.

Buna rağmen Fethullah Gülen, ADL Yahudi örgütünden aldığı sipariş üzere yazdığı kitapta, ellerindeki kitaplarla "Cennete gitme vizelerini" veriyor. Hemde, Kur'an'ı Kerim'in ayetlerini hükümsüz ilan ederek.

   
 
   
  Kur-an'ı Kerim'in bazı ayetleri ve bazı Hadis-i Şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur'an-ı Kerim'in gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat'ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili ayetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar'ı değil o dönemin insanlarını bağlar.” (Hoşgörü ve Diyalog İklimi, Sf.155–156 Fethullah GÜLEN)

Yollar ve izler hangi çağrılarla örtülüyora bir örnek olsun diye bunları araya sıkıştırıyorum. Hem Müslüman olmaları için onlarada Kur'an'ı Kerim gibi kitap verildi diyecesin, onlarda "Kur'an gibi, Müslüman olmak için kendilerine inanılması gereken iki İlâhî Kitap'tı." diyeceksin. ve onlar Müslüman olmayı beceremedikleri için kendilerine göre yazdıkları, derlemelerden oluşan çok tanrı inancının olduğu kitaplara istinaden; "Bugünkü İnciller'e ve Tevrat'a inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir."

.... diyeceksin.
Bu; "Allah'ın indirdiği kitapları yok ederek, elleri ile yazıldıkları kitaplara uyanlarda Cennete gidebilir" demektir.
Bu; "Allah'ın indirdiklerini hiçe saysanızda Cennete gidilebilir" demektir.

Allah'ın lütufta bulunmadan girilebilen Cennet sakın, Şeytanın cenneti olacak olan CEHENNEM OLMASIN. Allah'a, Allah'ın indirdiklerine, Allah'ın resüllerine rağmen gidilebilen bir yer varsa, o'da ismi değiştirilerek Cennet yapılmış CEHENNEMDİR.

Fethullah Gülen mealen şöyle mi demek istiyor?;"Yahudi ve Hıristiyanlar Cennete gidebilmeleri için, Allah tarafından indirilen Tevrat ve İncil'e uymaları gerekirken bunu yapmadılar. Allah'tan inenlere uymak, Allah'a iman etmek yerine; "Cennete vizesi verecek" diye, Allah'ın kitaplarını, unutup başka kitaplar yazdılar. Yazdıkları kitaplarda da, başka Tanrılar icad ettier, Cennete gidişin şartlarını kendilerine uyacak şekilde değiştirdiler.İlahi emirleri pasifize ettiler. Kur'an'ın bazı Ayetleri geçersiz dememizin sebebi budur. Artık cennete gidebilmek için, Allah'ın lütfuna ihtiyaç yok olduğu gibi, indirdiği kitaplara da uyma zorunluluğu kalmamıştır. Allah'ın (Haşa) yetkileri sınırlandırılmıştır" .Bu çıkarıma sebep olan sözlerini kuvvetlendirmek için mi "Kur'an'ın babası öldü" duyuruları yaptı. Bangır bangır bu duyuruları yaptı.
   
 
   
  Fethullah Gülen gözyaşları içinde; defalarca, vurgulaya, vurgulaya; KUR'AN yetim, KUR'AN öksüz, KUR'AN sahipsiz, KUR'AN'ın babası öldü diye, tekrarların bol olduğu konuşmalar yapmadı mı? .Haşa; KURAN'ın babası mı var ki? yetim, öksüz kalsın. KURAN' ın sahibi Alemlerin Rabbi olan ALLAH. KUR'AN nasıl sahipsiz olur. Kendileri başka tanrılar, başka Rab'ler edindi ise ve ".... yaşasın yeni KRALAR KRALI " diyorsa o onun heyazanlarıdır.
   
  Bu haman usulü kuleler yapılarak, erişilen Cemaat liderine siparişle yaptırılan dine hükmetme kabiyetlerini ortaya koyan bir olaydır. Firavun Öyle diyor; "Ey Haman bir kule yapta Musa'nın Rab'bine erişeyim".
   
  İşte size Haman uslü, Firavun mantığı ile Tanrıya erişme çabalarını özetleyen bir çalışma örneği:
   
 
   
  Bu durum onların bugün ellerinde olan kitaplara kutsiyet İLAHİLİK kazandırmak değil midir?
Dolaysıyla kitapları ilahilik vermek "o dinlere uymakta bir sakınca yoktur onlarda bizim gibidir" demek değil midir?
Cennetlik fetvasıda vererek, "o dinlere katılırsanınız çokta kolay bir şekilde Cennete kavuşabilirsiniz" demek değil midir?
Bu sözler, o dinlere açık bir davet değil midir?

O inanç sistemlerinin sakıncalarını, tahrifatlarını, sapkınlıklarını anlatacaklarına;
edindikleri tanrılara, isnat ettikleri oğullara, koştukları şirklere dikkat çekeceklerine;
O kitaplara uyan YAHUDİ ve HIRİSTİYAN olanlar Cennetliktir demek YAHUDİ VE HIRİSTİYAN olursanız, "çok kolay bir biçimde Cennete gidersiniz" demek değilde başka nedir? Bu açıkca o dinlere yapulan bir davet değil midir?

Çağrıların nelere sebep olduğunu nasıl etkiler oluşturduğuna bir örnek vermek gerekirse; MİLLİ GAZETE YAZARI, ALİ EREN'den..

`....Profesörün sıkıntısı yüzüne yansımıştı. Diğer profesör arkadaşına; `Bir gün kızımın karşıma geçip, `Baba, ben Hıristiyan oldum` diyeceği 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi` dedi. Üstelik kızı İmam Hatip mezunuydu. Profesör arkadaşından, kızıyla konuşup ikna etmesini istedi. Kıza ilk soru, `Neden Hıristiyan olduğu?` sorusuydu. Kızın cevabı, Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü söylemiyle birebir örtüşüyordu. Kızcağız, tıpkı diyalogcular gibi, `Hıristiyanlar da cennete girecek diyen sizsiniz. La ilahe illallah diyen herkesin mutlaka cennete gireceğini söylüyorsunuz` dedikten sonra, `O zaman niye Hıristiyan olmayayım? Hıristiyanlık, İslama göre çok daha kolay bir din. Başörtü mecburiyeti yok, 5 vakit namaz zorunluluğu yok. Haftada bir kiliseye gitmek yeterli....
   
  "BUGÜNKÜ" İLE KASTEDİLEN CENNETLİKLER KİMLER?....."BUGÜNKÜ CENNETLİKLER" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  DİYALOG VE HOŞGÖRÜ İKLİMİ KİTAP SİPARİŞİNİ VEREN,"ADL YAHUDİ ÖRGÜTÜ" SAYFASINA BURADAN ULAŞABİLİ
   
  SUAT YILDIRIM'IN "ESKİ ve YENİ AHİT YÖNLENDİRMELİ KUR'AN MEALİ" İLE İLGİLİ ÖRNEKLİ YAZIYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
   
  Hz. Davut, Hz.Süleyman, Hz. Zekerya, Hz. Yahya ile yapılan çağrılara yetmezmiş gibi, şimdi birde Hz.İsa'nın çağrıları ortaya çıkmıştı.(Yahudi devleti zamanı ve Kur'an'ı Kerim'de geçen Peygamber isimlerini alındı).Oysa onların göğüslerinde büyüttükleri tanrıları vardı.Gönüllere içirilmiş olan, göğüslerinde büyüttükleri Samiri buzağıları inanç sistemleri içinde yatıyordu. Az da emek vermemişlerdi, ""TEK İLAH" görüntülü dinden, ÇOK TANRILI" ama BİR TANRIYA tapılma sistemlerini kurmak için Az uğraşmamışlardı "TEK İLAHLI" tevhid inancının olduğu din içinde gelişebilmek, YAHVE'lerini istedikleri yere oturtabilmek için.

Hz. Davut'a gelen Zebur'da işlerini çok zorlamış o güne kadar örttükleri birçok izlerin tekrar ortaya çıkmasına neden olmuştu.Neyse ki, Hz.Davut'un müzik tutkunu olması (Davudi ses tanımının kaynağı) dikkatleri oraya çekerek neşidelerle ve deyişlerle açılan izleri örtmeyi başarmışlardı.

(Allah, sanki ezgiler ve deyişler indirmiş gibi indirilenlerin yerine kitaplarına bu tür yazıları koyarak ilahi vahiyleri yok etmişler.Okur yazar sayısının azlığı ekmeklerine yağ sürmüş elbette. Özetle; dillerini eğip-bükerek "bunlar Allah'tandır" demişler.Kitapta olmayan şeyleri de kitapta varmış gibi okumuşlar.

Sonrası belli. Önce yardımcı kitaplar adı altında kitaplar sürmüşler, rivayetler, hikayelerle ortalığı karıştırmışlar. Artık hangisi Ayet, hangisi Peygamber sözü, hangisi rivayet insanlar tarafından ayırt edilemez duruma gelmiş. En sonunda da, "ellerimizdeki kitapları toplayalım bir araya getirelim, Allah'tan inenlerin kaybolmaması lazım, onlar bizim kurtuluşumuzdur" diyerek bir araya gelmişler. Kafa kafaya verilmiş, okudukları ve dillerini büktüklerini,
olması gerekenlerin yerine sokmuşlar.Yüzyıllar boyunca süren tekrarlanan konsey toplantıları ile sürekli sayfaları çoğalan kitaplar haline getirilmiş, her seferinde de son şekil verilmiş." Amaç Tanrı kelamını bir araya getirebilmek" diyerek. Bize düşende "elbette" demek.)

Yeni kitaplar yazılmış. (Kudüs Talmut'u, Babil Talmut'u --Kudus Talmut'undan daha uzun ve daha çok taraftar bulanmış-- Endülüs Kabala'sı gibi -Aynı tarihlerde yine Endülüste yine aynı şehirde HAVAS kitabı yazılarak İslam dünyasına sokulmuş-) Din inançları Babil-Samiri eksenine oturtulmuştu. Bu nedenle Hz. İsa'yı kabul edemezlerdi.

Hz. Davut'u ve Hz. Süleyman'ı kabul etmek zorundaydılar çünkü, onlar hem Kral, hem mucizeler sergileyen, hem zengin, hemde Yahudileri ilk defa devlet sahibi yapmışlardı. Hz. İsa ise bunların hiç birine sahip değildi.(mucizeleri onlara pek hitap eden türden değildi anlaşılan.Onlara göre; marangozun oğlu Nasıralı İsa olarak kalmalıydı)Üstelik TEVHİD inacına çağırıyordu. Hz.İsa'nın yaptığı davetlerin, Hz. Musa'ya verilenlerle aynı olduğunu elbette ki, Hahamlar ve Rabbiler biliyordu. Tedbirler alınmalı örtülen izlerin tekrar açılmasına izin verilmemeli idi.

Bu sayılan ve sayılmayan benzeri nedenlerden dolayı, Hz. İsa rededildi, sapkın din dışı ilan edildi. Hz. İsa, eğer onların benimsediği din sistemi içindeki Tanrı inançlarına bağlı olarak gelmiş olsa idi bağırlarına basar, onun oğulluğunu da, Tanrılığını da, kurtarıcılığını da kabul ederlerdi.

Dolaysıyla Pagan dininden doğan/doğdurulan Hıristiyanlık dini ile birleşirler, tek din haline gelirlerdi.Ama onlar "kurtarıcı bekliyoruz" demekle kendilerini, Allah'ın hesap gününden kurtaracak birini bekliyorlar. Kurtulmayı Allah'a hesap vermekten kurtulmak olarak algıladıklarından, İmana davet den Hz. İsa'yı kabul etmediler ve sapkın ilan ettiler.İzleri tekrar açmaması ve bağlılarının sayısının artmaması için ortadan kaldırmanın, öldürmenin, tebliğ ettiklerinin üzerlerini örtmenin yolları arandı.
   
  Hz. İsa'yı, ortadan kaldırabilmek sadece öldürmekle mümkün değildi. Geliş şekline bakılırsada pek mümkün gözükmüyordu. Hz.Zekerya, Hz. Yahya, Hz.Meryem, İmran ailesi ve inanalılarının tebliğleri, vahiyleri yaymasına engel olunması gerekiyordu. Allah'tan gelenlerin yayılarak Hz. İsa bağlılarının artmasının da önüne geçilmesi gerekiyordu.

Ayrıca, öğretilerin sonraki nesillere aktarılmaması için tüm izlerin silinmesi ve o kuşaklara miras olarak, kendi kurdukları inanç sisteminin kalması de gerekiyordu.Ancak böylece Hz. İsa'nın izleri tamamen silinebilirdi.
Ama birşeyi unutuyorlardı; her zaman yaptıkları gibi, unuttukları bir şey vardı. Alemlerin Rabbi Allah'tı. Allah, Kur'an'ı Kerim'i indirerek, Hz. Muhammed'i Peygamber göndererek, bize onların sildiği örtüğü Hz. İsa'yı ve Tevhid imanını tekrar öğretti.. Bizleri sapkınların yolundan kurtarıp,hidayet yoluna yönelten rehber ve rahmet olan kitabı Kur'an'ı Kerim'i gönderdi.

Kur'an'ı Kerim ve Hz. Muhammed gönderilmemiş olsa idi;
Ya! onların dediklerini kabul edenlerden,
Ya! Hz. İbrahim gibi sıfırdan başlayarak iman arayışına girenlerden, (esasında sıfır da değil o kadar çok saptırmışlarki Kur'an'ı Kerim'de inmeseydi o zaman sapma boyutunu nerelere vardırırlardı Allah bilir.Her halde İsrail Tanrısı ile Oğul Tanrı arasındaki savaşın ortasında kalırdık--- Tıpkı "bir yanımda yahve kolu, bir yanımda oğul tanrı kolu, hangisi dünyaya... konumu- )
Ya! "bunların dediği gibi olur mu?" diyerek hepten reddenlerden,
Ya! atalar dinilerine mensubiyetliklerini sürdürenlerden,
Ya! putperes dinlerden, Pagan dinlerden birini içimizdeki boşluk dolsun diye kabul edenlerden olurduk

Hz. İsa'nın mucizevi doğumu ve mucizeleri heryerde dillerden diller dolaşarak zaten yayılmıştı. Yani birçok insan Hz.İsa'nın varlığından haberdardı ve onun Allah'ın elçisi olduğunu biliyorlardı. Bu durumda sadece öldürmekle, Hz. İsa'nın yaptığı davetlerin duyulmasının önüne geçemiyeceklerini de biliyorlardı.

Hz. İsa'nın tebliğlerinin yayılmaması ve bağlılarının tevhid imanına bağlı olarak çoğalmaması gerekiyordu.Özetle, bağlılar dağıtılmalı, ayetlerin üzerleri örtülmeliydi.Bir kez daha iş başa düşmüştü.

Allah'tan gelen iman çağrıları deforme edilerek, kendi inançlarına benzer hale getirmeli idi. Öylede yaptılar.Yüzlerce binlerce yazılı belge türettiler. tebliğiler yayınladılar. Bazılarını "İsa dedi ki demişti ki" diye ortaya sürdüler.Bu süreç içinde Pavlus ve arkadaşlarının da geçen emeklerini unutmamak lazım.

Burada, Pavlus isminin ellerindeki kitapta fazlaca yer almasından dolayı, önem kazandığını zannediyorum. Oysa, bu tahrifat isimsiz insanların, perde arkası vahiy türetenlerin ve bolca esinlenenlerin eseri olmalı.Havarilerin adına yazılmış, metinler ve mektuplarda cabası. Nedense her biri mektuplarını maddeler halinde ve aynı manzum yazı ağırlığında yazmışlar.Yada birileri yazılanları istedikleri gibi maddeleştirip, hem kelimlerle hemde cümle manalarıyla, istedikleri zamanlarda oynamış.(Pavlus'un bile diğer inanç önderleri tarafından anlaşıl ması güç denilen yazıları bile sabungibi kaygan hale getirilerek diğerlerinin ayarına oturtulmuş)

Hani birinin dili stili ağır gelirde diğerinin ki daha hoş gelir. Bu mektuplarda böyle bir hava yok. Hepsi aynı manzum eser ağırlığında.Baştan aşağı bir kurul tarafından düzenlenmiş havasında. Hem esinlenenlerin mektuplarından oluşuyor, hem kurullar tarafından tekrar tekrar düzenleniyor, hemde ülkelere göre tercümeler yapılıp servis yapılıyor.

Hz.İsa'nın tebliğ ettiklerini silmek kolaydı da (tecrübe sahibiler ya!. Kitap ehli/Kitapta ehil olmayı becermediler ama kitap tahrifatcısı oldular ehiller/ustalar) Hz. İsa'nın varlığını silmek imkansızdı. İnsanların öyle bir peygamberin varlığınıu biliyordu. O halde yapılacak tek şey, Hz. İsa'ya yeni bir kimlik kazandırarak onu diledikleri biçimde tanıtabilmek gerekiyordu. Tanrılara bile bunu yapanlar için bu büyük bir sorun değildi.Yalnız, Ahitlerde birtakım soruların cevap bulması gerekiyordu.İmana davet etti e biz red ettik diyemezlerdi elbette ama ilk geldiğinde neden kabul edilmediğininde izahatı yapılmalıydı.
   
  Bu işide ellerindeki kitaplarında yazdıkları gibi hallettiler. Artık Hz. İsa'dan geriye sadece kullandıkları İSA ismi kalmıştı.Farklılık olsun, kendi görüşerine uysun her dediği tartışılmasız kabul olsun diye, Tanrı kimliğini de İSA'ya yapıştırıverdiler. Artık o TANRI İSA olmuştu. Yahve'nin devamı Baba Tanrının biricik oğlu, Tanrı ile aynı özden olan Kurtarıcı Oğul, Tanrı ilan edilmişti.Böylece, Eski Ahit'i gözardı edip Yeni Ahite yatay geçişi yapıvermişlerdi.

Tüm izleri silmek neden kitaplarınızda Hz. İsa'nın sözleri yok, neden Allah'tan gelenler yazılı değil sorularına cevap olsun diye de, "Hz. İsa kitap getirmedi bizler onun hayatını esinlenerek farklı bakış açılarından yazdık" dediler.
   
  DEVAMI 3. BÖLÜMDE..